Hayalimdeki Dünyaya Hoş Geldiniz

Şöyle dünyaya bir bakın. Savaşlar mı dersiniz, açlıktan ölen çocuklar mı dersiniz, haksızlığa uğrayan kadınlardan bahsetmiyorum bile. Ne kadar çok sorun var şu küçük dünyada! Kendisini en zeki varlık ilan etmiş insanoğlu, yüzyıllardır barış içinde yaşamayı öğrenemedi bir türlü. Hep hırslarına yenik düştü, hep elindekinden daha iyisini, daha fazlasını istedi. İstediğini elde etmeye çalışırken de elini kana bulamaya hiç çekinmedi. Kimi zaman öldürdü, kimi zaman diğer insanların haklarını yedi ama istediğini alıncaya kadar durmadı. Elde ettiğinde ise meyus bir birey oldu. Çünkü ona sahip olduklarını hiçbir zaman yeterli gelmedi, her zaman elinde olmayanı istedi insanoğlu. Gözünü kör etmişti hırs, para, güç -artık her neyse.- Haksızlığa gözünü kapattı, mazlumların vaveylalarına kulaklarını tıkadı. Görmemeye, duymamaya çalıştı. Peki, hepsini duyup görüp düzeltme şansımız olsaydı? Kötülüğün olmadığı mutlu bir dünya inşa etmeye çağırıyorum sizi. İşte dünya o zaman çok güzel bir yer olurdu.

Gözlerimi sabahın ilk ışıklarıyla açıyorum. Sanki hava bugün daha güzel, kuşların sesleri kulağa daha güzel geliyor. Bir şeyler yemek için mutfağa ilerliyorum, yeni yapılmış kekin kokusu burnuma geliyor. Annemle babam birlikte kahvaltıyı hazırlamışlar, masaya oturmuş beni bekliyorlar. Onlara kocaman gülümsüyorum. Onlar da gülümsememi karşılıksız bırakmıyorlar. Yemek yemeye başladıktan sonra babam televizyonu açıyor. İlk kanalda tüm dünya liderlerinin birlikte barış için bir anlaşma imzaladığı haberini görüyoruz. Bunun sadece kağıtta kalacak bir anlaşma olacağını düşündüğüm için haber bana hiç çekici gelmiyor. Kumandayı alıp başka bir kanala geçiyorum. Bu kanalda da gördüklerim beni en az diğer kadar şaşırtıyor. Açıklamaya göre artık dünyayı yetişkinler çocuklarla birlikte yönetecekmiş. Bizim ülkemizi yönetecek kız çocuğu kendisine büyük gelen bir takım elbiseyle yürüyor kürsüye doğru. İlk başta boyu mikrofona yetmiyor. Çocuğun bu tatlı görüntüsü yüzümde bir gülümseme oluşturuyor. Kız çocuğu, mikrofonu boyuna göre ayarlayıp konuşmasına başlıyor. “Artık biz çocuklar savaştan bıktık. Her çocuğun mutlu bir ailede yaşama hakkı vardır. Bunu sağlamak için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Gökdelenler dikmek yerine şekerden evler yapacağız. İçlerini lüks mobilyalardan ziyade huzurla dolduracağız.” Çocuğun konuşmasından sonra reklam girince bir diğer kanala geçtim. Bu kanaldaki haber de dünyadaki hava, su ve toprak kirliliği ile ilgiliydi. Dünyaya çok iyi baktığımız için dünyadaki kirlilik oranı geçen seneye oranla yarı yarıya azalmıştı. Haberlere o kadar çok dalmıştım ki okula gitme saatimin geldiğini fark etmedim. Annemin uyarısıyla çantamı alıp evden çıktım. İnanır mısınız bilmem ama sokakta hiç çöp yoktu! Dünya hep böyle kalmalıydı diye düşündüm. İşte dünya o zaman çok güzel bir yer olurdu.

Gözlerimi annemin sesi ile açtım. Etrafıma bakındım, daha demin sokakta değil miydim? Gözüm duvardaki saate ilişince anladım ki hepsi rüyaymış. Zaten öyle bir dünyayı anca rüyamda görebilirdim çünkü gerçek olamayacak kadar güzeldi. İçinde gözyaşının olmadığı barışın olduğu bir dünya… Keşke rüyam gerçek olabilse gelecekte. İşte dünya o zaman çok güzel bir yer olurdu.

 

 

(Visited 50 times, 1 visits today)