Gizemli Kaçırılma

Günlerden yine pazartesiydi,her hafta olduğu gibi bugünde erkenden uyanıp tıraşımı oldum.Güneş erkenden yüzünü göstermişti lakin hava buz gibiydi.Hemen semsert kahvemi yapıp kendime gelmeyi ve bir an önce işe gitmeyi planlıyordum.Çantamı hazırlayıp evden alelacele çıktım.Ne yazık ki arabamın anahtarını masada unutmuştum.Tekrardan eve girip arabamın anahtarını alıp yola koyuldum.İş yerim evime biraz yakın olsa da o yolu gelip gitmekten zevk alıyordum.Saat dokuzu bir geçiyordu,bir dakika geç kalmıştım ama allahtan patron sakin ve neşeli biriydi.Beş on dakika geç kalsak kızmaz hatta görmezden gelirdi.Çok yoğun bir program içerisinde olduğum için hemen masama geçip bugün neler yapacağım konusunda planlar yaptım.İşler bir hayli birikmiş ve büyük ihtimalle geceye kadar çalışmak zorundaydım.İş yeri binasında sadece benim masamın ışığı yanıyordu herkes evine gitmişti ve ben hâlâ biriken işlerimi hallettmeye çalışıyordum.Güvenlikle beraber şirketi kapattıktan sonra arabama binip eve gitmeyi hayal ediyordum ama o kadar yorgundum ki arabayla eve gitmeyi hiç ama hiç istemiyordum.Bende hemen taksi çağırıp taksiciye evi tarif ettim.Sarhoş gibiydim başım o kadar çok fazla dönüyordu ki kapıyı açmakta güçlük çekitm neredeyse ayakta uyuyacaktım.Sonunda eve girip yatak odasının yolunu tuttum.Üstümü çıkartmadan yatağa kendimi bırakıverdim ve oracıkta sızıverdim.Gece deliksiz bir uyku çektikten sonra,kendime gelince sabah kendimi zinde hissediyordum.Geç yatmama rağmen yine de o kadar da geç kalkmamıştım her zaman kalktığım saatte uyanmıştım.Sabahın köründe kapının zili zangır zangır çalıyordu.Apar topar saçımı başımı düzeltip kapıya koştum ama kapıyı açtığımda kimse yoktu,zilin çaldığına o kadar emindim ki hayal gördüğümden şüphe etmedim değildi.Bugün işe biraz daha dinlenip öyle gitmek istiyordum hem işlerimi de fazlasıyla halletmiştim.Merakla okuduğum “Yaşlı Adam ve Deniz”kitabını bitirmeyi hedefliyordum zaten ince bir kitaptı.Kitabı bitirdikten sonrada ise işe gider biraz çalışırdım.Pazar planımı yapmıştım saat on buçuk olmuştu,bugün dışarısı o kadar güzeldi ki salıncakta yatarak kitap okumak kadar güzeli olmadığını düşündüm.Her şey bir yana kitap o kadar sürükleyici ve güzeldi ki Hemingway’in kalemini,eserlerini beğenerek ve severek okuyorum ve okumaya da devam ediceğim galiba serisini bitirirdim ama kitap okumak o kadar vaktimi alıyordu ki okumaya zaman bulamıyordum.Kitabın sonunda son sayfasına gelmiştim saat bire gelmekteydi.Kitaptan o kadar etkilenmiştim ki ikinci kitabını almayı dört gözle bekliyordum.Artık işe gitmeliydim,saat biraz geç olmuştu.Hazırlanıp hemen çıktım ve çıkar çıkmaz kafama bir darbe aldım darbeyle yere düşmem anid olmuştu.Gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım,uçsuz bucaksız bir denizin üstündeydim.Gemi olduğu yerdeydi,hareket etmiyordu.Etrafta kimseler yoktu daha sonra karşıma pos bıyıklı kaba saba bir adam çıktı.Galiba beni kaçırttıran bu adam olmalıydı çünkü herkes bu adamdan emir alıyordu.Kurtulmak için aklıma bin bir plan geliyordu:izlediğim filmler,okuduğum kitaplar yapabileceklerim aklımda canlanmıştı.Daha sonra bütün tanıdıklarım etrafımı sarmıştı herkes buradaydı.Ağzım açık bakınıyordum etrafa bugün doğum günüm olduğunu bile unutmuştum.Yıllardır kutlamayı da sevmem zaten ama bu sürpriz cidden beklenmedik bir şekilde gerçekleşmişti.Patronum,iş arkadaşlarım bütün yakınlarım buradaydı.Unutamayacağım bir doğum günü sürprizi olmuştu.

(Visited 31 times, 1 visits today)