Dönüm Noktası

20 Ekim 2020

Günlüğüm,

     Şüphesiz hayatımın dönüm noktası olan gün 17 Kasım 1997’di. Hatırladığımda hala kanımın donduğu, ellerimin titrediği ve ayaklarımın buz kestiği o olaydan sonra kendime her gece şu soruyu sordum; “ Ya beni götürseydi?”.

     Olay olduğu zaman 5 yaşındaydım ve annemle beraber alışveriş merkezine eve birkaç malzeme almak için gitmiştik. Alışveriş merkezi çok kalabalık ve büyük olduğundan dolayı da oraya karşı yabancılık çekiyordum. Bu büyük yerde kaybolmaktan çok korkuyordum bu yüzden de annemin elini hiç bırakmıyordum. Fakat maalesef ki birkaç parça yemeklik alırken annemin elini bırakmak zorunda kalmıştım. Annem reyona uzanırken bir anda benden birkaç yaş büyük olan bir çocuk bana çarptı ve yere düştüm. Anneme bakmak için arkamı döndüğümde çoktan annem gitmiş başkaları yerinde alışveriş yapıyordu. Hemen yere çömelip ağlamaya başladığımda yanıma -birisi bana çarpan çocuk- 2 tane çocuk geldi. Ellerini uzatıp seni annene götüreceğiz dediklerinde anneme kavuşacağım için çok mutluydum bu nedenle de ikisinin elini tutup beni götürmelerine izin verdim.

     Yaklaşık otuz dakika annemi aramıştık fakat bulamamıştık. Bulunduğumuz marketten çoktan çıkmıştık ve alışveriş merkezinin çıkışına gelmiştik. Beni çıkarmak istediklerinde huzursuzlandım ve ağlamaya başladım. Paniğe kapıldılar ve beni susturmak için elime şeker verdiler. Tabii küçükken şekeri çok sevdiğimden dolayı da hemen susmuştum.

     Beni bir parka getirmişlerdi ve annemin yokluğunu unutup hemen salıncaklara binmek istemiştim. Şimdiki aklımla düşünüyorum ki gerçekten iki çocuk da garip davranışlar sergiliyordu fakat küçükken ne yazık ki bunu fark edememiştim.

     Annemin bana sonradan anlattığına göre yokluğumu fark ettiği ilk an hemen güvenliğe haber vermiş, anons yapılmış ve bütün alışveriş merkezi aranmıştı. Fakat benden bir iz yoktu, son çare kamera kayıtlarına baktıklarında beni ve iki çocuğu çıkarken görmüşlerdi ve bunun üzerine annem kendini sokağa atmıştı. Koşarak annemin adımı bağırdığını yarım yamalak hatırlıyorum. Zaten sonrasında da annem beni bulmuş ve o çocukların elinden uzaklaşamadan kurtarmıştı.

     Akşam eve gelip televizyonu açtığımızda haberlerde bizi şoka uğratan bir haber gördük. Beni kaçıramayınca alışveriş merkezine geri dönen çocuklar başka bir çocuk daha kaçırmışlardı fakat ne yazık ki çocuk saatler geçmesine rağmen hala bulunamamıştı.

     Olayın ardından 1 hafta geçmişti fakat çocuk hala bulunamamıştı. Umut ışıkları yavaş yavaş sönmeye başlamıştı ki acı haber geldi. Maalesef ki küçücük çocuk onu kaçıran iki çocuk tarafından canice katledilmişti. Meğerse kaçırıldığı gün çocuğu yara bere içinde gören ve şüphe duyan tam on iki insan varmış fakat yanında da iki çocuk olduğu için oyun oynarken yaralandığını düşünmüşler. Hatta aralarından birisi telefonunu polisi aramak için çıkardığında komşusu onlar oyun oynuyorlardır diye aratmamış.

     Bir çocuk, hele hele on- on bir yaşlarında olan bir çocuk neden cinayet işler bu yaşımda hala aklım almıyor. Bir de onca insanın görüp de polisi aramaması… Lütfen bu tür durumlarda kayıtsız kalmayalım. Küçükken olanların pek de farkında değildim ama büyüyünce gerçekten de ucuz kurtulmuşum diyorum fakat bir yandan da o çocuğa üzülüyorum.

Gerçek yaşanmış bir olaydan esinlenilmiştir.

(Visited 20 times, 1 visits today)