Gerçeklerden Kaçmak

Hepimiz birer yalancı olarak doğarız daha konuşmayı öğrenmeden yalan söylemeyi öğreniriz . İnsanın en saf hali olan bebek bile istediklerini elde etmek için yalana baş vururlar sahte birkaç gözyaşı ile halledemeyecekleri  şey yoktur . İşler biz büyüdükçe karmaşıklaşır , yalanlar günlük hayatımızın bir parçası haline gelir ve profesyonel yalancılar olarak ölürüz . İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur , özümüz bu . Kendinize ben hiç yalan söylemedim diyebiliyor musunuz ? Cevabınız ” evet ” ise herkes gibi siz de birer yalancısınız hem de en kötüsünden kendine yalan söyleyen insan yalanlarına kendini de inandırır , zihnimizin tehlikeli bir oyunudur

Peki , neden yalan söyleriz ? Yalan söylemek zeka işi gerçeği söylemek cesaret işidir ve aklı olan her varlık yalan söyler  fakat bu yalan söyleyen her varlığın akılı olduğu anlamına gelmez .  Yalan söylemek bizim benliğimiz ile ilgilidir , doğamızda vardır . İnsan günde ortalama 10-100 yalan söyler . Hiç yalan söylemeden yaşamayı denerseniz , birkaç günden fazla buna dayanamazsınız . Yalanın çeşitli sebepleri olabilir bazen hayatımıza renk katmak için bazen kendimizden kaçmak için yalan söyleriz .  Sadece kötü insanlar yalan söylemez , iyiler de yalan söyler hatta belki daha çok . Kibar insanlar her zaman yalan söyler çünkü gerçekler acımasız iken yalanlar merhametlidir ancak yalanlar sabırsızdır ortaya çıkmaları uzun sürmez ve geçek yüzü ortaya çıktığı insanı en çok yalanlar yıkar, kibar insanlar bunu düşünmeden  insanları kırmamak için yalanlara baş vururlar  kısacası iyi insanlarda yalan söylemeye meraklıdır bu bize tuhaf geliyor çünkü hepimiz yanıltıcı bir doğruluğun peşindeyiz fakat iyi insanlar kendi çıkarlarından çok başkalarınınkini göz önünde bulundurur , yalanlarında da aynı etkiyi gözlemlemek mümkündür maalesef asıl mesele yalanların söyleniş nedeni değil doğurduğu sonuçlardır .

Tüm sebepler bu yana yalanların temel ortaya çıkış sebebinin her şey içgüdülerimiz olduğuna inanıyorum. Toplumun  bu konu da üzerimizdeki etki büyük olsa da  en büyük etken birey kendisidir . Söylenen yalanların en büyük sebepleri kendinden kaçma arzusu ve düşük öz güvendir . Yalan maskelenmiş bir gerçektir  ; kendimize maske takıp , kişiliğimizi değiştiremediğimiz zamanlarda gerçekleri maskeleyip onları değiştirmeye , saklamaya  çalışırız fakat bana göre gerçeklerle yaptığımız bu kaçak dövüş çok uzun süre bizi idare edemez , gerçekler er ya da geç gün yüzüne çıkar. Bazen yalanlar bazense gerçekler dostumuzdur önemli olan doğru zamanda doğru sözü söylemektir . Kendimizden saklamayız insanların gözünde farklı birisiymiş gibi imaj çizebiliriz , kimseye kendimizi tam olarak açmak zaaflarımızı belli etmek istemeyiz bunun için yalanlara sığınırız bizi tehlikelerden koruması için bir çeşit savunmama mekanizması gibi her şey gibi bu da hayata kalmakla , güçlü olmakla ilgili yalan söylemekte beslenmek gibi oldukça doğal bir ihtiyaçtır, yalanlara mecburuz eğer kendimize bir maske takıp olmak istediğimiz kişiye olabilseydik  savunmasız kalmadan gerçekleri sadece gerçekleri söyleyebilirdik . Savunmasız olmaktan bu kadar korkmamızın sebebi ise içinde yaşamadığımız dünyanın ve insanların gerçeklerden bile daha acımasız ve yargılayıcı olmasıdır . “İnsan kendi kimliğiyle konuşurken pek az kendisi gibidir , ona bir maske verilirse gerçeği anlatır ancak .” Oscar  Wild

Gerçekler acıtır , kabullenilmesi zordur fakat kimliğimizden kurtulamayacağımız ve onu saklayamayacağımız gibi gerçeklerden de kaçamayız . Maskelerimiz birer araçtır fakat  bizi çok uzun süre idare edemezler ve maskemiz düştüğünde , kim olduğumuz ortaya çıkar  . Bu manzara çoğu kişinin hoşuna gitmez işler sarpa sarar ve geri dönüş çok daha zor olur . Kim olduğunuzu kabullenin , kendinizi değiştirmeye çalışmayın. Maskeleriniz bir kenara kaldırın ve sadece gerekli koşullarda onları gerçekleri değiştirmek için kullanın kendinizi değil .

(Visited 226 times, 1 visits today)