Duyguların Aynası

Aynı ülkede yaşayıp farklı coğrafyalarda bulunan bazı insanlar klasik müzik dinlemekten hoşlanırken kimilerinin de pop müziği sevmesi ya da bir kişinin kulağına hoş gelen her müziğe ilgi duyması sizce basit bir tesadüften mi ibaret?

Müzik, insan ruhunun derinliklerine inip orada saklı kalan duygulara ulaşan ve bu duyguların eşsiz bir melodiyle dışa aktarımını sağlayan bir aynadır. Yüzyıllar boyunca müzik, bireylerin kendini ifade etme şekli olmasının yanı sıra bir hayat tarzı olmuş ve birçok dönemde de kendini göstermiştir. Müzik türlerinin doğmasındaki başlıca etkenler ise: Toplumun yaşamakta olduğu bölge ve yine toplumun yarattığı kültürdür. Günümüzde de “Coğrafya insanın kaderidir.” ifadesi birçok farklı durumun da nedeni olduğu gibi müzik zevkinin ortaya çıkmasında hâlâ büyük bir faktöre sahiptir.

İnsan, küçük yaştan itibaren kendi kültürüne ait olan müziklerle iç içe kalıp hep onları dinlerse ilerideki yaşlarında, büyük bir olasılıkla, aynı tarzdaki şarkılara ilgi duymaya devam edecektir. Bu kişilerin aynı müzik türünde takılı kalmasının temelinde yenilik korkusu ve alışkanlıktan vaz geçememe durumları yer almaktadır. Aynı zamanda farklı tarz müzikler -güzel olsa bile- en baştan o bireyin kafasında sevilmemek üzere programlıdır. İstisnai bir durum olan “yalnız bir tip müzikle bağ kurma durumu” dışında genel olarak farklı müzik türleriyle etkileşim halinde olanlar, dinlediklerini istemeden kendi kişilik tipleri ve özelliklerine göre seçmektedir.

Yapılan bilimsel araştırmaların ışığında, dinlediğimiz şarkıların hayatı algılama biçimimizle beraber karakterimiz hakkında da bizlere bilgi verdiği keşfedilmiştir. Bu türler belli bir kategoriye ayrıldığı zaman birçok kişilik tipi oluşmaktadır. Bunlara örnek olarak: Pop müziğe ilgi duyan insanların dışa dönük ayrıca çok sosyal bireyler olduğu gözlemleniyor. Hayata karşı duruşlarının da daha pozitif, yapıcı olduğu aynı zamanda çok enerjik ve eğlenceli bir kişilik yapısına sahip oldukları öne sürülüyor. Bu karakter yapısına sahip olanların genellikle meslek hayatlarında insanlarla sık sık diyalog kurabilecekleri alanlara yoğunlaştığı bilinmektedir. Pop müzik hayranlarından daha farklı özelliklere sahip olan rap müzik severler ise diğer müzik türlerini dinleyenlere nazaran hayata karşı daha agresif, kibirli ve yaptıkları işlerde de bir o kadar öz güvenli olurlar. Rap ve pop müzik severlerinin karakter yapıları ve hayat algılarında hiçbir ortak noktaları olmamasına karşın, birbirine tamamen zıt olan klasik ve rock müzikten hoşlanan insanlarda birçok ortak özelliğe rastlayan bilimsel araştırmalar, bu iki türün ortak noktasının yaratıcılık olduğundan bahsediyor. Farkları ise klasik müziği sevmeye daha yatkın olanların biraz daha içe dönük ve kendileriyle daha barışık oldukları varsayılırken rock müzik dinleyenlerin tam tersi olduğu düşünülüyor. Buna rağmen iki türün de ruhtaki derin yaraların acısını hafifletmek için kullanıldığı kaçınılmaz bir gerçek. Duygusal anlamda bir çöküş yaşandıysa kişinin klasik müziğe; sinirlerini yatıştırmak, sinirini bir şekilde atabilmek için ise rock müziğe yöneldiği ortaya çıkmıştır. Meslek hayatlarında koşuşturmalı bir işe sahip olan ve zor koşullarla baş etmek zorunda kalanlar, genellikle doktorlar ve avukatlar, klasik ve rock müziğe merak sarar.

 

 

 

 

Müzik seçimlerimiz genel hatlarıyla benliğimizi yansıtsa da kim ne dinlerse dinlesin en önemlisi ve en gerçek olanı müziğin evrenselliğidir. Hangi kültürde ya da hangi coğrafyada olursa olsun müzik, insanları bir araya getirir ve onları sakinleştirir. Hayatta bazen kelimelerin yetersiz kaldığı zamanlarda devreye girer. Çünkü müzik, duyguların en güzel dışa vurum şeklidir. Tıpkı Friedrich Nietzsche’nin de dediği gibi “Müzik olmadan hayat bir hata olurdu.”

(Visited 19 times, 1 visits today)