Dünyada Sadece Biz Yokuz

İki metrekarelik bir kafeste yaşamak zorunda olduğunuzu düşünün. Doğumunuzdan itibaren ailenizden koparılıp, birisi tarafından satın alınmayı bekliyorsunuz. Çok acı değil mi? Fakat tüm bunların yaşandığı yerler var; petshoplar.

Birçok ülkede petshoplar bulunuyor ve yaygın olarak hayvan alım-satımı yapılıyor. Dünya hayvan hakları koruyucuları petshop bulunduran ülkeleri sıraladığında İngiltere,İsviçre,Avusturya gibi ülkeler A alırken maalesef ülkemiz E alarak çok kötü bir konumda bulunuyor. Son zamanlarda artan hayvan ölümleri ise petshoplar kapatılmalı mı? Sorusunu akıllara daha fazla getirmeye başladı. Küçücük kafeste zaten baskı içinde olan hayvanlara zulüm gösteriliyor, aç bırakılıyor ve üstüne bir başka canlının sorumluluğunu üstüne alıp alamayacağını bilinmeyen herhangi bir insana satılıyor. Aslına bakarsanız bütün bu durumların sonucunda bu sorunun cevabı gayet net olmasına rağmen halen daha hayvanlara bu zulüm devam ediyor. Eğer kapatılmıyorsa da birçok çözüm getirilebilir; petshoplar ile barınaklar birleştirilip sadece ilgili bir sertifikayı alan kişiler hayvan bakabilmeli, besleyebilmeli. Ayrıca sadece petshoplarda değil sirklerde, hayvanat bahçelerindeki hayvanlar içinde bu geçerli olmalı, cins türler ayrı olarak beslenmeli, bakılmalı. 

Çorlu’da yaşanan eziyet olayında olduğu gibi suçlu kişi para cezasını ödeyerek, hapse girmeden suçlamalardan kurtulabiliyor. Ceza bedelleri her yıl belirlenerek Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ilan ediliyor.

Türk Ceza Kanunun hayvan hakları konusunda en büyük eksiği yukarıda verilen örnek gibi hayvanlara zarar veren kişilere herhangi bir ceza verilmeyişi. Birçok gelişmiş ülkenin kanununda hayvanlara hissedebilen varlıklar tanımı verilirken Türk Ceza Kunununda böyle bir ibare bulunmuyor. Bu da insanlara hayvanlara zarar verme konusunda bir özgürlük sağlıyor. Kanunumuzun unuttuğu en büyük şey onlarında bizim gibi birer canlı olduğu. Onlarında sevgiye, sevilmeye ihtiyaç duyan varlıklar olduğunu hepimiz unutuyoruz. Nasıl bir insan tutsak duruma düştüğünde kötü, çaresiz hissediyorsa hayvanlar içinde bu geçerlidir. Acilen bu duruma önlem alınmalı, hak eden cezasını almalıdır. Sırf evladını mutlu etmek için petshoptan köpek alıp, ‘iyi’ ebeveyn oldum diyebilmek için hayvan aldıktan sonra sokağa bırakmak yukarıda verdiğim örneğe gösterilecek en iyi durumdur. O küçük çocuk hayvanı seviyorum diye işkence çektirecek, daha sonra hayvan büyüyünce doğada nasıl yaşanmasını bilmeyen hayvanı ormana bırakmak insanlığın geleceği son raddedir. Petshoplar gibi barınaktan hayvan sahiplenen insanlarda bir sertifikaya sahip olmalı, canlı beslemede bir tecrübe sahibi olmalıdır.

Bu dünyada sadece biz yaşamıyoruz. Nasıl bizim yaşama, barınma gibi haklarımız varsa hayvanlarda bunlara sahip. Hayvan haklarına saygılı olmayı tüm insanlık olarak öğrenmeliyiz.

(Visited 143 times, 1 visits today)