İMKANSIZ

Eski zamanlarda, bilinmedik bir köyde genç bir anne ve daha yeni 3. yaşını doldurmuş ama güzelliği her yerde belli olan bir kız çocuğu yaşarmış. Eskiden insanlar kocası olmayan bir çocuklu kadına ne iş, ne hak, ne de mutluluk verirmiş. Küçük kız ve annesi hiçbir zaman dışarı çıkmaz evlerinde güneş batana kadar otururlarmış. Küçük kızın sadece bir penceresi varmış. Bu pencereden dışarıyı izlemeyi çok severmiş. Ama en çok sevdiği zaman geceleriymiş. Uykusu olmadığı zaman gizlice ayak uçlarına basarak pencerenin yanına gider ve gecenin karanlığındaki yıldızları, ayı izlermiş. Küçük kızın hayatı böyle geçmiş ve en sonunda 16 yaşına gelmiş. Artık o bir genç kızmış. O büyüdükçe onunla beraber hayalleri de büyümüş. Annesi de aynı zamanda tek kızının okuması ve kendisi gibi gencecik yaşta evlendirilmesini istemiyormuş, kendi ayakları üstünde durmasını istiyormuş. Genç kızın hayalleri ise uzaya gidebilen bir insan olmakmış. Her ne kadar bunun imkansız olduğunu bilse de… Yıllar ilerlemiş, kız öğrenerek ve her geçen gün uzaya merakı ve hayranlığı artarak büyümüş. Gerçekten de okulun sonunda hayalleri gerçek olmuş, yani bir kısmı. Genç kız astroloji dalından birincilik ile çıkmış fakat uzaya gitmek yerine uzaya giden uzay araçlarını tasarlamış. En yakın zamanda kendi tasarladığı araçlardan biriyle seyahat etmek için gözü yine yükseklerde o günü beklemiş. Uzak ve imkansız görünen bir şey, bir anda yakın ve mümkün olabilir.

(Visited 6 times, 1 visits today)