İnsan ve İnanç

Hepimiz hayatımız boyunca batıl inançlarla iç içe yaşadık, hala da bilmediğimiz yeni batıl inançlar ortaya çıkıyor ya da türüyor. Hatta bazen bir tarafta uğursuz sayılan bir şey öbür tarafta şansı simgeler olabiliyor. Peki bu batıl inançlar nereden gelmiştir ve psikolojimizi nasıl etkiliyor?

Tarih boyunca insanlar gözlemledikleri, karşılaştıkları ve anlam veremedikleri değişik olayları genellikle dini inançlarına göre yorumlamışlar ve bunlara karşı önlem alıp güvende hissetmek ya da bunlardan medet ummak için batıl inançlar geliştirmişlerdir. Örneğin milattan önce 2000 yılında Kuzey Amerika yerlileri, sonra da Ege’de Helen uygarlığında tahtaya vurma geleneği birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıktı. Her iki taraf da uzun meşe ağalarına yıldırımların daha sık düştüğünü gözlemlemişti. Kuzey Amerika yerlileri meşe ağacına yıldırım düşmesini tanrının yıldırımla yeryüzüne inmesi ve ağacın tepesine oturması olarak yorumlamışken, Helenliler de Yıldırım Tanrısı olduğuna inanmışlardı. Kuzey Amerika yerlileri bu ağacın köklerine vurarak tanrı ile iletişim kurduklarına inanıyorlardı. Orta Çağ’da ise Hristiyan din adamları bu inancı kendi dinlerine uyarladılar. Onlara göre bu inanışın temelinde Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi yatıyordu. Bu nedenle tahta haça vurmak “Tanrım dua ve isteklerimi gerçekleştir.” anlamına geliyordu.

O zamanlar için bakacak olursak insanların anlayamadıkları şeyler için batıl inançları kullanması mantıklı gelebilir fakat günümüzde yıldırımların neden meşe ağaçlarına daha sık düştüğünü bilimsel olarak kanıtlayabiliyoruz. Hatta bazı batıl inançlar var ki bunlar ne bilimle anlayışına ne de insanların din anlayışlarıyla uzaktan yakından alakalı değil. Örneğin, ayakkabının ters giyilmesinin hastalığa işaret olması gibi ya da sağ elin kaşınmasının para geleceğine, sol elin kaşınmasının para gideceğine işaret olması. Bunlar hiçbir mantığa uymayan batıl inançlardır. Her ne kadar çoğu insan bunun farkında olsa da bu batıl inançlara uymadan da edemez. Tıpkı “Fala inanma falsız da kalma.” sözündeki gibi. Çünkü insanlar her ne kadar ayakkabılarını ters giydiklerinde hasta olmayacaklarını bilseler bile zaman içinde batıl inançlar insanın içinde şüphe uyandırmaya başlar. Bu nedenle insanlar batıl inançlara uyduklarında rahat hissetseler de bütün batıl inançlara uymak imkansızdır. Sonuçta bir olayı her toplum aynı yorumlamıyor, bunun sonucunda bir sembolün birden fazla anlamı oluşuyor. İnsan bir şeye aynı anda hem uyarak hem de uymayarak yaşayamaz en nihayetinde. Mesela 13 sayısı batı ülkelerinde uğursuz sayı olarak kabul edilirken doğu ülkelerinde ise uğurlu sayı olarak kabul edilir. Ayrıca bu batıl inançlar bazı insanlar tarafından suistimal edilmeye de oldukça açıktır. Toplum içerisindeki bazı insanlar kendilerini gelecek tahmini konusunda ya da diğer batıl inançlar hakkında bilgi sahibi göstererek insanları kandırmakta ve onları dolandırmaktadır.

 

Özetlemek gerekirse, bence batıl inançlar insanlar üzerinde her ne kadar rahatlık oluştursa da bu batıl inançların verdiği rahatlık kısa süreli olur ayrıca yaşamı daha da zorlaştırarak insanlarda rahatsızlıklara yol açabilir.

 

Kaynakça:

 

 

 

(Visited 253 times, 1 visits today)