Stacks of books

Gizemli Kitap

Bir sonbahar günüydü. Yapraklar yemyeşil renklerini kaybedip sarıya dönmüş, ılık ılık esen rüzgarda yere düşmekle düşmemek arasında kalmış gibiydiler. Bu yaprakların kararsızlığı adeta bir görsel şölendi benim için. Vapurlar seferlerini yapıyor, martılar da atılan simitlere yetişmek için adeta birbirleriyle yarışıyordu. İstanbul sonbaharda bir başka oluyordu, ayrı bir güzel.

İşte böyle bir sonbahar gününde ben bu güzelliklerin tadını çıkarmak yerine üniversite ödevleri için koşuşturuyordum. Sınav haftamın bitmesine rağmen yetiştirmem gereken projeler vardı. Büyük çoğunluğunu halletmiştim ama kendimi hazır hissetmiyordum. Elimde dosyalarımla hızlı hızlı yürüyüp kütüphaneye gidecektim. Yıldız Parkı’ndan geçiyordum ki aniden birisine çarptım. Çarpmanın etkisiyle dosyam yere düştü. Hemen dosyamı toplamaya koyuldum. Kendime kızıp duruyordum bir bu eksikti diye. Sonra bir el daha yere düşenleri toplamama yardım etmeye başladı. O kadar dalgındım ki kime çarptığımı bile bilmiyordum. Yerdekileri toplayıp teşekkür edeceğim sırada onu inceleme fırsatı buldum. Orta yaşlı, yüzü yeni yeni kırışmaya başlamış, solgun yüzlü bir beyefendiye çarpmıştım. Bana bir kağıt uzattı.’ Bu senin hayata bakış açını değiştirecektir.’ dedi. Daha ne olduğunu anlayamadan ortadan kayboldu. Kağıtta bir isim yazıyordu. Anlamadığım için çok ilgimi çekmemişti. Kütüphaneye vardığımda her şey gayet normaldi. Hızlıca eksikleri tamamladım. Kapıya yöneldiğim anda kütüphane görevlisi ‘Bunu düşürmüşsünüz!’ diyerek parktaki adamın veriği kağıdı verdi. Nota göz attı ve ‘Güzel kitaptır okumanızı tavsiye ederim ama bulması biraz zordur.’ dedi. Artık onun bir kitap olduğunu biliyordum. Saatime baktım kitabı alacak kadar zamanım vardı. İstanbul’un dar sokaklarında kitabı aramaya koyuldum.Ama kitabı bulmak tahmin ettiğimden de zordu. O gün o kitabı bulamadım ama pes etmeyecektim. İnternetten de aradım kitap sanki yok olmuştu. Proje teslim tarihlerinin araya girmesiyle o kitabı aramaya ara verdim ama kararlıydım, o kitabı bulacaktım.

Birkaç ay sonra canım sıkıldı ve kitap okuyayım dedim. Aklıma hemen o kitap geldi. Kendimi yine İstanbul’un ara sokaklarına attım. Sahaflar çarşısı diye bir yer varmış orayı bulmalıymışım. Hemen yola koyuldum. Hayatımda daha önce hiç buraya gelmemiştim. Bir kitap cenneti olmasının verdiği sıcaklık yanı sıra bir o kadar da soğuk ve korkutucuydu. Ne kadar zaman geçtiğini hatırlamıyorum ama sokağın sonundaki son dükkan olduğunu hatırlıyorum. Bu küçük dükkandan içeri girer girmez ağır bir koku beni rahatsız etti. Rutubet ve nemin insana ölümü hatırlatan kokusu… Etrafa bakındım dükkanda kimse yok gibiydi. Arkamı dönüp çıkacaktım ki içeriden birisi bana seslendi: ‘Hanımefendi size nasıl yardımcı olabilirim?’ ona istediğim kitabı söyledim. ‘Bu kitabı aldığınıza göre kitaplarınızı özenle seçen birisi olmalısınız, herkes bu tür kitapları okumaz.’ dedi  aylardır aradığım kitabı sonunda Taksim’in arka sokaklarındaki bir sahafta bulmuştum. Kitabı aldım ve oradan hemen ayrıldım. Kadının gizemli konuşması git gide merakımı arttırıyor, kitap beni kendine çekiyordu.

Aynı gün büyük bir heyecanla kitabı okumaya başladım. 23. sayfaya geldiğimde el yazısıyla yazılmış bir not buldum. Not benim adıma yazılmıştı. Notta ‘Bu kitabı bulacağını biliyordum. Seni bu kadar yorduğum için özür dilerim ama kendin bulursan daha kıymetli olur diye düşündüm. Umarım bu kitap sana hayata bakış açını değiştirmen de yardımcı olmuştur. -P.A.’ yazıyordu. Bu notu kim yazmıştı, adımı nereden biliyordu ve P.A. da kimdi? Belki bu soruların cevabını bulurum diye kitabı çabucak bitirdim. Aslında kitap çok güzeldi. Onu okuduktan sonra anın tadını çıkarıp kendimi ve sevdiklerimi bu okul temposunda kaybetmeyeceğime dair söz verdim. Ama geç olmuştu ve yatmalıydım. Ertesi gün uyandığımda kitap yerinde yoktu. Evin her yerini aradım ama bulamadım. Nereye kaybolmuş olabilirdi ki? Belki de yere düşmüştü. Onu bir an önce bulup kafamdaki sorularla ilgili ip uçları bulmalıydım. Ne kadar arasam da kitabı bulamadım. Ama artık her ne kadar yoğun da olsam kendime ve sevdiklerime zaman ayırmayı ilke edinmiştim.

(Visited 39 times, 1 visits today)