green meadow with Wind turbines generating electricity

Geleceğimiz İçin Yeşil Enerji

Bugün dünyamızda, enerji tüketiminin hızla artmasına paralel olarak enerji kaynaklarının yakın bir gelecekte tükeneceği bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçektir. Enerji dünya ülkelerinin en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Tükenmekte olan doğal enerji kaynakları nedeniyle dünya yeni enerji kaynakları arayışı içindedir. Kömür ve petrol gibi enerji kaynaklarının ömürleri sınırlıdır. Ayrıca; bu fosil yakıtların kullanımından dolayı enerji kaynaklı küresel ısınmanın sürekli olarak arttığı da görülmektedir. Mevcut veriler ışığında enerji ihtiyacı için alternatif kaynaklar bulunmalı, yenilenebilir enerji kaynakları değerlendirilmelidir. Özellikle çevre kirliliği problemleri arttıkça yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi artmış ve bunlarla ilgili projeler de ilgi görmeye başlamıştır. Bunun için tüm dünyada enerji için yeşil enerji kaynakları araştırılmakta ve kullanılmaktadır. Yeşil enerji kaynakları olarak; hidroelektrik enerjisi, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji, biokütle enerjisi ve hidrojen enerjisi olarak değerlendirilebilir.

YEŞİL ENERJİ KAYNAKLARI

Güneş Enerjisi

Güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi şeklinde tanımlayabileceğimiz füzyon süreci sonucunda açığa çıkan enerji, güneş enerjisidir. Dünyadan 330000 kat daha büyük olan güneş, doğal bir füzyon reaktörüdür. Güneş dünyamız için temiz, sürekli ve tükenmez bir enerji kaynağıdır. Çöllerin kapladığı bölgelere gelen yıllık güneş ışınlarındaki enerjinin, günümüzde tüketilen enerjinin yüzlerce katı olduğu tahmin edilmektedir. Sera etkisiyle küresel ısınmaya neden olan karbondioksit gazının, atmosfere yayılımının %80’i, enerji üretimi, dağıtımı ve tüketiminden kaynaklanmaktadır. Karbondioksit, günümüzde tüm dünyanın ürettiği en büyük atık ürünüdür. Kömür yerine kullanılacak olan güneş pilleri sayesinde, karbondioksit miktarında önemli azalmalar sağlanabilmektedir. 2050 yılında dünyadaki enerji tüketiminin %15’nin güneşten elde edilmesi planlanmaktadır. Güneş enerjisi konusunda, Avrupa Birliği ülkeleri ön sıralarda yer almaktadırlar. Güneş enerjisiyle, enerji talebi önemli derecede frenlenebilir ve fosil yakıtlardan kaynaklanan çevre kirliliği engellenebilir. Türkiye güneş enerjisi potansiyeli bakımından birçok ülkeye göre oldukça şanslıdır. Ülkemizde güneş enerjisi, genelde sıcak su elde etme amacıyla kullanılmakla birlikte, son yıllarda enerji politikalarında olumlu yönde değişiklikler görülmektedir.

Hidrolik Enerjisi

Suyun potansiyel enerjisinin, kinetik enerjiye dönüştürülmesi sonucu elde edilen bir enerjidir. Alternatif bir enerji oluşu, çevreye etkisinin çok az düzeyde olması, herhangi bir çevre kirliliğine neden olmaması, işletme masraflarının az olması, güvenilir ve milli bir kaynak olması nedeniyle hidroelektrik enerjisi, gün geçtikçe daha da önem kazanmaktadır. Hidrolik enerjiden yaygın olarak, nehirler üzerine barajlar inşa ederek enerji elde edilmektedir. Hidrolik santraller, termik santrallere ve doğal gaz santrallerine göre çevresel faktörler ve dünyadaki değerler karşılaştırıldığında çok avantajlı konumdadırlar.

Rüzgar Enerjisi

Fosil kaynaklı olmayan temiz ve atıksız bir enerji kaynağıdır, emisyonu olmadığı için sera gazları oluşturmaz ve küresel ısınmaya katkı yapmaz, yakıt parası yoktur ve işletme masrafları çok azdır. Bu nedenle ekonomik bir enerji kaynağıdır, dışa bağımlı olmayan ve çevresel koşullar uygun olduğunda sürekli enerji oluşturan bir kaynaktır. Kullanılan makinalar periyodik bakımlarını yapmak kaydıyla 20-30 yıllık ömürleri boyunca sorunsuz çalışırlar, yer kaplamazlar ve bulundukları alanlar başka amaçlarla da kullanılabilir, radyoaktif ışınım veya radyasyon tehlikesi yoktur, işletmeye almak ve kullanmak üç ay gibi kısa bir sürede mümkün olabilmektedir, rüzgar türbinleri sadece tek değil gruplar halinde de kullanılabilirler ve dolayısıyla üretilen enerji miktarlarını arttırabilirler, tükenmeyen sürekli bir enerji kaynağıdır.

Jeotermal Enerji

Jeotermal enerji, yerkabuğunun derinliklerinde aşırı ısınan yer altı sularının, yeryüzüne çıkmasıyla oluşan bir enerji türüdür. Bu enerji, daha çok ısı enerjisi olarak kullanılmakla birlikte ayrıca  sanayi için de diğer enerji kaynaklarından çok daha ucuzdur. Jeotermal enerjinin kullanım tarihi oldukça eskiye dayanmaktadır. Jeotermal enerjiyi ilk kullananlar, eski Romalılardır. Türkiye’de ısınma amacıyla ilk olarak 1964 yılında Gönen’de (Balıkesir) bir otelde kullanılmıştır. Türkiye’deki konutların %30’unun jeotermal enerji ile ısıtılması mümkündür. Jeotermal enerjiden konutlarda ısıtma, kaplıcalarda, sera ısıtmacılığı ve elektrik üretiminde faydalanılmaktadır.

Biokütle Enerjisi

Karbon içeren her türlü bitkisel veya hayvansal atıklardan oluşan organik maddelere biokütle denir. Bu kaynaklar, bitkisel atıklar, hayvansal atıklar ile şehir ve endüstri atıkları olarak sınıflandırılır. Yeryüzünde doğrudan veya dolaylı olarak fotosentezin ürünü olan biokütle, yanma denilen oksijen ile tepkimesi sonucu içinde depolanmış güneş enerjisini ortaya çıkarır. Dolayısıyla her türlü biokütle yakılarak enerji elde edilebilir. Enerji üretme prensipleri termik santrallerle aynıdır. Temel fark yakıt olarak kömür yerine biokütlenin kullanılmasıdır. Yenilenebilir biokütle ve biokütleden elde edilen yakıtlar çevresel fayda sağlaması sebebiyle günümüz enerji kullanımında kolaylıkla fosil yakıtların yerine geçebilecektir.

SONUÇLAR VE ÖNERİLER

Dünya’nın ve Türkiye’nin sınırlı enerji kaynakları ile artan nüfus ve gelişen sanayinin ihtiyaç duyduğu enerji maalesef karşılanamamaktadır. Bu nedenle enerji üretimi ve tüketimi arasındaki açık hızla büyümektedir. Bu açığın ortadan kaldırılması ve hızla kirlettiğimiz yaşam alanlarımızın riske girmemesi için, yeşil enerji kaynaklarının kullanımı özendirilmeli, devlet ve özel sektör bu alanda yatırım yapmaya teşvik edilmelidir. Ayrıca yurt dışına bağımlılığı azaltmak için üniversite ve şirket bazında Ar-Ge çalışmaları hızlandırılmalı ve desteklenmelidir. Alternatif enerji üretim yöntemleri kullanılırken çevreyi, iklimi ve Dünyamızı korumaya özen gösterilmelidir. Çünkü yaşayacak başka bir dünya yok.

Kaynaklar

www.ekodialog.com/1-10 Aralık 1997’de Kyoto’da yapılmış olan Birleşmiş Milletler İklim değişikliği 3. Konferansı’nın sonuç protokolü.

www.solar-academy.com/menuis/Yesil-Enerji-Kaynaklari-ve-Teknolojileri

(Visited 130 times, 1 visits today)