Dünyam

Oda insanın sahip olduğu en kendine ait yeridir. Odalarımız bizleri yansıtır. Aslan yattığı yerden belli olur demiş atalarımız. İnsan kendine verdiği değeri, kendine olan saygısını, kişiliğini odasının duvarlarına ve mobilyalarına yansıtır. Dinlediğimiz müzikler ve arkadaşlarımızdan kalan anılarımız ele geçirir odalarımızı. Kendimiz olabildiğimiz tek yerdir orası. Ben de bu yazımda size odamı tanıtacağım. Öncelikle fotoğraf koymam gerektiği için odamı toplamalıyım.

İlk olarak kapımdan başlayalım. Geçen sene hem evdeki hem de dünyadaki ataerkil düzene ve cinsiyetçiliğe sinirlenip kapıma böyle bir kolaj hazırlamıştım. Her kapımdan içeri girerken o yazıları ve fotoğrafları görmek beni motive ediyor. Kapımın diğer tarafında yalnızca bir çizgi roman posteri var.

Kapıdan girdikten sonra sağ taraftaki duvarımı çok seviyorum çünkü tüm arkadaşlarımın bulunduğu bir kolaj var. O kolaj bana hayatın sıkıcılığına ve yoruculuğuna rağmen yaşama sebeplerimi yani arkadaşlarımı hatırlatıyor. Onun yanında ise bir zamanlar en sevdiğim film olan Harry Potter posteri var. Onu bana kitap fuarında pek yakın olmadığım bir arkadaşım vermişti ben de onu duvarıma asmadan önce içine o arkadaşımla ilgili güzel şeyler yazmıştım. Not: o arkadaşımla artık görüşmüyorum ve ona çok gıcık oluyorum. O duvarın en altında ismini bilmediğim garip bir şey var ama odama antik bir hava kattığı için memnunum.

Az önce bahsettiğim duvarın devamında internetten bulup çıkardığım bir uzay resmiyle Merkür yazan, köpeğimin adı, poster gibi bir şeyin arasında dünyanın meşhur şehirlerinin olduğu bir kolaj var. Bir gün o şehirlerin hepsine gideceğimi biliyorum. Onların altında çok sevdiğim ve aşırı rahat olan koltuğum var. O koltuğu kardeşim odamda uyumak istediğinde yatağımla birleştirip ona yatak yapmak için de kullanıyorum.

Koltuğumun karşısında yatağım var. O yatağı bu eve taşınırken kardeşime yeni oda takımı bakarken görüp aşık olduğum için almıştık. Yatağın en muhteşem yönü yanında USB girişi olması, onun sayesinde gece telefonumu şarja koymak için ayağa kalkmam gerekmiyor. Yatağımın üstünde Ay’ın halleri ve Satürn ile ilgili bilgiler ve muhteşem resimler var. Onun bir yanında ünlü sanat eserleri ve onlarla dalga geçilmiş resimler var. Diğer yanındaysa şarkılarıyla beni hayata bağlayan, her yönüyle kendime örnek aldığım ve bence dünyanın en yakışıklı insanı olan rahmetli Cem Karaca’nın posteri var. Hepsinin üstünde çok güzel küçük ampullerim var.

Yatağımın yanındaki komodinin üstünde geçen sene Ankara Kalesi’nden aldığım antika pikabım var. Onun da yanında yarısını okuduğum yarısını ise okuyacağımı düşlediğim kitaplığım var. Kitaplığımın devamında üstünde Müzeyyen Senar, Özdemir Erdoğan, Barış Manço, Ferdi Özbeğen ve tabii ki Cem Karaca plaklarımın; çizgi romanlarımın, kendi yaptığım killerin, yaptığım takıların, Makers dersinde hocanın yaptığı ve bana verdiği yarı Einstein portresinin ve ders eşyalarımın olduğu büyük bir rafım var. Rafımın üstünde Müslüm Baba’nın, Cem Karaca’nın, Einstein’ın, Harry Potter’ın ve en sevdiğim film olan Leon’ un küçük posterleri var.

Odamın son ve en çok kullandığım kısmı olan masam. Hakkında söyleyeceğim pek bir şey yok aslında. Masamın üstünde büyük bir duvar örtüm, onun çevresinde ise ledlerim var. Masamın yanındaki duvarda Asu Duvar’ım var. İsminin bu olmasının sebebi Asu’nun

derste uyumadığı nadir anlarda karaladığı ve bana çizdiği resimleri asmış olmam.

Ben odamı çok seviyorum ve bana ait hissediyorum. Elbette daha ekleyeceğim ve planını kurduğum çok şey var ama odamın her halini seviyorum. Odamın da benle beraber büyüyeceğimi biliyorum.

(Visited 4 times, 1 visits today)