Dünyanın Ötesinde Dünyanın Geleceği

İnsan zekası ile teknolojinin doğuşu, bugün bizi bambaşka bir serüvene sürüklemektedir. Kendi gezegenine sığmayan insanoğlu,gördüğü, merak ettiği  bu merakın sonucunda gelişen uzay teknolojisi ile uzaya uydular, astronotlar ve roketler göndermektedir. Uzay araştırmaları sonucunda, hayatımıza giren ve devam eden uzay çalışmaları ile daha birçok teknolojinin  gelişeceği de düşünülmektedir.

Mesela,bugün uzaya astronot göndermeden, oldukça basit enerji ve makinelerle, pek çok keşif ve çalışma yapıldığı bilinmektedir. Bu keşif ve çalışmaların başında ise, dünyanın etrafında kendisine yakın olan asteroitler gelmektedir.

Mars ve Jüpiter arasında kalan gök cisimlerine asteroitler denilmektedir. Güneş sisteminin içerisinde, yaklaşık altmış milyon asteroit yer almaktadır. Ancak bilim adamları henüz, dünyanın çok yakınından geçen yörüngelere sahip bu asteroitlerin %1’den daha az bir kısmını keşfetmiş durumdadır. Dünyaya yakınlıkları ise, bu asteroitleri kaynak aramak ve geliştirmek adına, oldukça cazip bir hale getirmekte ve büyük şirketlerin iştahını kabartmaktadır.

Nitekim asteroitlerin hepsi keşfedilmemiş olsa da, çok yüksek kalitede madenlere sahip oldukları bilinmekte, hatta bazı alanlarda kullanılmaktadır. Hem de dünyadakinden ucuza mal edildiği söylenmektedir. Bu nedenle uzay bilimi, son  zamanlarda bu madenlerin araştırılmasına daha da fazla yönelmiş durumdadır. Başlangıçta tıp ve sağlık birimleri gibi alanlarda kullanılan platin grubu elementleri keşfi, şu sıralar demir,nikel altın ve kobalt gibi madenlerin arayışı ile devam etmektedir.

Asteroitlerdeki daha fazla madenin düzenli olarak getirilmesi ve kullanımı, bizi çevrelemiş olan ekosistem açısından da oldukça önemlidir. Bilindiği üzere maden çıkartmak,doğaya ciddi ve geri dönüşü olmayan zararlar vermektedir. Madenlerin uzaydan getirilmesi ile bunun önüne geçilecektir. Çevre dostu makine ve ürünlerin sayısı bu madenlerin sayesinde artacaktır.

Ayrıca, dünya nüfusunun hızla artması ve dünya rezervlerinde sona yaklaşılması, bu madenlere gerekliliğin başka bir boyutudur. Dolayısı ile uzayda var olan bu madenlere ulaşmak ve sahip olmak, hemen hemen bütün gelişmiş ülkelerin hedefleri arasındadır. Henüz istenilen seviyelerde olmamasına rağmen, bugün gelişmiş pek çok devlet ( Lüksemburg,Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği ülkeleri), kendi yasaları içerisinde uzay madenciliğine yönelik, ayrıca düzenlemeler yaparak yer vermiş durumdadır.

Bugün teknolojik çalışmalardan daha çok finansal alt yapılar oluşturulmuş olsa da bu verimli madenlerin daha da fazlasının uzaydan elde edilmesi, dünyaya getirilmesi işlenmesi ve hemen hemen her alanda kullanılması, çok da uzak bir ihtimal gibi durmamaktadır. Bu nedenle uzay madenciliğinin artık bir bilim kurgu olmasının ötesine çoktan geçtiği bir gerçektir ve bu konu ile ilgili tartışmaların havada kaldığı söylenebilir.

 

 

(Visited 33 times, 1 visits today)