İlk İş Günü

Küçüklüğümden beri hayalim mühendis olmaktı. Bunun için en uygun üniversitede okudum ve 2 yıl staj yaptım. Yirmi dört yaşımda olan ben artık bu meslek için kendimi hazır hissediyordum. Birkaç iş başvurusunda bulunup reddedildim ama pes etmedim. Son yaptığım başvuru için kabul edildim, beni görüşmeye çağırdılar.

Görüşmeye gittiğim iş yerinde beni uzun kumral saçları olan bir kadın karşıladı. Çoğu çalışan gibi klasik beyaz gömlek, ceket ve etek giymişti. Bana ‘‘hoş geldiniz’’ dedi ve görüşmenin yapılacağı ofise kadar eşlik etti. Kapıdan girdiğimde ilk dikkatimi çeken ofisin güneye bakan camından görülen manzaranın latifliğiydi. Sonbaharda olduğumuz için rüzgar tarafından savrulan rengarenk yapraklar, sanki içime ki gökkuşağı renklerini doldurarak beni harekete geçirmek için doğa ile konuşuyordu .

Görüşmeyi yapacağım beyefendinin ilk önce elini sıktım daha sonra karşısına oturdum. Kendimi ona tanıttıktan sonra bana sorular sormaya başladı: sizi neden işe alalım, güçlü ve zayıf olduğunuz yönleriniz neler, bizimle çalışmayı neden istiyorsunuz? … Daha önceden deneyimli olduğumdan dolayı çok az heyecanlandım, görüşme güzel geçti, işe alındım. Görüşme sonunda tekrar onun elini sıktım ve o da bana ‘‘hayırlı olsun’’ dedi. Gerçekten çok mutluydum, sonunda hayallerime kavuşmuştum.

İş yerindeki ilk günümdü, tekrar aynı kadın beni karşıladı ve bana ofisimi gösterdi, ona teşekkür ettim. Maalesef benim ofisimin manzarası dün görüşmeyi yaptığım beyefendininki kadar oflaz değildi. Ben ofisime yerleşirken birkaç çalışma arkadaşım geldi, onlarla tanıştım. En son tanıştığım kişinin adı Nazlı’ydı -uzun boylu, sarışın, renkli gözlü biriydi- benden çok daha tecrübeli olduğu için bana iş hakkında yapmam gerekenleri anlatmaya başladı. Her şey çok karışık geliyordu bu yüzden ona bir sürü soru sordum ve o da bütün sorularımı itinayla cevapladı. Bana yapmam gereken her şeyi gösterdi ve sonra beni Ali adında biriyle tanıştırdı. Ali beyle birlikte şirketi gezmeye başladık; şirket çok katlı, çok odalı bir yerdi, bana teker teker tüm odaları gösterdi. En sonunda en aşağı kata indik, orada yemekhane vardı.

Tam yukarı çıkıyorduk ki gözüme bir oda çarptı. İlk önce Ali beyin gözlerine daha sonra tekrar odaya baktım, hızlı bir şekilde odaya doğru yürümeye başladım ve ‘‘Personel Harici Girilmez!’’ yazan kapıyı ardına kadar açmış bulundum. İçerisi yaratıcılık barındıran maketler, çizimler ve da bir sürü şeyle doluydu. Bu oda benim gibi körpe bir mühendis için cennet kadar güzeldi, ‘‘Bir gün bende bunlar kadar havalı görünen tasarımlar yapabilecek miyim?’’ diye düşünmeden edemedim.

(Visited 30 times, 1 visits today)