ENGELLERİMİZ

Yollar…Her gün karşımıza çıkıyorlar. Aslında hep bizle birlikteler. Her anlamda. Yaptığımız her şey. Doğrularımız, yanlışlarımız, yapmadıklarımız, yapamadıklarımız ve şahit olduklarımız. Bunların hepsi oluşturur yolumuzu aslında. Bu yolun sağı solu olmaz. Bu yola “Hayat” denir. Bu yol bir ağaç gibidir. Gittiğiniz her yön başka bir yan yola yani başka bir dala çıkar. Yaptığınız her şey, her doğru ,her yanlış yeni bir kapı açar sana, yeni bir fırsat. Asıl olay bu fırsatları değerlendirmektir. Tabi ki de bir yolun engeli olmazsa olmaz. Bu engelleri de trafik ışıklarına benzetebiliriz. Neden bir taşa veya bariyere benzetmedin derseniz. Cevabı şu: Trafik ışıkları sürekli bir engel oluşturmaz. Belirli aralıklarla bir engel oluştururlar. Ben de benim trafik ışığımın “İnsülin Direnci” olduğunu düşünüyorum. İnsülin Direnci bir tür hastalık. Vücudunuzda iki tür şeker var. Glukoz ve İnsülin. Bu ikisi birbirini dengeler. Adından da anlaşılacağı gibi İnsülin Direnci vücudun İnsülin üretmesini engelliyor. Yani Glukoz hep yüksek seviyelerde oluyor. Bu nedenle vücuda ekstra şeker girmesi bazı sorunlara yol açabiliyor. Hatta bazı ölümcül sorunlara. Bu da çok büyük bir engel ve ne yazık ki genetik. Yani doğuştan gelen bir hastalık ve çözümü yok. Bu da bütün İnsülin Direnci hastalarına ömür boyu kalan bir trafik ışığı yaratıyor. Hastalar istedikleri gibi hiç bir şey yiyemiyorlar. Ömürleri boyunca bir diyete bağlı kalmak zorunda kalıyorlar. Her konuda olduğu gibi düzeltmesi çok zor ama bozması çok kolay bir hastalık. Yani aylarca diyet yapıyorsunuz, spor yapıyorsunuz İnsülin Dereceniz 10 derece düşüyor bir gün diyet dışına çıkıyorsunuz 5 derece artıyor. Bu çok üzücü bir şey. Sadece şekerli besinler olsa keşke. Karbonhidrat içeren ekmek benzeri yiyeceklerde yasak. Serbestçe yiyebildiğiniz tek yemek türü sebze. Herhangi bir doyuruculuğu olmayan yiyecekler. Ayrıca vücudu zinde tutmak için neredeyse her gün spor yapılması gerekiyor. Bu da vücudu çok yoruyor ve adam gibi bir yemek yiyememek yani açlık ile yorgunluk birleşince vücut çok zarar görüyor. İlk başta düşününce çok kötü değil gibi geliyor. Ama bunu her gün yaptığınız düşünsenize. Ancak oturup mızmızlanmanın anlamı yok. Dedikleri gibi “Ne zaman konfor alanından çıkarsın işte o zaman hayatın değişmeye başlar”. Ben bir kere yapmış hatamı geriye dönüp bakmanın anlamı yok. Artık doğru yapamadıklarıma bakıyorum “Acaba nasıl düzeltebilirim ?” diye. Olay doğru yapmakta değil yanlışlarından öğrenip onları bir daha yapmamakta. İşte o zaman hayatın doğru yönde ilerler.

(Visited 11 times, 1 visits today)