Gelecek

Gecenin karanlığında attığımız adımlar yavaşlamıştı. Bu bizim için bir dezavantajdı çünkü hızlı olmamız gerekiyordu. Bu akşam da Kuzey Lideri’nden gelen mesaja göre Beyaz Menekşe villalarında zaman geçirecektik. Sonuçta şehri dört yana bölünce en güvenli bölgelerden biri orası oluyordu. Özellikle dinlenmek için kullandığımız bu villalar artık bizim evimiz olmuştu.

2184 yılında hayatta kalmak, hatta Dünya’da kalmak zor bir şeydi. Herkes 100 yıl önce keşfedilmiş GZ-184 gezegenine giderken biz burada kalmıştık, kendimizi ‘Çöpçüler’ diye adlandırmıştık çünkü insanlığın geride bırakarak kaçtığı bu gezegende çok fazla atık vardı ve bu gönüllü olarak yapılan çalışmada sadece yirmişer kişiden oluşan 10 ekip vardı. Ben ise ailemi zorla GZ-184’e göndermiştim ve artık kimsesiz biriydim.

Villalardan birine girer girmez havadaki zararlı gazları solumamı engelleyen maskemi çıkardım ve derin bir nefes aldım. Evin içinden gelen tozlu hava burnumu rahatsız etse de maskeden kurtulmuştum ve bu yeterdi. Benimle eve giren arkadaşlarımdan biri hemen buzdolabına yöneldi, yaklaşık iki saattir hiç durmadan yürümüştük ve yollar çöplerle doluydu. Maskesiz gezebildiğimiz alanlar kısıtlıydı ve birbirlerine çok uzaklardı. Muhtemelen iki günümüz burada yani Doğu’da çöpleri toplayıp yok etmekti.

En yakın arkadaşım Asya, yanımdaki tek kişilik koltuğa kurulmuş, sırt çantasından çıkardığı çikolatayı yiyordu. Ben de hemen tam karşısındaki tek kişilik koltuğa oturdum ve gözlerimi kapattım, uyumak güzel olurdu ancak bu odadaki toz artık nefes almamızı zorlaştırıyordu. Bir yeri daha kaybetmemek için maskelerimizi taktık ve her ne kadar yorgun olsak da evin hava geçirmemesi için etrafta sabitleyebileceğimiz eşyalar aramaya başladık. Bir diğer arkadaşım Luke, kapının önüne beyaz kalemle işaret çizdi: Bu işaret içeri girmenin tehlikeli olduğunu belirtiyordu.

Ben de yere eğilip çöpleri karıştırırken biri yanımdan geçerken bana omuz attı ve cebinden bir kâğıt parçası yere düştü. Kâğıtta ‘Eğer ona bir şans daha veriyorsan kendini bir daha kandırmayı göze alıyorsun demektir.’ Yazıyordu. Yerde bulduğum bu notu alıp hemen oradan uzaklaştım. Bu geçen kişi Güney bölgesinden olmalıydı çünkü ceketi kahverengiydi. Etrafta gezmeye devam ederken aklımın içinde dönüp dolaşan sorular başımı ağrıtıyordu, hemen bir ağrı kesici bulmalıydım.

Ben Kuzey bölgesinin lideriydim. O bölgede toplanan çöpler, yaşayan insanlar ve diğer canlılar benim sorumluluğum altındaydı. Doğu, Batı, Kuzey ve Güney bölgeleri olarak temizlik alanımız ayrılmıştı ve liderler Meclis’te seçilmişti. Meclis, her ekibi barındırıyor ve oy hakkı sunuyordu. Ayrıca kimse Meclis’ten izin almadan bölgesi adına bir şey yapamazdı.

Ekipler, Dünya’nın kıtalarına göre ayrılmıştı: On tane ekip vardı çünkü 3. Dünya Savaşı, 4. Dünya Savaşı ve 7. Dünya Savaşı’nda Asya, Avrupa ve Antarktika kıtaları ikiye bölünmüştü. Her kıtadan yirmi kişi azdı ama kıta kıta ilerlediğimiz için yetiyordu. Şu anda Doğu Asya’daydık ve yarısı temizlenmişti, bu başarımızla gurur duysak da bu hızda ilerlemek hiç iyi değildi çünkü bu hızda Doğu Asya’yı ancak sekiz ay sonra bitirebilirdik ve Batı Avrupa’ya ilerlemek on sekiz yılımızı alırdı.

Ayağıma çarpan yeterince büyük bir metal levha bulunca Luke’a seslendim. Yanıma gelen kişiye baktım,: Luke’tu. Yüzünde maskesi olsa da sarı saçları onu ele veriyordu. Elimle metal levhayı gösterdim, o da onaylayan baş işareti yapınca konuşmadan anlaşmış olduk.

Tam iki tarafından da tutmuştuk ki büyük bir patlama oldu ve bir fırtına çıkmaya başladı. Ben hala levhayı tutarken yanımdaki Luke koştu ve kendini evlerden birinin içine atmayı başardı. Ben de aynı şeyi yapmak için levhayı bırakmıştım ki rüzgâr beni yıkık bir binaya savurdu ve kafamı duvara çarptım. Bu çarpmanın etkisiyle maskem çatladı ve zararlı hava solumaya başladım. Bileğime bağlı olan bandajı çatlağın üstüne kapatmaya çalıştım ancak tam kapanmadı.

Birkaç saat sonra fırtına dindi ve herkes benim olduğum tarafa koşmaya başladı. Artık gözlerimi zor açık tutuyordum ve yanıma ilk gelen kişiye baktım: Asya. Diğerleri gelmeden cebime koyduğum notu onun avcuna koyarak,” Neler döndüğünü bul, artık lider sensin. Önceliğin Doğu insanı olacak.” dedim. Artık gözlerim tamamen kararmıştı ve sesler tam duyulmuyordu.

 

(Visited 23 times, 1 visits today)