Gerçekleşemeyen Umut

Sabah uyandığımda daha gün doğmamıştı. Bu karanlık havada uyanmak oldukça zor oldu, tabi birde hava soğuk olunca sıcacık yorganımdan nasıl ayrılacağımı düşündüm. Zor olsada uyanmak zorunda kaldım. Önce banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım sonra aile geleneğimiz olan ve kaçış yolu olmayan kahvaltı masasına oturdum. Sabah sabah içimden hiçbir şey yemek gelmesede annemin zoruyla bir şeyler atıştırdım. Servisin gelmesine birkaç dakika kaldığı için abimle birlikte aşağı indik. Hava çok soğuk olduğu için ve kar yağdığı için üstümü kat kat giyindim birde en sevdiğim siyah beremi taktım. Abimle uzun bir süre servisin gelmesini bekledik. Nihayet gelebilmişti abimden önce davrandım ve hemen servise bindim biner binmez sıcak hava yüzüme doğru esti o kadar üşümüştüm ki servisin sıcak olması beni oldukça mutlu etti. Her zamanki gibi en arka koltuğa arkadaşlarımın yanına geçtim.

Bir anda servis kaymaya başladı sonra hızlı bir şekilde devrildik. Ayağa kalkıp insanlara yardım etmek istedim ama sıkışan ayaklarımı koltuğun arasından çıkartamıyordum. Telefonumu cebimden alıp hemen itfaiyeyi ve ambulansı aramak istedim ama telefonum cebimde değildi. Yapacak hiçbir şeyim kalmamıştı burada çaresiz bir şekilde birlerinin gelip bizi kurtarmasını bekleyecektik. Ama saat ilerledikçe bacağımdaki ağrı şiddetli bir şekilde artmaya başladı. Yavaş yavaş acıdan kendimi kaybetmeye başladım ne bir şey duyabiliyordum ne de bacaklarımı sıkışan yerden çıkartabiliyordum. Sonra bir mucize oldu. Bir el usulca omuzuma dokundu. Sesli bir şekilde biraz daha sabretmemi kısa bir süre sonra bacaklarımı koltuğun arasından çıkaracağını söyledi. Bacaklarımı çıkardıktan hemen sonra ambulansla hastaneye geldik. Hemen bir doktor yanıma geldi bacaklarıma bir tane aletle bastırmaya başladı ama ben hiçbir şey hissetmiyordum acıması gerekiyordu biliyordum ama acımıyordu doktor hissedip hissetmediğimi sordu ben hiçbir şey hissetmediğimi söyledim. O an anladım ki artık yürüyemeyeceğim ama doktor bana asla vazgeçmem gerektiğini fizik tedaviyle düzeltilebileceğini söyledi. Hıçkırarak ağlamaya başladım hiçbir zaman bir tekerlekli sandalyeye muhtaç olacağımı düşünmemiştim. Birkaç saat sonra annemle babam geldi öğrenmiş olmalıydılar annem hıçkıra hıçkıra ağlayarak sıkıca sarıldı bana sonra asla üzülmememi bacaklarıma tekrar kavuşacağımı, her zaman yanımda olacaklarını söylediler. Abimin de kontrolleri bittikten sonra eve geldik. İlk birkaç ay okula gitmeye cesaret edemedim o yüzden uzun bir süre evde eğitim aldım ama artık annemle babam benim için endişelenmeye başladı ve okula gitmem gerektiğini okulda daha mutlu olacağımı ve gidince gerçekten pişman olmayacağımı söylediler. Benim de gitmekten başka kaçış yolum olmadığı için kabul ettim. Okul gerçekten hiç tahmin edemeyeceğim kadar eğlenceli geçiyordu.

Bir gün okuldan sonra yine fizik tedaviye geldik bu sefer çok umutluydum belki bir adım atarım diye ama doktorun yanına geldiğimde hiç ummadığım bir cevap aldım doktor tedavimi sonlandıracağını devam edersem de bir sonuç alamayacağımı söyledi. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım her gün hiç aksatmadan tekrar yürüyebilmek için fizik tedaviye geldim, her adım attığımda düştüm sonra yürüyebilmek için tekrar ayağa kalktım hiç umudumu kaybetmedim ama şimdi bana yürüyemeyeceğimi söylüyorlardı. Vazgeçmekten başka çarem yoktu umudum da gerçekleşmeyecek bir hayal olarak kalmıştı.

(Visited 17 times, 1 visits today)