Eğitim Şart!

Okul, eğitim-öğretim, eğitim sistemi. Tanıdığımız, kulağımıza aşina kelimeler bunlar. Eminim sizin de bu sözcükleri duyduğunuzda aklınıza kara bir tahta, okul bahçesinde koşturan çocuklar veya keplerini havaya fırlatan içleri gerçek hayatla tanışma heyecanı ile dolup taşmış üniversite mezunları geliyordur. Bu gayet normal, çünkü okul kavramı bizim için budur: çocuklar küçük yaştan itibaren okula gitmeye başlarlar ve işlerine yarayacak bilgileri hazır olana kadar yani olgunlaşana kadar öğrenirler. Yeterince büyüyünce de hayata hazır bireyler olarak yaşamaya başlarlar. En azından eğitim sistemlerinin temel gayesi budur. Fakat okulların çocukları hayata gerçekten hazırlayabildiklerini söyleyebilir miyiz?

 

Benim ve benim gibi düşünen çoğu kişinin bu soruya cevabı “hayır” olacaktır. Bu yazıda cevabımın nedenlerini anlatmaya çalışacağım. Öncelikle; eğitim sisteminin sürekli olarak çocukları yarış içine sokması, çocuklara bilgiyi verip daha sonra onlardan bunu hatasız kullanmalarını bekleyerek okulları çocukların gözünde hafta içi her gün gidilmesi gereken ve mutsuz olunan bir bina imajını oluşturur. Bu da takdir edersiniz ki çocukların öğrenme isteğini, merakını günden güne öldürmektedir. Ayrıca verilen teorik bilgiler çocuğun ileride kendisini iyi bir işe girmek için pazarlaması gerektiğinde kendisini iyi bir şekilde ifade etmesine yaramayacak. Çocukların “seviyesini” sadece üzerinde 4 ya da 5 şıklı sorular olan bir tomar kağıtla ölçmek kulağa saçma geliyor. Çünkü o çocuk mezun olup da hayatın sert beton duvarına çarptıktan sonra tekrar ayağa kalkmasına yardım etmeyecek o bir tomar kağıt.

Bizler çocuklarımıza artık insan habitatı haline gelmiş büyük şehirlerde hayatlarını nasıl idame edeceklerini değil mezun olduktan sonra elimizin kiri o kağıt parçasını nasıl elde edeceklerini ve bunun için neleri bilmeleri gerekiyorsa onları öğretiyoruz. Hayır, bu hayata hazırlamak değildir. Üzücü bir şekilde bu eğitim sisteminin hala uygulanıyor olmasından yola çıkarak paranın bizler için hayat demek olduğu sonucuna varıyoruz. Lakin yanılıyoruz. Hayat bambaşka bir şeydir. Evet, para şu an her şey demek olabilir ama biz bunu eğitim sistemini değiştirerek, çocuklara hayatın ne demek olduğunu matematikten, fizikten kimyadan ibaret olmadığını öğretirsek –ki bunu biliyoruz– işte o zaman okullar amacına ulaşır. İşte o zaman çocuklar mezun olup da hayatın o sert beton duvarına çarptıktan sonra ayağa kalkıp öz güvenle ve ne yaptıklarını bilerek yani hayatla mücadele etmenin ne olduğunu bilerek duvarı aşarlar. İşte o zaman amacına ulaşmış eğitim sisteminden çıkıp hayatlarını tam manasıyla yaşarlar.

(Visited 33 times, 1 visits today)