Hayat Yağmurları

İnsanlık neden ve nasıl bu Dünya’ya geldiğini hala bilmiyor ancak eğer yaşayacaksak, yaşamı güzelleştiren şeylere yönelmeli, hayatı bizler için zehir eden bazı şeylerden de uzak durmalıyız. Ancak hayat bazen acımasızdır. Kimlere güzel bir başlangıç, kimilerine ise kötü bir başlangıç verir. Başladığımız yolu bitirmek ve bir başarı öyküsü yazmak ise bizlerin elindedir. Ancak bizler için hayatı zehir eden ve eğer imkânımız yoksa kaçamadığımız bazı şeyler de var mıdır bu dünyada?

Dünya yedi kıtadan oluşur ve her kıtada birbirinden farklı bir sürü ülke bulundurur kendi içinde. Her ülkenin pek çok farklı şehri ve her şehrin de birbirinden farklı hava durumları vardır. Kimi yerler hiç yağış almazken kimi yerler ise Güneş’in doğmasını dört gözle bekler. Peki, bu ve bunlar gibi farklılıklar insanların duygularını değiştirebilir mi? Cevap çok basit, evet.

Araştırılan bazı bilimsel verilere göre havanın kapalı ve yağışlı olması insandaki serotonin hormonun azalmasına sebep olduğundan dolayı insanlar gün içerisinde genelde mutsuz ve enerjisinin düşük olmasına neden olur. Mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin hormonu insanın mutlu, canlı ve enerjik olmasını sağlar. Yani mutlu ya da mutsuz olmanın bu ve bunlar gibi pek çok sebebi de var. Örneğin Londra’yı bilirsiniz. Günün istediğiniz bir zamanında Londra’nın hava durumunu kontrol ettiğinizde, genelde kapalı, çok bulutlu ya da yağışlı olarak görürsünüz. Londra’da gezi yapan bir kişinin sözleri aynen şöyle “Sabahları evden çıktıktan sonra metroya biniyoruz, metroda her gün farklı insanlarla karşılaşıp, farklı saatlerdeki metroların farklı vagonlarına biniyoruz ama hepsinin ortak bir özelliği var; soğuk, gülümsemeyen, suratı asık insanlar. Metroya binene kadar enerjim gayet yüksekken o insanlar resmen enerjimi emiyor.”

Bu verdiğim örnek, hava durumuyla alakalı mı diye sorsam sanırım çoğu kişi evet cevabını verecektir. Dediğim gibi, sürekli yağış alan ve doğru düzgün Güneş yüzü görmeyen bir yerde yaşıyorsanız istemezseniz bile mutsuz ve soğuk olabiliyorsunuz. Sonuçta kim istemez ki Güneş’in yüzü ısıtan pencerenin arasından gelen ve insanı mutlu bir şekilde uyanmasını sağlayan ışınlarını.

Belki de mutlu olmanın pek çok yolu var. Ancak bunları ne kadar hayatın içerisinde aktif bir biçimde kullanıyoruz? Ne olursa olsun, ne yaparsak yapalım eğer başka bir yere taşınma imkânımız yoksa hava durumunun sizlerin üzerindeki etkisinden kaçamazsınız. Ancak kaçamamak mutsuz yaşamak demek midir? Sanırım bunun cevabı da hayatın içinde gizli olsa gerek.

(Visited 24 times, 1 visits today)