İç Sesinizi Dinleyin

İnsanlar bu dünyaya sadece bir kez için geliyor. Hayatı yaşama hazzı bir kere elinize verilirken bu şansı harcamak yerine hayatta kendi belirlediğiniz kriterlere göre yaşamalısınız. Hayatın dizginlerini ele alıp istediğiniz yolda gitmeyi bilmelisiniz. Bir geminin yelkenlerini açması ve kimsenin o yelkenleri geri indirememesi için en güçlü rüzgârı oluşturup dalgalı veya durgun bir denizde rahatça gidebilmesini sağlamalısınızdır.

Nefes alırken ki yaptığınız eksiler ve artıların çokluğunu düşünerek kendinizi yerden yere vuracağınıza, yıpratacağınıza bu yaşamı böyle kabul edip her gün hayatını kaybeden insan sayısını ve geride binlerce kalan hayalleri düşünüp zamanınızın kısıtlı olduğunu hatırlayıp umut ışığınızı takip etmelisiniz. İnsanın yaratılış amacında zaten bir sonunun kesinliği vardır ama bu sonun ne zamana kadar biteceğini bilmediğiniz için yapacaklarınız, yapamadıklarınız, duygularınız her şeyden daha çok önemlidir. Çünkü bu sizin hayatınız, kimseyi ilgilendirmez. Karşıdaki insan sizin kişisel çizginizi geçip hayatınıza karışamaz.

Başkalarının düşünceleri sizi etkilememelidir. O düşünceler sadece desibeli yüksek olan gürültüden başka bir şey değildir. Bu gürültülerin tuzağına düşmeyip kimsenin iç sesinizi bastırmasına izin vermeyin. Kalbinizi ve sezgilerinizi takip ederek istediğiniz cesarete sahip olmaya çalışın.

İnsanı kıdemli yapan şey “hayır” deme yetisine sahip olmasıdır. Kendiniz olamadıktan sonra ağzınızdan çıkan “evet” sesinin bir önemi yoktur. Maalesef insanların bütün amacı dış beklentiler, gurur, rezil olma ya da başarısızlık korkusu olmuş. Ama bir gün dünyadan çekip gideceğiniz zaman, bunların hiçbir değeri kalmıyor. Öleceğinizi bilmek, kaybedecek bir şeyiniz olduğu yanılgısına düşmekten kurtulmanın en iyi yoludur. Bu yüzden yüreğimizi takip etmemiz için hiçbir sebep yoktur. İnsanlara istediklerini vermek yerine, kendi hayallerinizin peşinden koşmalısınız. Mesela H.Ford şöyle bir söz söylemişti: “Müşterilere ne istediklerini sorsaydım, ‘daha hızlı giden bir at’ derlerdi.”

Hayır demek, insanın doğasında olup ama çoğu kez yapmakta zorlandığınız bir şeydir. Çünkü bazen sadece boş duvara bakıp ağlama hissiniz gelir. Sebepsizce gözleriniz dolar ve boğazınız düğümlenir. Aslında her birinin bir nedeni vardır. İçinize attıklarınız dışarı çıkar. Ağlarsınız ve en çok bu şekil ağladıktan sonra kendinizi rahat hissedersiniz. Rahatladıktan sonra sizi böyle yapan şeyi içinizde, duygularınızda bulup yok etmelisiniz. Hiç kimse ve hiçbir şey sizi böyle ağlatmamalıdır, üzmemelidir. Ne olursa olsun kendi mutluluğunuzu düşünüp güçlü kalmalısınızdır. Bunu yaparken hem karakterinizden ödün vermemeli hem de kimseyi kırmamaya çalışmalısınızdır.

Kimse hayata mükemmel olarak doğmadı. Hata yaparak birçok şeyi öğreniyorsunuz. İnsanı insan yapan şey eksilerinin olmasıdır. Yaptığınız hatalardan dolayı pişmanlık duymak yerine kendinizle gurur duymalısınız. Steve Jobs’ın söylediği şöyle bir sözü vardır: “Yaptığımız şeyler kadar yapamadıklarımızla da gurur duyuyorum. Yenilik binlerce şeye hayır demektir.”

Sizin kalbinizi kıracak ve üzülmenize neden olacak bir şeye “evet” demekten başka saçma bir şey yoktur. Belki önemsemeyerek söylediğiniz o kelime sizin hayatınızın akışını değiştirecek. İşte bu yüzden vereceğiniz kararlar sizi ilgilendirir. Sizin yapacağınız bir şeyden dolayı kimse kendini sorumlu tutmayacak. Başkalarının hayatlarından çok kendi hayatınızı düşünmelisiniz ve hayır demeyi öğrenmelisiniz.

(Visited 246 times, 1 visits today)