Hayatımın Bir Telefonla Çöküşü

Merhaba, ben Mehmet Demir Koçan. Özel bir şirketin plazasında cam siliciyim. Geçmişte 2 defa evlendim ama hiç birinde mutluluğu yakalayamadım. Ancak en sonunda bana mutluluğu tattıran eşimi buldum. Şu an 55 yaşındayım. İstanbul Beylikdüzü’nde oturuyorum, evimiz 3 oda 1 salon. İki kız çocuğu babasıyım. Büyük kızım Zehra 21 yaşında ve ilk evliliğimden, küçük kızım Melis ise daha 8 yaşında ve 3. evliliğimden yani şimdiki eşimden. Maalesef 2. evliliğimden çocuğum olamadı çünkü çok uzun süre birlikte olmadık eşimle. Mahalle kahvesine gitmeyi çok severim ayrıca bizim evin yanındaki camiye gitmeyi de severim. Çünkü o caminin hocası benim en yakın dostum olmakla beraber aile dostumuz. Benim 2 tane daha en iyi arkadaşım var, isimleri Sefi ve Cezi.

 

Kendimden bu kadar bahsettiğim yeter. İsterseniz olaya geçelim. Günlerden 14 şubat 2012, hava soğuk, kar yağmıştı ve yağmaya devam ediyordu. Çocuklar okula gitmek zorundaydı. Zehra, Başkent Üniversitesinde okuyordu ve o gün sınavı vardı, Melis ise 2. sınıfa devam ediyordu ve çarpma işlemi öğreniyorlardı. Onların servise binmesiyle benim iş için evden çıkmam bir oldu. Emektar 24 yaşında babadan kalma bir arabam var. O gün İşe vardığımda biraz geç kalmıştım. Ancak  işe ne zaman başlanırsa kârdır dedim ve işe koyuldum. Önceki gece kar yağdığı için camlar pek bir kirliydi. İşimi yarılamıştım ki, tam o sırada telefonum çaldı.

Kalın, boğuk, hafif sinirli bir ses bana kızınız Zehra demeye kalmadan ben adamın cümlesini bitirmesine izin vermeden bir şey mi oldu, bir zarar mı gördü dedim. Adam buna sinirlenmiş olacak ki beyefendi bırakın durumu izah edeyim dedi. Bende izin verdim ” Kızınız Zehra bir suça ortaklık etti ” dedi. Benim o sırada dizlerimin ve ellerimin bağı çözülü verdi aniden. Telefon elimden düştü, beyefendi oradan bana sesleniyor iyi misiniz diye. Sonra kendimi toparlayıp suçu sordum adamda bana kısmen adam yaralamadan dedi. Ben şaşkındım, içimden geçirdim Zehra’m yapmaz diye ama nafile yapmıştı bile. Patronuma durumu anlatım panikle işten izin aldım ve Zehra’nın okuluna koyuldum bir yandan telaşlıydım ve karamsardım, betim benzim atmıştı, bembeyazdım.

Zehra’yı okulun önünde polislere ağlarken buldum. Polisler kızıma” Asla inkâr edemezsiniz hanımefendi her şey kamera kayıtlarında gözüküyor.” dedi. Ben memur beylere selam verdikten sonra olayı bana detaylı anlatmalarını rica ettim. Amirleri bana “kızınız Zehra arkadaşı Gamze’yi kasıtlı olarak göğsünden bıçakladığı için suçlanıyor ve hepsi kamera kayıtlarında açık ve net gözüküyor.” dedi. Ben ne diyeceğimi bilemedim ve oradan hemen uzaklaşıp kızımı göz altına aldıkları karakola gittim. Memur bey bana para karşılığı kızımı çıkartacaklarını ama eğer para ödemezsem 24 saat hapis yatacağını söyledi bende para vermek zorunda kaldım. Zehra’ya sordum sen mi yaptın diye ama bana inkarla hayır diyordu bende inandım ve kamera kayıtlarını inceletmeye götürdüm. Zehra’nın yanında bir arkadaşı daha vardı Öznur ondan şüphelendim sonra farkına vardım ki Öznur Zehra ile o gün kavga etmişti. Acaba sinirden yapmış olabilir mi diye düşündüm.

Kamera görüntüleri elimize ulaşmıştı ve Zehra’nın aslında orda olmadığı anlaşıldı fakat kim yapmıştı. Olay yerine dedektifler geldi,  parmak izi alıp gittiler. Birkaç gün sonra olayın tamda aklımda canlandığı gibi olduğu anlaşıldı. Öznur yapmıştı Zehra o gün koyu bir kapüşon, kırmızı ayakkabı, beyaz pantolon ve gene siyah renklerinde bir şapka giymişti o yüzden Zehra zannedilmişti ama neyse ki parmak izi Öznur’la uyuşuyordu. İşte o günü de böyle atlattık Öznur Zehra’dan özür diledi ama Zehra affetmedi tabi ki Öznur’da 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı ama en güzeli artık böyle olaylar yaşamamız ve kötü günlerde hep birbirimizi kollayacağımız inancını sağlamak.

(Visited 8 times, 1 visits today)