Ege ve Annesi

Ege’nin hayatı hiçbir zaman kolay olmamıştı, o sadece 5 yaşındayken ailesinin boşanması onu çok etkilemişti ve 10 yaşına kadar sadece annesiyle geçinmişti. Annesi tek başına ikisini de geçindirmekte zorlandığı için daha 8 yaşında iken okuldan ayrılıp evde yardım etmesi gerekiyordu. O ev işlerini hallederken de annesi işe gittiği için hiç serbest değildi ve annesi ile konuşmak dışında nerdeyse hiç konuşmuyordu. Bu hayat tarzı ikisini de hayattan bezdirmişti ve artık dayanama halde gelmişlerdi. Annesine göre artık evde işlere yardım edecek ve Ege’ye hayatını yaşamasını sağlayacak yeni bir babaya ihtiyaç vardı fakat Ege sadece eski babasını geri istiyordu ve yeni birinin gelmesini reddediyordu. Annesi de Ege’nin ağlamalarına dayanamayıp yeni biriyle hiç görüşmüyordu. Her şey annesi işinden kovulunca değişti.

 

İşe çok fazla geç kaldığı için Ege’nin annesi kovulmuştu ve artık bir gelir kaynakları yoktu, bu yüzden annesi artık onlara yardım edebilecek birini aramaya başladı. Ege ne yapacağını bilemiyordu ve oda artık sadece odasına durup bütün gün annesini izliyordu. Annesi bu sırada üzgünlüğünü azaltmak için daha çok alkol almaya başladı ve günün çoğunda alkolik olduğu için Ege’ye de zarar vermeye başladı. Bu noktada annesine bile dayanamayacağını gören Ege gün geçtikçe hayattan ümidi azalıyordu. Bir gün artık annesi o kadar kendinde değildi ki gökten sesler duyamaya başladığını düşündü.

 

Bir gün annesi, yine sarhoş iken aniden bir ses duymaya başladı. Başta korktu fakat sonra bunun ona gelen bir mesaj olduğunu düşünmeye başladı. Ses “Artık zor günlerin bitecek, sadece bana olan sağdıklığını kanıtlamalısın ve istediğin her şey gerçekleşecek” diyordu. Artık bu sesi üç gün boyunca duyduktan sonra anne, bir şekilde yanıt vermeyi denedi. Sadece içinden “Tamam, ne yapmam gerekiyor” diye düşündüğü an ses ona yine geldi. Bu sefer “Benim için bir kurban lazım, böylelikle kendini kanıtlayabilrisin.” diyordu. Anne tekrar sordu, “Neyi kurban etmeliyim, bu durumdan çıkmak için her şeyi yapmaya hazırım”. Bundan sonra birkaç gün geçti, ses hala ortada yoktu. Anne hayal mi gördü gerçek bir şey mi duydu emin değildi.

Artık sesten ümidini kesmişti ve tekrar içmeye dönmüştü ki o anda sesi tekrar duydu. Ses artık oğlu Ege’yi kurban etmesini ve ederse bütün hayatının normale döneceğini söylüyordu. İçki ve o hayali sesten gözü dönmüş anne de artık mutfağa gitti, büyük bir et bıçağı aldı ve Ege’nin odasına doğru gitmeye başladı. O sırada gelen sesleri duyan Ege kapıyı açtı ve o anda gördüklerine inanamadı. Hemen kapıyı kapadı ve etrafta kaçabileceği bir yol aramaya başladı. Annesi gittikçe yaklaşıyordu ve Ege’nin artık bir ümidi kalmamış gibi gözüküyordu fakat tam o anda halısının altına bodruma giden bir kapı gördü, tam da annesi odaya girmişti ve düşünmeye fırsat olmadan kedini yerdeki kapıdan içeri attı…

(Visited 3 times, 1 visits today)