İdin Sahnesi

0

             Bir insanın günümüzün ‘etik’ değerleri adı altında bir bireye iyi veya kötü damgasının yapıştırılması, çoğu kişi tarafından birkaç değişkenle iliştirilir. Kimisi kötülüğün doğuştan gelen bir oluş olduğuna inanırken, kimisi ise kişinin karakteri şekillenirken maruz kaldığı çevre, fikirler, olaylar sonucu bir bireyin kötü olduğunu düşünür. Peki ya kötücül karakterlerin yoğuruluşunda asıl rol alan etken hangisi? 

 

              İyi veya kötü kavramı belirli çizgileri olsa da ucu açık kavramlardır. Olayı doğuran nedensellik, bakış açıları, hayvani dürtüler, kişinin geçmiş travmaları ve benzeri değinilmesi gereken noktalar, bir durumun dökme kalıplarla iyi veya kötü diye adlandırılmasını zorlaştırır. Buna bir örnek vermek gerekirse: Kendinizi bir etik hakimi olarak tahayyül edin. Huzurunuza çıkarılan kişilerin iyi mi, kötü mü olduğuna karar vermeniz isteniyor. Bir gün karşınıza bir küçük kız çocuğu çıkıyor. Bu kız çocuğunun suçu ise babasının cinayeti. Olayın geri planı hakkında bir bilginiz olmadan küçük bir çocuğun böylesi insanlık dışı bir fiili gerçekleştirmesi aklınıza tek bir şey getirir: ‘saf kötülük’. Ancak daha sonrasında kızın ve annesinin babası tarafından yıllarca fiziksel ve psikolojik şiddete uğradığını, suçun işlendiği sırada da babanın anneyi öldürmeye teşebbüs ettiğini ama öldüremeden küçük kız tarafından öldürüldüğünü öğreniyorsunuz. Öldürmek, kötü bir davranış. Lakin kız çocuğu bugüne kadar hiçbir saldırgan davranış ile rapor edilmemiş. O zaman sayın etik hakimi, bu kız çocuğu kötü bir birey mi? 

 

              Cevabınız evet de olsa hayır da olsa yanılıyorsunuz. Çünkü her bireyin içinde iyilik de, kötülük de doğumlarından ölümlerine kadar eşit derecede bulunur. Aklınıza gelebilecek en kötü insan bile bir gün iyi bir davranış sergileyebilir, en melek kişi ise bir gün bir şeytana dönüşebilir. İnsanlar; ellerindeki cihazlar, evlerindeki ocaklar ne kadar gelişse de hala aynı ilkel yaratıklardır. Her birinin içinde doğada hayatta kalabilmek için programlanmış hayvani dürtüler bulunur. Düşündüğünüz, düşüneceğiniz; doğmuş, doğacak her bireyin de idinin egosu tarafından dizginlenemeyeceği senaryoları vardır. Fiziksel ve ruhsal olarak kişiyi etkileyen durumların, kişinin hangi yöne daha eğilimli olduğu konusunda bir yorum yapılabileceğinden hiç şüphe yok. Yine de aileniz, sevdikleriniz, hatta kendinizin bile ‘kötü’ olacağı durumlar mevcuttur. 

 

               Sonuç olarak, iyilik ve kötülük bize net duygular uyandırsa da bir bireye uygulanmaya çalışıldığında ucu açık kavramlar olarak kalacaktır. İyi de kötü de geçicidir, anidir. Bu hayat süreleri boyunca kimin iyi, kimin kötü olarak hatırlanacağını da idin sahnesi belirleyecektir. 

(Visited 3 times, 1 visits today)

About Author