Hem Yalnız Hem Kalabalık

Yalnızlık, insanoğlunun çoğu zaman en büyük korkusu olmuştur. Herkesin etrafında birileri varken sizin kimsenizin olmaması düşüncesi sizi acınası olduğunuz fikrine kaptırır. Bazense etrafınız insan kaynarken dünyadaki en yalnız kişi olduğunuzu hissedersiniz.

Rus bir oyun yazarı olan Anton Çehov, “Kendini yalnız hisseden kimse için her yer çöldür.” derken de bundan bahsetmiş olmalı. Ne kadar kalabalık bir ortamda da bulunsanız eğer yalnız hissediyorsanız o ortam sizin için çölden farksızdır. Ne bir yaşam belirtisi vardır ne de yüzünüzde bir gülümseme oluşturmaya yetecek bir olay. İster tüm tanıdıklarınızı etrafınızda toplayın, ister bir tanışma kampanyası başlatın; o an yalnız hissediyorsanız nereye giderseniz gidin yalnız olmaya devam edersiniz. Etrafınızda en ufak bir şey yokken sizin de bir şeyler üretecek arzunuz ve uğraşınız olmaz. Bir etkinlikte size eşlik edecek bir dostunuz ya da sevdiğiniz yoksa hiç yapmamayı tek başınıza yapmaya yeğleyebilirsiniz.

Diğer bir yandan Alman teorik fizikçi Albert Einstein, “Sakin bir hayatın tekdüzeliği ve yalnızlığı, yaratıcı aklı harekete geçirir.” sözüyle bir antitez öne sürer. Dingin olduğu kadar yalnız bir zihinle yaratıcılık doğru orantılıdır diyebiliriz bu söze bakarak. Hayatımızda üzerinde düşünmek ve hakkında karar vermek için çok fazla şey bulunmayınca zamanımızı düşünmediğimiz şeylerle daha çok ilgilenerek geçirebiliriz. Zihnimizi meşgul eden onlarca şeyin yokluğunda herhangi bir duruma daha net bir şekilde yoğunlaşabiliriz. Belki de etrafı kalabalıkken dikkat etmediği şeylerin ancak yalnız kaldığında farkına varabiliyordur beynimiz, ya da yapacağı işler azaldığında. Örneğin şair Emily Dickinson, mutfağında ona yardımcı olacak bir yardımcı edindiğinde şiirlerine ve eserlerine daha çok vakit ayırabilmiş ve yaratıcılığındaki artış evinde çalışan diğer kişilerce doğrulanmıştı.

Bence her ikisinin de dengesi çok önemli. Yani yalnızlığın ve etrafın hayatımızda yakın oranlarda bulunmaları gerekiyor. Yaratıcılığımızı ortaya çıkarmak, konular hakkında derinlemesine düşünebilmek ve dingin kafayla karar vermenin yanında birileriyle tartışarak, birilerinden destek alarak bir şeyler üretmek de bulunmalı günlük yaşamımızda. Düşünmek için ne çok yalnız olmalıyız ne de çok kalabalık. Elbette ki bazı insanlara göre bazı durumlarda yapılması gereken şeyler, bulunulması gereken konumlar değişkenlik gösterebilir.

Sonuç olarak, kimileri yaratıcılığın ortaya çıkması için yalnızlığı şart kabul ederken kimileri yalnız başına insanın bir şeyler üretebileceğine inanmıyor. Bu durumun insandan insana, beyinden beyne değişmesiyle beraber benim fikrimce ne çok yalnızlık iyidir ne de çok beraberlik.

(Visited 30 times, 1 visits today)