Emeğin Makineleşmesi

0

Son derece hızlı bir şekilde gelişen makineler ve her geçen gün bambaşka yeniliklerle dinamizmini koruyan teknoloji sayesinde hayatımız bir hayli kolaylaşıyor. Yeni buluşların icat edilmesiyle ve bunları takip eden son nesil cihazların üretilmesi ile teknoloji ve makineler hayatımızın birçok alanına derinden sirayet ediyor. Tabii her ne kadar bu teknolojik gelişmeler bizlere pek çok kolaylık sağlasa da kendine has sorunları da beraberinde getiriyor. Teknolojinin gelişmesi ile hayatımıza giren sorunların en önemlilerinden biri ise robotların ve makinelerin üretim gücüne hükmetmesi.

Teknolojinin gelişmesi ile her geçen gün makineler güç gerektiren veya ince işlem gerektiren işlerin üstesinden gelmeye muvaffak oluyorlar. Başta yalnızca üretim bantlarının hareket mekanizmaları ile sanayiye dahil olan makineler gittikçe daha çok alanda etkinleşmeye başlıyor ve bunun sonucu olarak da sanayide insansız üretim anlayışına doğru evrilen bir süreç peyda oluyor.

Makinelerin kompleksitesinin artması ile gelişmiş robotlar ortaya çıkıyor ve bu robotlar insanların yaptığı işleri çok daha yüksek bir hızla ve ziyadesiyle kusursuz bir şekilde gerçekleştirmesi ile iş dallarında insanlardan ziyade robotlar tercih edilmeye başlıyor ve bu durumda insanlık için kısa vadede ve uzun vadede olmak üzere iki sorun meydana getiriyor.

Sanayinin mekanikleşmesi ile kısa vadede özellikle emekçi kitleleri vuracak ani bir işsizlik sorunun baş göstermesi muhtemel görülüyor. Uzun vadede ise bir noktadan sonra her işi robotların yapması ile insanlara yapacak meslek kalmaması sorunu ortaya çıkıyor.

Kısa vadeli problemimiz olan ani işsizlik patlaması sorununun muhtemel çözümü ise tarihimizdeki ipuçlarında yatıyor. Yaklaşık 300 yıl önce 18. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde matbaa ilk yaygınlaşmaya başladığında toplum günümüze benzer bir ani işsizlik riski ile karşılaşmıştı. Kültürümüzde de önemli bir yeri olan hattatlar matbaanın icadı ile işsiz kalma tehlikesi geçirmiş ve emekçilerin bu zanaat ile uğraşan bölümü haklı olarak durumdan ciddi biçimde şikayetçi olmuştu. Bununla birlikte bir karar alınarak dini kitapların matbaa ile basılması yasaklanarak hattatların iş kolunun bir süre muhafaza edilmesi sağlanmış ve bu durum üzerine genç nesilde hattatlığa yönelim dengeli bir şekilde azalırken hem mevcut hattatlar işlerinden olmamış hem de matbaanın üretime dahil olması engellenmemişti. Hattatların zamanla azalması ile de koleksiyonlara yönelik üretim yapan küçük bir hattat topluluğu hariç hattatlık genel olarak nicel popülaritesini yitirdi ve bir süre sonra dini kitapların matbaalarda basılması da serbest bırakıldı.

Yaklaşık üç asır Hattat-matbaa ilişkisini günümüzdeki işçi-makine ilişkisine uyarlarsak, robotların yol açacağı kısa vadedeki ani işsizlik patlamasının çözümü açık bir şekilde karşımıza çıkıyor. Öncelikle mesleki eğitimlerin dengeli bir biçimde mekanikleşen üretim kollarından mekanikleşmesi şu an için ön görülmeyen üretim kollarına yöneltilmesi ile ileriki zamanlar için mekanikleşen sanayiye yol açılması gerekiyor. Üretimin şu anki vaziyetinde ise mevcut üretim kolundaki emekçilerin hakkının kardan önce tutularak korunması ve mesleki eğitimde bu alan yetişecek iş gücünün bulunmaması sebebi ile zamanla oluşacak iş gücü açığının da makineler ile dengelenmesi ile bahsi geçen iş kolunun dengeli bir şekilde mekanikleştirilmesi gerekiyor. Bu iki aşamalı planın uygulanması ile sanayinin emekçilerin hakkı yenmeden mekanikleşmesi mümkün gözüküyor.

Emekçinin hakkının yenmeden sağlıklı bir şekilde gerçekleşecek mekanikleşmiş üretime geçiş sırasında devletin ciddi bir şekilde durumu kontrol etmesi ve kâr amacıyla patronların bu mekanikleşme sürecini emekçinin aleyhine suni bir şekilde hızlandırmasını önlemesi ise hayati önem arz ediyor. Bunun için de devlet destekli ve emekçi merkezli sendikaların sanayinin mekanikleşmesi sürecinde doğru şekilde örgütlenmesi gerekiyor.

Uzun vadeli sorun olan günün birinde insanlara yapacak meslek kalmaması durumu ise pek muhtemel gözükmüyor, çünkü robotlar istedikleri kadar her işi yapmaya vakıf olsalar da robotların yapamayacağı bazı meslekler bulunuyor. Yeni neslin eğitildiği en küçük kademelerden olan anaokulu ve ilkokullarda sınıf öğretmenliği için çocuk sağlığı açısından robotların bu meslek grubuna dahil olması pek sağlıklı ve muhtemel gözükmüyor. Bunun yanı sıra üretimin her alanına dahil olsalar da robotların üretimin yönetimi alanında söz sahibi olması da yine muhtemel gözükmüyor, bu durum da mühendislik gibi mesleklerin daima var olacağını gösteriyor. Toplum yönetimi olan siyasete de robotların dahil olması aynı şekilde söz konusu değil. Bu saydıklarıma benzer daha birçok meslek grubu işin doğası gereği insan gücü ve zekâsı gerektiriyor, dolayısıyla uzun vadeli bir sorun olarak nitelendirilen insanlara yapacak meslek kalmaması konusu pek ciddi bir tehdit arz etmiyor.

Sonuç olarak emeğin makineleşmesi konusunda işçilerin hakları organize olmuş devlet destekli sendikalar ile korunduğu taktirde üretimde iş gücüne robotların dahil olması bir sorun arz etmiyor. Sağlıklı geçiş planları doğru şekilde uygulanırsa robotların üretim gücüne dahil olması bir sorun olmaktan çıkarak üretime fayda sağlayan, üretilen metaların niceliğini ve niteliğini artıran bir duruma dönüşüyor. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken tek şey ise devlet kontrolü ve sendikal denetim ile emekçilerin haklarının büyük sermaye sahiplerinin hırs ve kârlarından önde tutulması.

(Visited 1 times, 1 visits today)

About Author