İnsanların Doğası

İnsanlar, çok katmanlı varlıklardır. Bir kimseyi gösterip “O çok iyidir, muhteşem birisidir.” diyebilirsiniz ancak bunu herkese inandıramazsınız. Elbet bir kimse o kişinin kötü bir insan olduğunu düşünür. Bu yüzden insanlar olarak birbirimizi yargılamayı çok severken bunu yapmakta oldukça başarısızızdır. Buna rağmen insan doğası gereği kötü veya iyi olduğunu süren düşünürler bulunmaktadır. Peki hangisi doğrudur?
Öncelikle, hiçbir insan tamamen iyi veya tamamen kötü olamaz. Hepsinin iyi ve kötü yanları vardır. Çok iyi bir insan da en az bir kez kötülük yapmıştır.Bu yüzden insanları iyi ve kötü olarak etiketleyemeyiz. Aynı zamanda, insanların yaptıkları kadar niyetleri de önemlidir. Kötü şeyler yapan bir insanın niyeti aslında iyiyse o kötü müdür iyi midir? Bunlar tamamen subjektif konulardır.
Bununla beraber insanların içinde olan iyilik ve kötülük yapma dürtüleri benzeşebilir. Fakat, insanların bu dünyada çoğunlukla kötülük yaptığını gözlemliyoruz. Dışarı çıkmak istediğimizde soyulmaktan ve saldırılmaktan korkuyoruz ama iltifat edileceğimize sevinmiyoruz. Maalesef dünya kötü insanlardan oluşmakta ve biz de onlardan korkuyoruz. İnsanların doğasında iyilik olduğunu söyleyip yanımızda biber gazıyla dolaşarak ikiyüzlü oluyoruz. Birbirimize güvenmiyoruz ve güvenemiyoruz çünkü biliyoruz ki herkeste bizim içimizde olan kötülük yapma isteği var. İnsanlardan korkuyoruz çünkü insanların en az bizim kadar beter olduğundan eminiz. En iyi insanlar bile bazen istediklerini elde etmek için kötü şeyler yapabilir. İster istemez insanların arkasından konuşuyoruz ve onları kullanabiliyoruz.
Daha farklı bakacak olursak, insanların doğasında ne iyilik ne de kötülük vardır da diyebiliriz. En eski dönemlerden beri insanların ilk amacı hayatta kalmak olmuştur. Hayatta kalmak için hayvanları avlayıp onlardan beslendiler, birbirleriyle savaştılar ve kendilerini korumak için silahlandılar. Bizim doğamızda aslına hayatta kalmak vardır. Artık avlanmaya ihtiyacımız yok ancak hala içimizde o içgüdü bulunmakta. Bu içgüdü ile beraber yaptığımız bazı eylemler bencilce ve “kötü” olabiliyor. Aynı zamanda, insanlar tarafından sevilme isteğimiz de bizi iyilikler yapmaya yönlendiriyor. Bunlar bizim aslına iyi veya kötü yaratıklar olduğumuz anlamına gelmez. Sadece kendimiz ve sevdiklerimiz için en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu bakış açısı belki de daha iyimser olabilir ancak yine de doğruluk payı vardır.
Son olarak, belli bir doğamız ve içgüdümüz olması bunların kölesi olduğumuz anlamına gelmez. İçten içe bizi motive eden unsurlar olsa da her gün yaptıklarımıza biz karar veriririz. İnsanlar olarak bilinçli varlıklarız ve nasıl bir insan olacağımız üzerine gücümüz vardır. Bu yüzden Hobbes ve Rousseau’nın dediği gibi doğamıza ve içgüdümüze takılarak, benliğimizi kaybetmek bizi hayvanlaştıracaktır. Yaptıklarımızı insan doğası olan kötülük bahanesiyle yapamayız. İradesi ve aklı olan değerli varlıklar olarak hayatımız üzerindeki kontrolü unutmamalıyız ve buna göre yaşamalıyız. Böylece hayattaki amacımızı tamamen karşılamış oluruz.

(Visited 3 times, 1 visits today)