Hayat Üzülmek İçin Fazla mı Kısa?

Hayatta var oluşumuzdan bu yana her zaman bir amaç uğruna yaşadık ve yaşamaya devam edeceğiz. Eğer her sabah bizi o sıcacık yatağımızdan kaldıracak bir neden olmasa ya da kimisi soğuktan tir tir titrerken hala hayattkalmak için çabalayacak olmasa ne olurdu? Ölüm

Her canlı iç güdüsel olarak hayatta kalmak ister ve büyün bir ömrü boyunca bunun için çabalar ama sonuç her zaman aynı şekilde sonuçlanır. Siz hiç bu iki kapılı Handan başka yolda ilerleyen gördünüz mü? Tüm bu süreçler içinde duygularımız bizi yönetir. Sahip olduğumuz şeyler için mutluluk duyurken her zaman sahip olamadıklarımızı arzularız. Hiç bir zaman şükretmeyi bilmeyip hep daha fazlasını ister ve gözüme bir perde inmesine izin veririz. Doğada hiçbir hayvan yemeyeceği daha doğrusu tüketmeyeceği hayvanı avlamaz, bunu sadece insan yapar.

Doğduğumuz ilk andan itibaren bize yapmamız gereken şeyler söylendi ve biz de onları en başta sorgusuz yerine getirdik ama zaman ilerledikçe işler ve roller değişti. Her birey toplumda yer edinmeye başladıkça arzuları ve amaçları değişti ve “neden” diye sorgulamaya başladı. Her ne kadar toplumun bu düzenini değiştirmek istese de bu çarkın bir parçası oldu ve bunun sonucunda köleleştirildi. Herkes içindeki çocuğu toprağa gömdü ama sadece bazıları içindeki umudu korumaya çalıştı.

Sizce sahip olduklarımız için şükredip daha fazlasını istememeli miyiz yoksa sahip olamadıklarımız için düşünmeli miyiz? Aslında burada çok ince bir çizgi bulunmaktadır ve yapılan her hata kişiyi yıpratabilir. Bir amaç uğruna yaşamamak kişiyi değersiz hissettirir. Örneğin bir ayakkabı gördüğünüzde her ne kadar ayağınızda ayakkabınız olsa da toplum düzeni bir yenisini almamız uğruna sizi çalıştırır ve günün sonunda her ne kadar acınası bir yolla olsa da sizi başarıya ulaştırır. Bir diğer fikir ise zaten ayakkabım var diyip yoluna devam etmek olur ve bu durum da çalışmanızın önüne geçer. Hırs, her ne kadar kötü bir duygu gibi gözükse de kontrol edildiği zaman kişiye dünyayı önüne serebilir.

“Mutluluğum belki de şundan ileri geliyor: Bende olanlara seviniyor, olmayanların üzerine de düşmüyorum.” diyen Tolstoy aslında bu yorumuyla mental olarak sağlıklı bir hayat amaçladığı anlaşılıyor. Her ne kadar klişe olsa da hayat kısa ve kuşlar uçuyor…. Bu kısacık ömrümüzde güzel vakit geçirip en azında bu dünyada kalıcı eserler bırakmalıyız. Hayat her ne kadar üzülmek, kızmak için kısa olsa da arzulamak için vakit harcamanın doğru olduğuna inanıyorum.

Bu hayatı nasıl yapacağımız ve nasıl yaşamak istediğimiz bizim elimizde. Oscar Wilde’ın da söylediği gibi insanlardan çoğunun mutluluğu ve mutsuzluğu, kendi düşünce ve inanışlarına bağlıdır. Herkes farklı farklı adımlarla bu serüveni tamamlayacaktır. Bence bu süreç içinde tek unutmamamız gereken nokta hata yapabileceğimiz ve şükretmeyi unutmamamız gerektiğidir. Mutlu insan çevresindekileri de mutlu etmek ister ve sürecinde sonucunda maddi, manevi yeterliliğe ulaşır. İnsanları mutlu etmeyi ama en çok da mutlu olmayı unutmayın.

(Visited 6 times, 1 visits today)