Gerçekten En Başarılısı mı Olmalıyız?

Günümüz Türkiyesinde okulda okuyan tüm çocuklar başarılı olmak ister. Ama bazıları vardırki hastalık derecesine getirmiştir. Benim düşüncem bunun hastalık derecesinde olması günümüzün şartları ve aile baskısıdır.

Ülkemizde gün geçtikçe işsizlik seviyesi artmaktadır. Bu sorunda ailelerin çocukları için daha çok endişelenmelerine neden oluyor. Çocuğun daha iyi bir üniversite ya da daha iş imkanı yüksek bölümler kazanmaları için çocuğa ders çalışması konusunda baskı yapıyorlar. Bu baskı bazı çocuklarda normal tepkiler yaratıyor, bazılarında ters tepki yaratıp kendilerini dersten soğutuyor, bazılarında ise ders çalışmak hastalık derecesine geliyor. Bu hastalık derecesindekiler  ise yedi yirmidört ders çalışıp, uykularından kısıyorlar ya da en ufacık bir düşüşte kendilerini parçalayacak duruma geliyorlar, kafalarında şöyle bir şey oluşuyor ´Ben annemle babama ne diyeceğim. Nasıl böyle bir düşüş olur bende´gibi düşüncelerle kendilerini olması gerekenden fazla yıpratıyorlar. Özellikle sınav dönemlerindelerse bu durum daha da artıyor. Benim bir tane arkadaşım vardı, kız tansiyon hastasıydı. Bizimde tam TEOG senemizdi. Kız kendini denemelerde okul birincisi normal sınavlarda ise sınıfın en yüksek notunu almaya sanki kodlamıştı. Eğer kendine koyduğu kurallardan bir tranesi şaşarsa ağlamaktan tansiyonu oynayıp hastanelik oluyordu. Ama kız o kadar ders çalışmanın sonucunu güzel almıştı.

Yurtdışında genel olarak böyle olaylar olmuyor. Çünkü onlarda iş imkanı sorunu çok fazla yok ve aileler çocuklarına okul konusunda baskı yapma gereği duymuyor. Ama yurt dışındaki çocuklarda ailem beni zorlamıyor diye ders çalışmamazlık yapmıyor ve sorumluluklarını yerine getiriyor. Yurtdışındaki sınıfın en yüksek notunu ben almalıyım yarışı az olsa da var.  Ama çoğu farklı bir sosyal faaliyete zaman ayırdığı için bu yarışa pek girmiyor.

Benim bu konu ile ilgili düşüncem ve bir lise öğrencisi olarak yaptığım bir takım şeyler var. Ben öncelikle bir yüzücüyüm ve günde üç bazen de dört saatimi antrenmanlara ayırıyorum. Aynı zamanda derslerimede vakit ayırmaya çalışıyorum. Hiçbir zaman sınıfın en yüksek notunu alacağım diye bir yarışa girmedim ama sınıfın en düşük notunu aldığımda neredeyse hiç olmadı. TEOG yılımda bile piskopatlık derecesinde ders çalışmadım. Benim konu ile ilgili düşüncem ise  bir çocuğun okulu yanında herhangi bir ilgi alanı ile ilgili bir etkinlik yapması gerek diye düşünüyorum. Çocukların zihinsel gelişiminin yanı sıra fiziksel ya da sanatsal aktivitelerde yapması onların ileriki hayatında bir artı kazandıracaktır.

(Visited 20 times, 1 visits today)