GECE

Günlerden salı, hava kuru ve soğuk, etraf karanlık ve sessiz, gecenin karanlığında yol ay ışığında aydınlanıyor, ay huzursuz, sanki sıkılmış ve bıkmış hayatından, evsiziler sokakta kirli bir kartonun üzerinde bir ayağı dışarda uyumaya çalışıyor, kimileri banklarda yatıyor. Bunlar bu akşam yürürken yolda gördüklerim. Karanlığın içinde yürümeye devam ettim, deniz kenarlarında sarhoşlar içkilerini gazeteyle sarmışlar, marketler kepenklerini indiriyorlar, artık bütün şehir gecenin sessizliğine kendini bırakmak için hazır, hayat durmuş sanki. Yolda yürümeye devam ettim karşımda sonunun belli olmadığı bir sokak, ortada uzun ve yaşlı çınar ağaçları hiçbir dükkân açık değil, yol kenarı tamamen boş ve huzursuz, yolun en sağından devam ederken karanlığın ortasında bir adam bekliyor birini sanki, yoluma devam ettim ama adamın bana baktığını hissediyordum adam yürümeye başladı, önemsemeden devam ettim, hızlandı, ben de hızlı yürümeye başladım, adam bana  giderek yaklaşıyordu.  Oradan tam uzaklaşmak üzereyken omuzuma bir el dokundu, o anda vücudum korkudan ne yapacağını bilemez hâle geldi, tam o an arkamı döndüm baktığım kişinin yüzü çok tanıdıktı. Kalbim çarpıyordu o anda bana bağırarak sordu “Neden buradasın?” ben de sesim titreyerek cevap verdim, eve gidiyorum bana dedi ki “Git ve bir daha gelme!” kafamı salladım ve gittim. O kişi niye oradaydı, neden oraydı ve ne yapıyordu, sanırım hiçbir zaman öğrenemeyeceğim “Gündüzün şerri gecenin hayrından iyidir.”

(Visited 4 times, 1 visits today)