Geleceğe Evet Şimdiye Hayır

İnsan, hayatı boyunca yüzlerce yanlış yapar; gerek okulda gerek iş yerinde gerek kendi hayatında. O yanlışların sonucunda öyle bir noktaya gelir ki önünü kapatacak herhangi bir engel bulamazsınız. Önüne çıkma potansiyeli olan her engeli zaten yanlış yapa yapa, bazen üstlerinden kolaylıkla atlayarak bazen de çözülemeyecek kadar karmaşık duruma getirerek atlatmıştır. En son ulaştığı noktada,zirvede, ise çok net ve açık bir manzaraya sahiptir. Arkasına dönüp baktığında ise bir zamanlar kendisini pes etmeye sürükleyen bir ton engeli görür, uzun uzun bakar onlara. İşte tek arkasına dönüp baktığı an, ne kadar engeli aştığını gördüğü ve kendisiyle gurur duyduğu o andır.

Engelleri aşarken, bulunduğu noktaya gelirken tabii ki kolay yollardan geçmemiştir o birey, yeri geldiğinde düşmüş yeri geldiğinde yakınlarının karşısına dikilip ‘Hayır’ da demiştir. Yapmak istediği ama yapamadığı, sadece hayalleri ve hedeflerine giden yolda sapmamak için yapmadığı ve karşılarına geçip ‘Hayır’ dediği o kadar çok şey vardır ki hayatında. Farklı olmak bunu gerektirir işte, şu an yapmak istediği herhangi bir şeyi gelecekte yapmak istedikleriyle değiş tokuş yapmamak.

Zaman, geri alması imkansız ve bir o kadar da dünya üzerindeki her canlı için gerekli bir kavramdır. Etrafımıza baktığımızda ise, imrendiğimiz ve rol model olarak aldığımız o insanlar, zamanlarını en etkili şekilde değerlendiren bireylerdir. Zamanı değerlendirmek, zamanı en etkili bir biçimde değerlendirmek bazen sevdiklerinizin karşına geçip ne kadar isteyip arzulasanız da ‘Hayır’ diyebilmektir. İşte o zaman,  ‘Hayır’ deme gücünü bulduğunuz o an siz de yenilmezlerin arasına girmiş olursunuz.

Başarı yolunda herkesin gördüğü buz dağının üstü ve sadece sizin görebildiğiniz buzdağının altı vardır. Etrafınızdaki herkes, buz dağının görünen tarafı kadar emek harcayıp başarıya ulaştığınızı düşünür. Herkes görünen yüzün başarınızla doğru orantılı büyüdüğünü düşünür. Fakat, asıl fark yaratan kısım buzdağının görünmeyen, karanlık kısmıdır. Başarıya, istediklerine ulaşan her insan, ortaya koyduğu eforla, yaptığı şeylerle gurur duyar; kimse ‘Hayır’ dediği şeyler, yapamadığı şeyler için gurur duymaz kendisiyle. Asıl başarı, söylenen yüzlerce hayır kelimesinden gurur duyarak onların birleşip koskocaman bir evet olmasını izlemektir.

Başarıya, hedeflerine, hayallerini ulaşan herhangi bir bireye geldikleri yolu anlatmalarını isteseniz, büyük bir çoğunluğu ne kadar zorlandıklarının yanı sıra neler yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını veya nasıl pes etmediklerini anlatır. Kimse spesifik bir günde çektiği o acıları, kendilerini zorlarken gözlerinden dökülen o yaşları anlatmaz size çünkü onlar da hatırlamıyorlardır. Başarı yolunda çekilen acıların, dökülen göz yaşlarının hepsi, o tepeye, zirveye, ulaştıklarında zihinlerinde üstesinden gelinebilecek zorluk haline bürünür. Halbuki, zirveye ulaş

madan önce eski zamanlardaki hallerine, o acıları çekerken ki kendilerine sorsanız, her detayı vererek anlatırlardı çektikleri acıları. Şimdi neden mi anlatmıyorlar, çünkü unuttular. Oraya, gözünüzü diktiğiniz o yere ulaştığınızda unutacağınız hayırlar için şu an sahip olduğunuz zamandan fedakarlık mı edeceksiniz gerçekten? İşte orası, tırmanmayı hedeflediğiniz zirvenin yüksekliğine bağlıdır…

 

(Visited 10 times, 1 visits today)