Hayat

Gözümü açtığımda üstümdeki kalın yorgan sımsıkı sarmıştı beni içi öyle sıcaktı ki içinden hiç çıkasım gelmedi. Yataktan kalktım ve pencereye yöneldim. Kış ayı olmasına rağmen dışarıda çok güzel bir hava vardı. Hemen mutfağa indim ve bir kahve hazırladım. En sevdiğimi köşeme oturup dışarıyı seyrettim insanlar koşturup duruyorlar. Kuş sesleri cıvıl cıvıl geliyordu. Nedense hava ne olursa olsun dışarıyı seyretmek beni rahatlatırdı ve huzur verirdi. Bugünün güzel bir havası olduğu için dışarda kahvaltı etmeye karar verdim. Kahvemi bitirip hemen odama çıktım en sevdiğim beyaz gömleğimi ve vazgeçilmezim olan bordo ceketimi giydim. Ardından aşağıya kapının önüne indim aynaya baktım harika görünüyordum. Hemen kabanımı alıp çıktım. Binamızın mavi demir kapılarından geçtikten sonra bu güzel havada arabayla gitmek yerine yürümeye karar verdim. Herkes mutlu gözüküyordu dışarıda. Köpeklerini gezdirenler, çocuklara okula götürenlerin tatlı telaşları, işe gitmeye çalışanlar bile mutlu gözüküyordu. Etrafa bakarken kahvaltıyı yapacağım kafeye gelmiştim. Bu kafeye her zaman gelirdim. İçeriye girdim ve orta büyüklükte yuvarlak masaya oturdum. Her geldiğimde buraya otururum garsonlar beni tanıyordu ben söylemeden her zaman istediğim bol zeytinli, değişik çeşitlerde peyniriler, haşlanmış yumurta, domates, salatalık ve kahvaltıda olmazsa olmazım çayım hepsini önüme getirdiler. Kahvaltımı dışarıyı seyrederken yavaş yavaş yaptım ve bitirdim. Havalar soğuk olduğu için ne zamandır denize gitmiyordum. Kahvaltım biter bitmez denize gittim. Her zamanki gibi masmavi rengiyle göz kamaştırıyor. Hafif dalgaları ahenkle dans ediyordu. Bir bank buldum ve oturum. Denize bakarken kendimi kaybediyordum, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Denizi izlemeye o kadar dalmış olacağım ki hava kararmaya başlamış ve soğumuştu. Hemen bir taksici çağırıp eve gittim. Eve geldiğimde güzel bir duş alıp, en sevdiğim tavşanlı pijamaları giydim. Giydikten sonra mutfağa gittim çok acıkmıştım. kendime dünden kalan yemeği ısıttım ve afiyetle yedim. Yediğim şeylerin bulaşıklarını toplarken şarkılar toplamama yardımcı oluyorlardı. Çayımı demledim ve televizyonun karşısına geçtim yeni bir film vardı. Canavarlı fantastik bir şeye benziyordu hemen izlemeye koyuldum. Filme o kadar dalmışım ki çayımı içmeyi unutmuşum. Film bittikten sonra en sevdiğim köşeme gidip oturdum bir kitap aldım ve çayımın kalan orada yudumladım. Ben kitabımı okurken yağmur yağmaya başladı yağmurun altında olmayı öyle çok seviyordum ki üstüme kalın şeyler giyip hemen aşağıya indim. Yağmur daha da hızlanmıştı ve ben yağmurla oynuyor eğleniyordum biraz süre sonra yağmur durdu. Yağmur birikintilerine basmayı çok severdim. Yağmur bittikten sonra o birikintilerle oynuyordum oynarken sıkılmıştım ve eve gitmeye karar verdim. Oradan tam uzaklaşmak üzereyken omzuma bir el dokundu. İşte o zaman gözümü açtığımda tek gördüğüm şey beyaz bir tavandı. Hayat yaşayınca ne güzel şeymiş meğer. Eski günlerimi çok özlüyorum.

(Visited 7 times, 1 visits today)