Hakkımızı Kim Yiyor?

Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kâr amacıyla işletilmesine dayanan bir ekonomik sistemdir. Serbest piyasa ekonomisi olarak 16. yüzyılda çıkmıştır. Yani toplumdan ziyade bireysel bir emek ön plandadır. Amaç da bu sebeple sefaletten kurtuluş yerine bireysel kar elde elde etmektir. Kapitalizm kelimesi, Karl Marx tarafından para ve sermaye kelimelerinin Almanca karşılığı olan Das Kapital kelimelerinden türetilmiştir. Bütün hayallere ulaşan yolun para olduğunu savunur ve bir harcama limiti olmadığını özellikle belirtir. Sistem tamamen güçlü olan kazansın mantığındadır. Ortada bir yarış vardır ama yarışın kuralları ne kadar adil tartışılır çünkü her insan dünyaya aynı şartlar altında gelmemekte. Bu şartların üstüne bir de zaten kazananı belli olan bir yarış eklemek ne kadar adil? Ne kadar sermayeniz var ise o kadar kazanma şansınız olacaktır.

 

Kapitalizmin yanında başka bir seçenek ise sosyalizmdir. Sosyalizm, sosyal ve ekonomik alanda toplumsal refahın katılımcı bir demokrasiyle getireceğini ve üretim araçlarının hakimiyetinin toplumlara ait olduğunu savunan, işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık veren, özel üretim yerine kamu bazlı üretimi destekleyen, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran ekonomik ve siyasi bir teoridir. Ekonominin küçük bir aristokrat, zenginler sınıfı ya da kapitalist bir sınıf yerine geniş kitlelerin yararına işletilmesi gerektiği savunan yönetim biçimidir. ‘Çalışan kazanmalıdır’ fikrine bağlı kalır.

Kapitalizm mi sosyalizm mi?

Kimileri kapitalizmi savunurken kimileri de sosyalizmi savunur. Kapitalizmi savunanlar, sosyalizmin baskıcı ve antidemokratik olduğunu savunur. Bir diğer neden ise içe kapalı ekonomiler sebebiyle bilimin gelişmediği iddiasıdır.

Bu iki ekonomik yönetim sisteminin belirgin farklarına baktığımızda ise Kapitalizmde kişi yararı ön plandadır. Kapitalist ekonomilerde birey, daha çok kar elde edebilmek amacıyla kendi çıkarlarını en üst düzeye çıkararak çalışır.

 

Sosyalizmde kamu yararı ön plandadır. Sosyalist düşünceye sahip ekonomilerde bireylerin değil, toplumun çıkarları belirleyicidir. Kapitalist sistemlerde çok partili siyasi yaşam mevcuttur. Bu sistemde “yol gösterici planlar” bulunur. Sosyalist sistemler tek partili rejimlerdir. Çok partili siyasi yaşam tercihlerinden bahsedilmez. Bu sistemde “emredici planlar” bulunur. Genellikle baskıcı ve antidemokratik uygulamalar görülür.

Winston Churchill’in: ‘’Kapitalizmin doğal ahlaksızlığı, nimetleri adaletsiz paylaşmasıdır; sosyalizmin doğal faziletiyse sefaleti eşit paylaşmasıdır.’’ sözü de durumu özetliyor. Bu fikre katılıyorum çünkü kapitalizmde bir adalet ve yeni insanlara da ufak da olsa bir fırsat yok. Sosyalizmde ise halk ne kadar ‘zengin’ konumunda olsa da eşitlik söz konusudur ve hak çalmak neredeyse imkansızdır.

 

 

 

 

(Visited 18 times, 1 visits today)