İnanç

Her zaman ki gibi sıkıcı geçen bir iş günü daha. Daha güneş açmadan, karanlık yolda yürüyen düzünelerce insan. Hiç bir renk yok.

İş yerine gelir gelmez uyanmamı sağlayacak ve bu dört duvar arasında beni ayakta tutabilen tek şeyi hazırlamak adına mutfağa yöneldim. Kahve. Kahve makinasının önünde ki arızalı yazısını görene kadar günümün daha kötü olabileceğini düşünmemiştim. Çantamı alıp yolun karşısında olan kafeye gitmeye karar verdim. Hava çok soğuktu. Yürümek her ne kadar bazı durumlarda bana terapi gibi geliyor olsa da şuan o durumlardan birinde olmadığımı açıkça söyleyebilirim. Kafenin önüne geldiğimde uzun kuyrukla karşılaştım. Soğuk hava da bu kadar kuyruk bekleyip bir de üstüne patronumun beni azarlamasının düşüncesi bile kötü geldi.O sırada geldiğim kafenin yanında ilk defa gördüğüm küçük fakat şirin bir kafe gördüm.Kafenin önünde “Mutluluk İçeride İnan Yeter” yazıyordu. Her işletmenin yaptığı gibi dikkat çekmek için asılmış bir yazı olduğunu düşünüp içeriye girdim. Köşede ki masaya doğru yöneldim. İçeri de benden başka müşteri yoktu ve çalışan kimseyle de karşılaşmamıştım. Aniden arkamdan bir ses “Size nasıl yardımcı olabilirim ?” diye seslendi.Sese doğru döndüğümde yanakları al ve saçları turuncu genç bir kızla karşılaştım. Filtre kahve istediğimi söyleyip kafamı eydim. Kadın bir kaç dakika sonra yanıma bir kağıt , bir kalem ve istediğim kahveyle geldi. Kahveyi almama rağmen kapıt ve kalemin kendim için olduğunu düşünmeyip onları almadım. Fakat kız bana dönüp “Lütfen hayelinizi yazmicak mısınız”diye sordu. Gülümseyip nezaketen aldım. Kahve mi içerken beni mesleğimden soğutan şeyin ne olduğunu düşünmeye başladım. Oysaki üniversite de ne kadar da mutlu ve heyecanlıydım. Mimarlık denilince gülümsemeden duramıyordum. Bunları düşündükten sonra tam kalkacakken masanın üzerinde duran kağıt ve kalem  dikkatimi çekti. Denemekten ve kendimi şımartmaktan bir zarar gelmez diye düşünüp İtalya da kendi mimarlık şirketimi açma hayelimi kağıda akıttım. Hesabı ödemek için kasaya yöneldiğimde hayel kutuu yazan kutuya kağıdı attım. Sevimli kıza ödemeyi yapıp çıkmaya hazırlanırken kız “ İnanıyo musunuz ?” diye sordu.”İnanmaktan başka tercihim yok. Hayellerim olmasa da ayakta durabileceğim bir şeyim olmaz “ diye yanıt verdim. Kadın gülümsedi ve başını salladı. Yorucu bir iş gününden sonra otobüsü kaçırmamak için hızlı adımlarla yürürken karşıma kafede çalışan sevimli kız çıktı. Upuzun siyah bir arabanın sürücü koltuğunda bana doğru bakıyordu. Gülümseyip gidecekken bana gelmem için işaret yaptığını gördüm. Yanına gittiğimde bana bir zarf uzattı. Zarfı açtığımda içinde ki uçak biletiyle karşılaştım.İtalya. Hayellerimin başladığı yer. “Sana inanmanı söylemiştim” dedi .Bana kafesinin ilk müşterisi olduğumu ve hayellerini gerçekleştirmek için insanlara yardım etmenin getirdiği mutluluğu bu yüzden de ilk müşterisi olan şanslı kişiye hayalini gerçekleştirmek için böyle bir imkan sunmak istediğini açıkladı. Ardından ona yüzlerce kez teşekkür edip arabaya bindim. Her şey çok hızlı gelişti,kendime geldiğimde havaalanındaydım.

Şuan kendi şirketimi açmış ve hedefleri için inanmanın önemini anlamış durumdayım. Daha önce hiç bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum. Eğer hedeflerinizi gerçekleştirmek istiyosanız inanın.Hiç bir şey imkansız değildir.

(Visited 6 times, 1 visits today)