Hapsolmuş

Kapıdan çıkmadan evvel oturduğu sandalyeye baktı. Kendisine çok benzeyen bir gölgenin orada uyuduğunu gördü. Yaşadığı durum ilginçti çünkü 10 saniye önce o sandalyede oturan kişi ta kendisiydi. Garip bir ışık yansımasıdır diye düşündü ve o anı telefonuyla fotoğrafladı. Arkadaşlarına göndermek için gerçekleştirmişti bu hareketi. Telefonu cebine koyup yoluna devam etti, hiçbir şeyi umursamadan.

Uzun bir gün geçirmişti. Eve geldiğinde onun yanına koşarak gelen köpeğini sevdi, daha sonrasında da köpeği ile birlikte salona geçti. Gidip üstünü değiştirdi ve kendine yiyecek bir şeyler aldı. Sonrasında televizyondan bir film açıp koltuğa oturdu. Telefonuyla ilgilenmek istedi, biraz canı sıkkındı ve arkadaşlarıyla konuşarak modunu yükseltebileceğini düşündü.

Çok geçmeden gündüz çektiği fotoğraf gelmişti aklına. Arkadaşlarına o fotoğrafı ekleyerek mesaj attı. Kimse cevap vermemişti o fotoğrafa, şaşırmıştı dolayısıyla. Neden cevap vermediklerini düşündü. Oysa herkes çevrim içiydi ve konuşuyorlardı. Attığı fotoğrafın komik bir fotoğraf olması gerekiyordu. Acaba atladığım bir şey var mı diye düşündü ve tekrardan fotoğrafa bakmak için fotoğrafı açtı. Ama 2 dakika önce orada olan gölge artık yoktu, sanki boş sandalyenin fotoğrafını çekmiş gibiydi.

Sonuçta bir ışık yansımasıydı bu belki flaş patlamıştır ve ışığı kapatmıştır diye kendini avutmaya çalıştı. Fakat o da biliyordu orada kendisine benzeyen bir gölge olduğunu. Çünkü galerisinden açtığı fotoğrafta görmüştü o gölgeyi. adeta gölge fotoğraftan silinmişti. 

Panik yapmaya çok gerek yok diye düşündü ve yakın oldu arkadaşını, Ozan’ı, aradı. Önce normal bir sohbetle karşıladı onu, daha sonrasında olan olayı anlattı. Ozan, sanki karşısında bir deli varmış gibi davranıyordu. Bu durum onu iyice sinirlendirmişti çünkü o gölge ona benziyordu ve gölgenin kaybolması bir tesadüf değildi. Belki de çok fazla korku filmi izlemişti, arasındaki farkı anlayamıyordu.

Durdurduğu filmi tekrardan oynattı ve aklını dağıtmaya çalıştı. Ancak bir türlü çıkmıyordu aklından kaybolan gölge. Kafasındaki düşünceleri kovarak kendini filme verdi. İşe yaramıştı da aslında. Açtığı film onu eğlendiriyor ve güldürüyordu. Ardından, arka planda bir değişiklik dikkatini çekti. Telefonundan çektiği fotoğraf, filmin arka planda tablo olarak kullanmıştı. Bu nasıl olur, sadece bir kafe sandalyesiydi diye düşündü. Filmin arka planında olacak bir tablo kadar önemli bir görsel değildi. Ayrıca gölge tam olarak kendisine benziyordu ama o öyle bir poz vermemişti ki nasıl arka planda olacaktı.

Daha fazla düşünemezdi bunu, fotoğrafı çektiği yere gidip bakmaya karar verdi. Oraya vardığında sandalye hala aynı şekildeydi ama gölgesi yoktu. Telefonu tam fotoğrafı çektiği açıda ayarladı ve sandalyeye oturdu. Zamanlayıcısı açıktı, 10 saniye içerisinde aynı gölge pozisyonunu oluşturmak zorundaydı. 3 saniye kala oluşturdu ve hiç kıpırdamadı. Aynı o şekilde çekmişti. Telefonu almak için ayağa kalkmaya çalıştı ama başarılı olamadı. Bir anda bir gücün onun çektiğini hissetti ve bilinci kapandı. 

Kafeye gelen müşteriler başıboş telefonu gördüklerinde garsona vermek için aldılar. Telefonun ana ekranındaki fotoğraf oydu. Artık orada bir gölge vardı ve bu gölge kendisiydi. Ölene kadar da öyle kalacaktı.

(Visited 35 times, 1 visits today)