İnsanlar Da Ülkelere Benziyor

İnsanlar da ülkelere benziyor
Sınırları var yüz ölçümleri
Yasaları var
Bayrakları ilkeleri
Kimi dağlık bir arazidir
Kimi kır

Ataol Behramoğlu

Sahiden benziyoruz ülkelere. Hepimiz aşılmaz sınırlar çiziyoruz kendimize. Sahiden farklıyız her birimiz. 7 milyar insan… Hem çok benziyoruz birbirimize, hem de çok farklıyız aslında. Aynı gemide yol alıyoruz ve görünüşte bomboş, kızıl bir çöl ve kalabalık, metropolitan bir şehir kadar farklıyız. Ama aslında kalabalıklar içinde tek başına kalmış bir metropol insanının ve çölün ortasında kimsesiz kalmış birinin hissettiği yalnızlık duygusu kadar aynıyız hepimiz. Oysa sorun hissettiklerimiz bu kadar benzerken görünüşe takılıp kalıyor olmamız. Çünkü unutuyoruz ne kadar benzediğimizi ve ötekileştiriyoruz birbirimizi. Halbuki çizmesek o uzun sınır çizgilerini, yüksek duvarlarla, dikenli tellerle çevirmesek etrafımızı ve dikmesek o sınırlara silahlı askerlerimizi… Ve günümüzde bırakın topraklarımıza birilerinin ayak basmasını, bir uçak yanlışlıkla hava sahamıza bile giremez oldu.

Ülkeler gibiyiz biz de. Savaşlar yapıyoruz, barış antlaşmaları imzalıyoruz, diğer ülkelerin olduğu birliklere katılıyoruz. Kimi zaman şiddetli iç savaşlar çıkıyor içimizde, kendimizle çatışıyoruz; kimi zamansa birbirimizle çok uzun süren savaşlar yapıyoruz. Ülkeler gibiyiz, bir türlü yıldızımızın barışmadığı insanlar var. Farklı denizlere kıyılarımız, farklı ülkelerle ortak sınırlarımız var. 

Hepimizin inandığı farklı şeyler var, hepimizin farklı idealleri, ulaşmak istediği farklı noktalar var. Hepimizin bir tarihi, bir geçmişi var. Yükseliş dönemlerimiz, yıkılacak kadar güçsüzleştiğimiz zamanlar var. Ülkelerin kalkınma planları gibi gelecek planlarımız var. Geleceğe dair kurduğumuz hayaller var. Aramızda birçoğumuzu yönetenler de var, kendi halinde kimseye karışmayanlar da. Ülkeler gibi iyi olduğumuz farklı noktalar, farklı özelliklerimiz var. Kiminin güneşli sahilleri kiminin yağmur ormanları var. Kimi zengin, kimi sömürülüyor, kimi yardıma muhtaç… Kimimiz yaşlı, kimimiz yeni kurulmuş bir ülke gibi genç…

Canımızı acıtan şey farklı bile olsa, akıttığımız gözyaşları aynı. Zaaflarımız farklı bile olsa, canımız yandığında hissettiklerimiz aynı. İçimizde ormanlar yakacak kadar canımızı yakan, gökyüzümüzü ağlatan acılarımız var. O yağmurlar farklı zamanlarda yağsa, farklı şiddetlerde olsa bile ardından havaya yükselen ve ciğerlerimizde dolaşan toprak kokusu aynı. Her yerde geçiyor saatler, günler, aylar, yıllar… Kimi güzü yaşarken kimi yaz sıcaklarıyla kavruluyor. Farklı zamanlarda farklı mevsimler yaşıyor da olsak, mevsimler aynı mevsimler. Kimi çoğu zaman yağmurlu, melankolik; kimi sıcak güneşin altında terliyor. Ülkeler gibi farklı zamanlarda yaşıyoruz farklı mevsimleri ama çoğumuz yaşıyoruz aynı haşin kışları, hayatın zorlaştığı zamanları ve güzel çiçeklerin açtığı bahar aylarını. Kimimizin gündüzü, gecesi 6 ay sürüyor; kimimiz her gün güneşi doğurup batırıyor. Kimimizde güneş gökyüzünü kırmızının tonlarına boyayarak batarken kimimizde yeni umutlar ve yeni yaşamlar yeşertmek için yeni bir gün doğuyor oluyor.

Benziyoruz ülkelere, sahiden de benziyoruz…

(Visited 176 times, 1 visits today)