Doğaya Olan Borcumuz

İnsanın varlığı dünyadaki ekolojik döngüyü bozma üzerine kurulu sanki. Doğa biz yokken daha iyi bir yer olacaktır. Ne kadar doğaya yardım etmeye çalışan çok olsa da zararımızın daha etkili olduğunu söylemek yalan olmaz. Biz doğaya her ne kadar zarar versek de o bize her konuda yardım ediyor. Hubert Reeves’in de dediği gibi, “Doğa ile savaş halindeyiz, kazanırsak kaybedeceğiz.” Yeşilliğimiz kalmadığında biz de yok olacağız.

İnsanoğlu doğanın işleyişinde büyük rol oynamaktadır. Fakat biz bu rolde üzerimize düşen görevi yerine getirmiyoruz. Canlıların yaşamasında en önemli faktör olan iklimi kullandığımız otomobilden sıktığımız deodoranta kadar bozuyoruz. Doğal alanını bozduğumuz hayvanların nesilleri gün geçtikçe tükeniyor. Artık kaplanların bile nesli tükenmekte olan hayvanlara girdiğini düşünürsek davranışlarımıza çekin düzen verme vakti geldi. Bu önce kişinin üstüne düşüyor. Çöpünüzü yolda giderken sağa sola atmazsanız geleceğimiz bir adım daha garantiye alınabilir. Veya 200 metre için arabaya binmeyebiliriz. Toplu taşıma araçlarının, bisikletlerin, mobiletlerin kullanımı arttırarak atmosfere salınan karbondioksit miktarını azaltabiliriz. Bu da hem bireyin hem de devletin üstüne düşüyor. Alışkanlıklarımızı düzeltmekle başlayan bu yolda elimizden geleni yapmalıyız.

Bireysel olarak ne yaparsak yapalım yapacaklarımız sınırlı. Bunun için devletin ve kurumların alması gereken bazı kararlar var. Biyolojik çeşitlilik insan sağlığı ve esenliği, ekonomik refah, gıda güvenliği ve güvencesi açısından büyük öneme sahiptir. Ayrıca tüm insanlar ve toplumlar için hayati olan diğer alanlarda da önemli bir yere sahiptir. “Spor” adı altında hayvanların katledildiği avcılık eyleminin tamamıyla yasaklanması ve bu tür eylemlerin, hayvanların alanının taciz edildiği, cezası daha ağır olması bu nedenlerden dolayı çok önemlidir. Bu tip insanların yaptıkları pisliğin bir geri dönüşü olmaması rahatlığı ile hareket ediyor. Caydırıcı bir ceza onların bunları yapmalarını engelleyecektir. İnsan hayatı başka bir canlının yaşamından daha üstün değildir. Rus roman yazarı Dostoyevski’nin “Doğaya karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur.” Diye bir sözü vardır bu konuda. Aksi takdirde bizim de bir parçası olduğumuz canlılığın, çeşitliliği azalmaya devam edecektir.

Fiziksel ve psikolojik sağlımıza iyi gelip bizi sakinleştiren doğanın güzelliği bizim yüzümüzden yok olurken öylece oturup izleyemeyiz. Doğa olmadan biz bir hiçiz. Doğaya ne kadar ihtiyacımız varsa onun da bize ihtiyacı var. Onu canlı tutmak bizim elimizde. Duyduğumuz saygı sayesinde gelişecek bu süreçte sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz. Biz doğaya nasıl bakarsak o da bize ona göre davranacaktır.

(Visited 4 times, 1 visits today)