İpleri Senin Ellerinde

Aynı hatayı iki kez yapamazsın. Evet bir kez olduysa hatadır ama ikinci kez yaptığında artık o hata olmaktan çıkar ve senin tercihin haline dönüşür.

Eve gittiğim de o günkü yorgunluğumu atmak için güzel bir kahve ve beni başka hayatlara götürecek bir kitap yeterliydi. Kahvemi yaptım, kitabımı aldım ve cam kenarındaki yeşil koltuğuma oturdum. Hiçbir şey düşünmeden, bütün stresten uzak o anın keyfini çıkarıyor, kitaptaki karakterlerle bütünleşiyordum.

Bir süre sonra telefonumun sesini duydum. Genelde kendime ayırdığım bu değerli anlarda telefonun sesini kısardım fakat bu gece unutmuş olmalıydım. Arayan çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Bu anı bozmak istemesem de bu telefonu açmamazlık yapamazdım.

Telefonu açtığımda beni ağlamaktan konuşamayan ince bir ses karşıladı. Bir süre ağladıktan sonra titrek sesiyle neler olduğunu anlattı. Şaşırdığım veya daha önce duymadığım herhangi bir şeyden bahsetmemişti. Aynı kişiye verdiği binlerce şans onu mutlu etmiyordu. Hayır diyemediği her teklif onu daha da yıkıyordu.

Dakikalarca telefonda ağladığı halde diyecek tek bir kelime bile bulamadım çünkü nefesimi aynı şeyleri tekrar tekrar anlatarak tüketmiştim. İyi bir insan olup kendini sevdireceğim derken kendinden ödün vermişti. Karşı taraf ne isterse göz yumdu. İşini, kariyerini, arkadaşlarını kısacası hayatındaki neredeyse her şeyi feda etti ve üçüncü kişilerin istediği bir hayat yaşadı. Buna rağmen ona hayır demesi gerektiğini anlatamadım.

Hayır demek, size göre doğru olanı yapmak sizi kötü bir insan yapmaz. Hayatınızın iplerini başkasının ellerine teslim etmeyin. Bir gece birilerini arayıp düzeltemediğiniz pişmanlıklarınızdan dolayı ağlamamak için hayır demeyi öğrenin.

Bir süre telefonda konuştuktan sonra hazırlandım ve onunla buluşmak için evden çıktım. Yoldayken düşüncelerimin arasında boğulmak hareketlerimin aksamasına sebep olmuştu. Kendine güveni olmayan, çevresindekileri para ya da korkuyla yanında tutan biri, böylesine hayat dolu bir kızı gecenin bir körüne telefonda hıçkırarak ağlatmayı başarmıştı.

Aslında bunun olmasına izin veren yine buna izin veren kişiydi. Bu tür insanlar tarafından üzülmeye devam etmemek için hayatımıza sahip çıkabilmeyi öğrenmeliyiz.

Buluşmak için anlaştığımız yere geldiğimde gördüklerim karşısında gözlerimi kaçırdım. Kıpkırmızı gözler, ıslak ve parlak yanaklar mahvedilmiş bir hayatın göstergesiydi ve bunu izlemeye içim el vermiyordu. Karşımdaki güçlü kız beni fark ettiği anda sımsıkı sarıldı. Uzun süre konuşmadan sarıldıktan sonra sokak lambasının sarı ışığı altındaki banka oturduk.

Hem ağlıyor hem kaybettiği yıllarını anlatıyordu bana, Ne söylesem fayda etmiyordu, zamanı geri alamıyorduk. Bunlara üzülmek çözüm değildi. Silkinip ayağa kalkmalıydı. Aslında çok bir şey anlatmasına gerek yoktu. Gözyaşları ve aldığı darp izleri çektiği acının tümünü hissettiriyordu.

O konuşurken buraya gelmeden önce okumaya niyetlendiğim kitaptaki cümleler geldi aklıma. ”Eğer ona bir şans daha veriyorsan kendini bir daha kandırmayı göze alıyorsun demektir. Yerde bulduğum bu notu alıp cebime koydum ve hızlıca oradan uzaklaştım.” Devamında ise bu nottan sonra hayatını nasıl geri aldığını anlatıyordu. İşte bir şeyleri değiştirmek için küçük bir kağıt parçası bile yetiyordu istekli olduktan sonra.

Biraz sakinleştikten sonra ben konuşmaya başladım. Ona bir şans daha vermemesi gerektiğini, böyle bir durumda hayatının geri kalanının nasıl mahvolacağını anlattım. Kendine ait olan bu koca hayatı kimsenin yönetmesine izin vermemeliydi.

Bu konuşmadan sonra rahatlamış ve karar vermiş gözüküyordu. Bu en başında yapması gereken şey olsa da geç olması güç olmasından iyiydi. O geceden sonra ise ogüçlü kadın hayatını yabancı ellerden geri aldı. Daha da güçlü bir şekilde ayağa kalktı.

(Visited 50 times, 1 visits today)