Geçmişten Neler Doğar?

Kimi zaman geçmişte yaptığı hataları, yaşadığı olumsuzlukları değiştirmek ister insan. Aynı zamanda gelecekte neler olacağının merakıyla yaşayan da var. Peki ya siz elinizde imkan olsaydı geçmişte yaşadıklarınızı değiştirmeyi mi yoksa geçmişi bir kenara bırakıp gelecekte neler olacağını öğrenmeyi mi tercih ederdiniz?

Geçmiş geçmiştir ancak zihnimizde o an düşünülmeye devam edildikçe, bir nevi tekrardan yaşanır ve bu da aynı döngünün içinde sürükler insanı. Geçmişte takılıp kalırsınız, önünüzdeki yaşamın keyfini süremezsiniz. Her zaman içinizde bir kuşkuyla yaşarsınız ve bu sizi hayatınızda bir adım geride tutar. Keşke dedirtecek olaylar yaşadıktan sonra ‘’Artık olanlar oldu, geri dönüşü yok.’’ derler hep. Peki ya geri dönüşü olsaydı ne olurdu?

Aslına bakarsak geçmişi değiştirebilme şansımız olsaydı; geçmişteki deneyimlerimiz sayesinde  geleceğimize yön verebilirdik, başka bir deyişle geleceğimizin kontrolü elimizde olabilirdi.                                                                 

Nasıl mı? Sınava girip istediğiniz bölümü kazanamadığınızı düşünün. Bu sınav sizin üniversite hayatınızı, iş hayatınızı ve belki de daha ilerisini etkileyecek. Peki ya geçmişe dönüp daha fazla çaba sarf edip, elinizden gelenin en iyisini yaparak neticeye ulaştığınızı düşünün. Size daha mutlu bir yaşam olanağı sunacaktır. Daha iyi meslek, kariyer, imkan ve dahası. Eğer elinizde böyle bir imkan olsaydı bunu bir fırsata çevirebilirdiniz.

Gelelim bir diğer konuya. Geleceği görebilmek kimi insanın hayali. Yaşamları boyunca geleceği düşünmekten yaşadığı zaman diliminin farkına varamayanlar var. Geleceğe yönelik bu denli merak ve kuşku insanı doğrudan etkiler. Zaten geleceğimizi inşa etmek kendi elimizde olduğundan dolayı bu kadar irdelemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Tamam, geleceği düşünmeyin de demiyorum ama bazen işleri oluruna bırakmakta fayda var. Anın kıymetini bilemeyip, iyi değerlendiremeyip sonradan bu durumdan pişmanlık duymak bizim için daha üzücü olacaktır. Hayatta bizi iyi, kötü birçok sürpriz bekler ve önemli olan kendi yolumuzu belirleyip olacaklara uyum sağlamaya çalışmaktır. Hayatta nelerle karşılaşacağanı önceden bilmek insanı yaşama zevkinden alıkoyar.     Basit bir örnekle açıklamak istiyorum. Bir film izlediğinizi varsayın. Film izlerken arkadaşınızın spoiler vermesi ne kadar heves kırıcı olur değil mi?                                                                                                                          Bunu bir kitap olarak da düşünebilirsiniz. Sonunu öğrenmek, okuma isteğinizi alıkoyar, kitabı okumanızın anlamı kalmaz. Ya da okuduğunuz bir romanı tekrar okuduğunuzu varsayın. O romanın konusunu bildiğiniz halde tekrar okumanın, aynı zevki ya da hayal kırıklığını tekrar yaşamanın bir heyecanı olduğunu pek sanmıyorum. Aslına bakarsak hayat da bir roman gibidir. Yapmamız gereken şey sayfaları çevirmeye devam etmek ve hayatın tadını çıkarmak. 

Sonuç olarak geleceğimize uyum sağlamak için yaşanacakları önceden bilerek hareket etmemize gerek yoktur. Unutmayın ki iyi bir gelecek, iyi bir geçmişten doğar.

(Visited 30 times, 1 visits today)