Girdabın Sürükleyişi

Gemi bir sağa bir sola son hızla yalpalanırken bir yerlere tutunmak neredeyse imkansızdı. Görüş açıma giren girdap sakin kalmayı hiç kolaylaştırmıyordu. Herkes birbirine bağırıyor bir çıkış yolu bulmaya çalışıyordu. Kaptan ise çoktan umudunu kaybetmiş olsa gerek dizlerinin üzerine çökmüş yalvarıyordu. Gemi girdabın etkisine girmeye başlamış, dönüyordu. Midem bulanırken görüşüm de bulanıklaşmıştı. Ellerim tutunduğum demirden kayarken, bedenimi serbest bırakmış ruhumu teslim etmeyi bekliyordum. Kulaklarım da duymaz olurken gemi iyice girdaba girmişti ve her yer sırılsıklamdı. Bedenimdeki ezikler artık ağrımıyor, deniz suyunun tuzlu tadını alamıyordum. ‘’Lütfen, lütfen çabuk bitsin.’’ diye dua ettim kendimden geçerken.

Ciğerlerime temiz hava dolarken yoğun bir öksürük krizine girdim.  Yaşananlar yavaşça zihnime akarken havasını içime çektiğim bu yeri neresi olduğunu bilmiyordum. Yoksa ölmüş müydüm? Gözlerim etrafta gezinirken  yuvarlak pencereler dikkatimi çekti. Dışarıda su mu vardı? Bir denizaltıda olduğumu fark etmemle şoka uğradım. Midemin adeta bağırmasıyla gözüme ilişen ve buzdolabı olduğunu umduğum dolaba sersemlemiş halimle ilerledim. Yarı kapalı gözlerle buzdolabını açmamla gözlerim fal taşı gibi açıldı. Türlü türlü deniz canlısı dondurulmuştu. Daha önce hiç görmediğim adına dahi duymadığım canlılar vardı. Bu geminin sahibi ,her kimse artık, onları neden dondurmuştu?

Geminin içerisinde dolaşmaya ve birini aramaya başladım. Kapalı bir kapı gördüm ve ardından gelen sesleri işittim. Orada biri olduğu aşikardı ama temkinli olmakta yarar vardı. Elime geçen ilk nesneyi ,bir kılıç balığı figürü, kavradım ve kapıyı üzerindeki çemberi döndürerek açtım. Odadaki kocaman cam ve bana harika bir seyir sunan deniz büyüleyiciydi. Hızla odaklanıp kafamı ,ve kılıç balığını, yabancıya çevirdim. ‘’Sen kimsin?’’ diye bağırırken sesim uzun zamandır konuşmuyor oluşumdan dolayı çatladı ve boğazımı acıttı. Yabancı hafifçe ellerini kaldırıp tebessüm etti.’’Seni kurtaran kişiye böyle mi teşekkür ediyorsun?’’ Elimdekinin ve davranışım saçmalığına ve yaşadığım trajikomik olayların tamamına gülüp ‘’Özür dilerim.’’ dedim ve devamında yavaşça teşekkür ettim. Elini uzatıp ‘’ Ben Matthew.’’ dedi. Sıcak elini sıktığımda bedenim soğukluğunu fark etmiştim. ‘’ Ben de Mia’’ ‘’Girdabın yakınlarında bir araştırma yapıyordum. Sonra bir anda yukarıdan sen süzülmeye başladın hemen seni içeri aldım ama bayağı su yutmuştun. Ama şu an iyisin sanırım.’’ ‘’Diğerleri nerede?’’  ‘’Üzgünüm… hepiniz başka yerlere dağılmışsınız, birkaç kişiyi buldum ama…. çoktan ölmüşlerdi.’’ Gözümden düşen ılık damla soğuk vücudumu ürpertmişti.

Biraz uyuyup dinlendikten sonra Mathew’in yanına gittim. ‘’Nereye gidiyoruz, beni nerede bırakabilirsin?’’ ‘’Yaptığım çalışmalar gizli, o nedenle denizaltını her yerde yüzeye çıkaramıyorum. Varlığı halktan gizlenen canlılar üzerinde çalışıyorum. Seni çalışma alanımın olduğu yere çıkarabilirm ancak. Küçük bir göl ve bir mağaradan dışarı çıkıp şehre ulaşabilirsin.’’ Kafamı yavaşça salladım. Aslında gideceğim yer önemli değildi, zaten ailemin öldüğü şehirden uzaklaşmak için binmiştim o gemiye. Şimdi ise gidecek bir yerim yoktu. Bunlardan çok yaptığı çalışmalar ilgimi çekmişti. ‘’Şu buzdolabına benzer şeyin içinde dondurduğun canlılar mı?’’ ‘’Evet. Onları gördün mü?’’ görmemi mi istemiyordu yoksa sadece şaşırmış mıydı anlayamadım. Yüzündeki o garip ifadeyi sildi ve beni biriyle tanıştıracağını söyledi. Bir kapıyı açmasıyla üzerime bir şey atıldı. Bu… bu çok garip bir canlıydı. Yumru gibi bir bedeni ve aşağı doğru sarkan bacakları vardı. Gözleri ise o yumrudaydı, belki de o yumru gövdesi  değil kafasıydı. Onu sevmemle dört bacağını birden koluma sarıp onu biraz daha sevmem için kafasını diğer elime sürttü. Çok sevimliydi. ‘’ Normalde bu kadar cana yakın değildir, seni sevdi.’’dedi Matthew. Ben de onu sevmiştim. Çekinerek ‘’İstersen bana çalışmalarımda yardım edebilirsin, hem onu bırakmak zorunda kalmazsın.’’ Dedi. Ve ekledi ‘’Tabii ailenin yanına dönmek isteyeceksin saçma bir teklifti üzgünüm.’’ Sanırım gidecek yerimi bulmuştum. ‘’Matthew, benim bir ailem yok. Üzgün olma çünkü senin teklifin dışında beni bekleyen hiçbir şey yok. Kalıyorum.’’ Bir çocuk gibi sevinmişti. Hem kim bilir, belki de ben de benimle aynı kaderi yaşayan birilerini kurtarırdım.

(Visited 250 times, 1 visits today)