İnsanlık ve Kötülüğünün Kanıtları

İnsan doğası gereği kötüdür, ve buna kimse karşı çıkamaz. Ve eğer buna biri karşı çıkacak olursa, bu kişinin fikirlerinin yanlış olduğunu kanıtlamak çok zor olmayacaktır.

Fakat bunu anlamak için iyilik ve kötülük kavramlarını tartışmak gerekir, ve bu da zaten en sıkıntılı kısımdır. Çünkü bu kavramlar göreceli, ve bazı insanlar için birbirine zıt anlamları olabilecek kavramlardır. İyilik dediğimiz şey artık ne kadar saftır ki bu dünyada, ne kadar gerçekçidir acaba? Peki kötülük ne kadar saftır sorusuna vereceğimiz cevap iyiliğe vereceğimiz cevapla aynı mıdır? Tahminimce çoğu kişi için değildir. Bunun aslında size biraz fikir vermesi gerekmektedir. İyiliğin saflığı istişare edilebilecek bir konuyken kötülüğün saflığı hakkında çoğu kişinin aynı fikirde olduğunu idda edebilirim. Çünkü kötülük gittikçe daha da saflaşırken iyiliğin saflığı yalnızca seyrelmiş, git gitde yok olmuştur.

İnsanlar da bir hayvan türüdür. Şimdilik bunun ne anlamı olduğunu anlamamanız çok şaşırtıcı olmaz, fakat gelin anlatayım. Hayvanların hayatta kalma mekanizmasının en önemli kısmı “herkesten önce ben” mantığıdır. Bir hayvan düşünün, herhangi bir hayvan. Bu hayvan saldırı altında olsa sizce sürüsünü mü kurtarmaya çalışır, yoksa kendi canını mı? Hayvanlar içgüdüsel olarak zaten kendilerini kurtarmayı tercih eder. Fakat bu insanlarda biraz daha gelişmiş, bizim şu an “bencillik” adını verdiğimiz, hayati bir durum olmamasına rağmen bir insanın hala kendini tercih etmesi duruma dönüşmüştür.

Düşünmenizi istiyorum, en son kim size içten bir iyilik yaptı? Kendisini ve çıkarlarını düşünmeden, tamamen iyilik yapmış olmak için yapmış olan son kişi kimdi ve bu olay ne zaman gerçekleşti? Eğer çok şanslı değilseniz bu olay olalı üzernden biraz da olsa zaman geçmiş olmalıdır. Peki ondan da önceki saf iyilik ne zamandı? Kendi kazancını, kendi özgüvenini düşünmeden, yalnızca iyilik yapmış olmak için yapılan iyilik ne zamandı? Büyük ihtimalle uzun bir zaman önceydi diye tahmin ediyorum. İnsanlar kendi çıkarlarını düşünürler, çok nadiren kendisini düşünmeyen insanlarla karşılaşırsınız.

Böyle bencillik dediğimiz durumlara kanıt bulmak o kadar da zor değildir aslında. Buna verilebilecek örnekler neredeyse her ülke lideriyle başlar, diktatörlerle devam eder, ve çoğu kişinin tanıdıklarıyla biter. Peki kendimiz ne oluruz? İnsan olarak hiçbir zaman kendimizi yargılamak konusunda iyi olmamışızdır, olabileceğimizi de sanmam. Herkesin doğruları kendine göredir ve bu doğruları değiştirmek için sarf edeceğiniz çaba çok büyük bir ihtimalle boşadır. Çünkü bir insanın fikrini değiştirmekle Everest Dağı’nı iterek hareket ettirmek eşdeğer zorlukta olabilir. Bunun sebebi nedir, bu kısmı bilemem, tartışmak için de yeteri kadar ne zamanım ne de yerim var bu yazıda. Ülke liderleri ironik olarak en bencil insanlar olabilirler. Her ne kadar ülkenin insanları için en iyi kararları vermeleri gerekse de her koşulda kendi isteklerini yerine getirecek, istemedikleri ya da onaylamadıkları şeyleri çoğunluk tarafından istense bile yerine getirmeyecektir.

Daha verebilecek örnekler bulmakla zaman kaybetmketense hatırlatmak isterim ki bu kötülük aslında hepimizin içinde vardır, bu da önemli bir detaydır. Fakat insanı önemli kılan özelliği şudur ki her ne kadar bu kötülüğü içinde barındırsa da buna yenik düşmemek gibi bir kararı, bir seçim hakkı vardır. Ve her ne kadar bu seçime yenik düşmeyen insan grubu var olsa da buna yenik düşmeyi tercih eden grup ne yazık ki çoğunluktadır. Bunun tek açıklaması da insanların doğuştan kötülüğe eğimli olmalarıdır.

(Visited 2 times, 1 visits today)