El Alem Ne Der?

Aslında kim bu el alem ilk onu tartışmak lazım. Bu el alem çoğu kişiye göre değişebilir. Kimine göre bu kişiler komşu, bazılarına göre arkadaş olabilir. Ama insanların arkasından gerçekten ne yaşadıklarını bilmeden konuşmak çok yanlış. Çünkü belki bir gün o kişinin durumuna düştüğünüzde ayıpladığınız o şeyi kendiniz yaparken bulabilirsiniz. Ve sırf daha şanslı olduğunuz için başkalarının duygularını düşünmeden konuşmanız yanlış. Eğer kendi hayatıma bakacak olursam ben o kadar çok insanların düşüncesini takan biri değilim. Ama bazen giydiğim kıyafetlerde bu soru beni çekindiriyor. Ya kötü giyinirsem, ya insanlar bana yakışmadığını düşünürse gibi. Belki de çok ciddi bir şey değil bu söylediklerim ama bunların ciddi bir yanı da var. Bir sürü kadını günlük hayatta rahatsız eden bir yan. Umarım herkes gerekli hoşgörüyü kazanır zamanla. Çünkü insanların kafasında o kadar büyük etki bırakabiliyor ki bir takım sözler, davranışlar, bakışlar travma bile yaratabiliyor.
Peki bazen bu el alem en yakınlarımız olursa. Annemiz, babamız veya abimiz. Yada diğer aile üyeleri. Bazen de bu kişilerin diyeceği şeylerden korkup istediklerimizi yapmıyoruz. Peki bu başkalarının dedikleri daha ne kadar hayatımızı etkileyecek? Artık her şeye bir dur deyip kendimizi ön plana çıkarma vakti gelmedi mi artık. Bence bir süre sonra kendimize iyi gelmeyecek olan tavsiyeleri duymamaya başlamalıyız. Çünkü o tavsiyeye uyduğunda ulaşacağın şey yada o an yaptığın şeyden mutsuz ve huzursuz isen onu yapmayı acilen bırakman lazım. Çünkü hayat gerçekten çok kısa ve insanların ne dediğini düşünene kadar o kadar çok andan mahrum kalıp kendimiz olamıyoruz ki. Toplum baskısı her yerde çok fazla var. Ne kadar kolay bir şeymiş gibi konuşsak da kulak asmamayı aslında hiç değil. Çünkü insan insana muhtaç ve maalesef her zaman ne düşündüğünü bilmeye de ihtiyacı var. Bunları bilmediğinde kafasında hep bir soru işaretiyle dolanıyor. Bu soru işareti de çoğu zaman özgüvensizlik olarak geri tepiyor. Zaten kimsenin ne dediğine takılmayıp o soru işaretini kıranlara özgüvenli diyoruz. Keşke öyle olabilsek.
Bu özgüven hayatta her zaman bir adım öne çıkarıyor insanları. Çünkü bazen insanların ne diyeceğini düşünüp bazı yapmak istediğimiz şeylerden vazgeçiyoruz. Ve bazen de bu vazgeçtiğimiz şeyler aslında çok farklılık yaratabilecek şeyler oluyor. Ama bazı gereksiz insanlar yüzünden yapmıyoruz ki bazen demelerine bile gerek kalmıyor çünkü kafamızda zaten ne diyecekleri hakkında senaryolar yazan bir soru işareti var. O soru işaretini kırmanın nasıl yapılacağı hakkında hiçbir fikrim yok. Ama öyle yaşamaya çalışıyorum. Belki de bu o soru işaretini kırmada izlenecek yoldur. Sonuç olarak özetlediğimiz de biz ne kadar iyi olursak olalım her zaman bir el alem olacak. O el alemi duymamanın tek yolu da kafamızdaki o soru işaretini kırmak.

(Visited 13 times, 1 visits today)