Doğayı Düşünerek İnşa Etmek

Geçtiğimiz yıllarda ülkemiz Türkiye’de kırsal kesimlerden büyük şehirlere olan göçler hala istikrarlı bir vaziyette devam etmektedir. Bu duruma bağlı olarak da büyük şehirlerde olan konut ihtiyacı artmaya devam etmektedir. Büyük şehirlerimizde yaşamın her zamanki gibi canlı olmasına rağmen her yeni bir konut dikildiğinde ya kirlilik oluşturuyor ya da doğaya ve yeşil alanlara zarar veriliyor. Benim (ve muhtemelen bir sürü insanın daha) görüşüme(ne) göre yeni bir şehir planı oluşturmak şart. Aşağıda verdiğim maddeler ile nasıl doğaya zarar vermeden ve kirlilik oluşturmadan bir örnek şehir planı oluşturabileceğimize göz atalım.

1) Yeraltı Apartmanları                                                                                                                                                Bu fikir aklınıza belki biraz garip gelebilir çünkü muhtemelen kendinize, ”Neden böyle bir yerde yaşarım ki?” sorusunu soracaksınız. Böyle bir soruyu kendinize sormamış olsanız bile, yeraltına inşa edilen binaların bazı          avantajları olduğunu düşünüyorum. Bunlardan biri yer tasarrufu olacaktır, bu sayede yeni binalara yer açmak için kullanılan yeşil alanlar daha az yok edilir ve hatta kaybedilen yeşil alanlar tekrar geri kazanılabilir. Bir diğer avantajı da bu binalar adı üstünde yer altında olacağından yalıtım ihtiyacı diğer normal apartmanlara göre çok daha az olacaktır. Bu sayede havaya daha az karbondioksit salınımı yapan binalarla hava daha az kirletir.

2) Daha Yüksek Kapasiteli Binalar                                                                                                                     İleride şehre gelen göçler ile nüfus eskisinden daha da hızlı bir şekilde artacaktır. Bununla beraber ise konutlara olan talep daha da artacaktır. Bu sorunun çözümü bina kapasitesinden geçiyor olabilir. Müteahhitler bina planlarını ( yani her dairenin kaplayacağı alanı), bu binalar daha lüks bölgelerde yani büyük şehirlerde olacağından daha aşırıya kaçarak çizerler. Bina planlarını büyük çizilmesinin amacı tabii ki de kar gütmektir, ama bu duruma el konulmalıdır, müteahhitlere parasal destekle daire planlarının aşırıya kaçmadan tekrar çizmesi istenmelidir. Bu şart sağlandığında bunun beklentisi olarak bir binada olan daire sayısı artacak, böylece bir binada daha fazla insanın oturabilmesi sağlanacak ve konut talebi düşecektir.

3) Gecekondu Oluşumunun Azaltılması                                                                                                Gecekondular, bir büyük şehrin en büyük sorunlarından birisi olarak kabul edilebilir çünkü kullandıkları elektrik ve su kaçaktır. Bunların haricinde gecekondular ayrıca yeni dikilecek binalar için potansiyel alanları da işgal etmektedir. Gecekondular kolayca yıkılabilir ve yeni boş alan açılabilir, fakat sahipleri de bu fırsattan yararlanıp yeni dikilen binadan pay isteyebilirler. Bu durumların bir daha yaşanmaması için alabileceğimiz önlem olmadığından sadece toplumun fakir kesimini ücretsiz olarak boş bir dairelere yerleştirerek gecekondu oluşumunu azaltabiliriz.

Bu maddelerin uygulanmasıyla birlikte bina ve caddelerin geometrik bir düzenle yapılanması sağlanabilir ise konut talebi azalır ve bunun sayesinde doğaya verdiğimiz zararı azaltabilir, kirliliğin önüne geçebiliriz. Ama şuna da değinilmeli ki, bu çözüm yolları haricinde bir sürü farklı potansiyel çözüm yolu olabilir, ayrıca onlar da denenebilir. Ek olarak (bu kompozisyonda vermek istediğim fikirler dışında) büyük şehirlerimize yapılan sürekli göçün engellenmesi veya en azından azaltılmasının da iyi olabileceğinin kanaatindeyim. Ama yine de yukarıdaki maddelerin gerçekten yararlı olacağını ve size de bir bakış açısı kazandırdığını umuyorum.

(Visited 37 times, 1 visits today)