Dört Mevsimin Evi: Ankara

Yaprak çıtırtılarının kulaklarımızı okşadığı mevsim, sonbahar, Ankara’da bir başkadır. Sokaklarda umutların gezindiği, sımsıcak çayın kahkahalarla karıştığı eşsiz bir dönemdir,güz. Aşıkların birbirlerini ısıtan bakışmalarına ev sahipliği yapan sonbaharda sevmek,sevilmek karamsar güruhun üstünü örterken, saçınızı okşayan bir baba sıcaklığıyla sarılır size.Kuru yaprakların özgürce etrafa savruluşu birçoğumuzu temsil eder Türkiye’nin kalbinin sokaklarında.Hastalıktan önce içilen zencefilli ıhlamur gibidir sonbahar.Sizi hem kendine alıştırır hem de kapıda bekleyen Ankara ayazına.Sonbaharın tüm hızıyla Ankara sokaklarını kovaladığı bu dönemde insanın sevesi gelir hem de çok sevesi.Bir yavru kediyi sevmek gibi,bir çiçeği sevip derin derin koklamak gibidir sonbaharda yaşanılan duygu çeşitliliği.Etkisi uzun süren güz,kış kapıdayken son sarı yapraklarını kapınıza savurup usulca terk eder sizi,Ankara’yı. Birçok duygunun,karmaşının üstüne gelen kış,her şeyi silip süpürür,Ankara ruhu hariç.Yeni bir başlangıç için fırsattır Ankara ayazı.Kokusu odadan çıkıp şehrin sokaklarına yayılan kahvenizi içerken düşünecek çok vaktiniz olur.Bir duraksama,yenilenme ya da çöküş dönemidir kış.Şehrin beyazlarla bürünüp gizlendiği bu günlerde sokaklarda kırmızı bereli,bir elinde havuç bir elinde zeytin taşıyan çocukları hatta yaşlıları görmeniz muhtemeldir.Ankara’nın ayazı öyle başka soğuklara benzemez bazen bir tokat bazen bir dost etkisi uyandırır insanlarda.Sokaklarda insanlardan çok kardan adamlarla karşılaşacağınız bir kışın ev sahibidir Ankara.Ayazın şehri yavaş yavaş terk ettiği, sokaklardan elini çektiği dönem ilkbaharın geleceğini haber verdiği dönemdir.Soğuk,sert  ve  temizlenmiş bir Ankara’yı samimiyetiyle,gülüşüyle,kelebekleriyle karşılar ilkbahar.Ankara’nın kendisinden çok azimle çalışan arıların vızıldamasını duyacağınız ilkbahar, bir terapi gibi karşılar sizi.Hayatın güzelliklerini,doğanın ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu gösteriri bize.Ankara’nın çiçeklere büründüğü ilkbahar,her zorluğun ardında bizi bekleyen bir baharı hatırlatır yine yeniden.Sert geçen kıştan sonra baharın bizi çok büyük bir şefkatle beklediğinin örneğidir,Ankara baharı.Kendimizi kuşların dünyasında bulduğumuz, farklı bir dünya keşfettiğimiz bir mevsimdir, ilkbahar.Ve ardından buzlu içeceklerin elimizden düşmeyeceği,bazen kavurucu bazen esintili bir mevsim kapıyı çalar.Yaz, ilkbahardan sonra,öğrenciler için upuzun bir tatil,çalışanlar içinse bir nefes alma dönemidir.Yaz rahatlayan Ankara’yı gezmek, tarihiyle ilgilenip, müzelere gitmek için en doğru zamandır.Buz gibi kahveyle gidilen seğmenler parkı ve kuğulu parktan sizi olsa olsa ayazıyla korkutan kış kaldırır.Ankara güneşinin yemyeşil çimenlerle buluşup,tenimizde dolaştığı bu 3 ay size bir çocuğun pamuk şeker alıncaki hislerinin tıpatıp aynısını yaşatır.Nadirde olsa hala var olan açık hava sinemalarına gitmek,trafikten arınmış Ankara yazında yapılabilecek en güzel şeydir. Ankara’da her mevsimde yeni bir sizi,yeni bir Ankara’yı keşfedersiniz.Buz gibi suların,durmadan çalışan arıların,hayatı bir güne sığdırıp, özgürce kanat çırpan kelebeklerin evidir, Ankara.

(Visited 174 times, 1 visits today)