Man in prison

İyi Yönetim, Az Hapishane

İnsanoğlu varoluşundan bu yana her zaman suç işlemiş ve işlemeye devam edecektir. Kabil de Habil’e kıymadı mı? Kıydı. Mahalledeki kıskançlık uğruna elli yıldır aynı yastığa baş koyduğu karısına kıymadı mı? Kıydı. En soğuk havada tek isteği bir parça kuru ekmek olan köpeğe kıymadı mı? Kıydı.

Bu acınası insanoğlu kendini her zaman diğerlerinden üstün tutsa da aslında en acınası varlık oldu. Siz hiç yavrusuna kıyan bir kedi gördünüz mü? Ama biz hiçbir zaman kedinin bile şu üç günlük dünyaya gösterdiği sevgiyi göstermedik, gösteremeyeceğiz. Her zaman bu iki kapılı hanın bitmeyeceğini düşünüp “kendi doğrularımızı” yaptık.

İşte bu yüzden gökyüzünün bile görülmediği küçücük odacıklar döküp taştı. Peki, bunun çözümü ne? Hapishaneleri mi arttıracağız yoksa yeni kanunlar mı çıkaracağız. Hapishane sayısını arttırmak sadece günlük bir çözüm olacaktır ama gelecek nesilleri düşünürsek bu hiçbir işe yaramayacaktır. İnsanları kendi düşüncelerinden, kendi benliklerinden uzak tutmamız mümkün değildir. Bu adaletsiz dünyada kötülük ve iyilik var olmaya devam edecektir ama karanlığı ya da aydınlığı seçmek bizim elimizdedir.

Her birimiz gözlerimizi açtığımızda aslında bembeyaz, tertemiziz. Bu temizliği kirleten yine bizleriz. Yeni kanunlar çıkarmak bu kirliliğinin azalmasına yardımcı olacaktır çünkü insan bencil bir varlıktır. Hayatta her şeyden çok kendine zarar gelmesinden korkar ve sırf bu yüzden o kirlilikten korkar. İnsanları adalete yöneltmek için daha büyük yaptırımlar olması şart. Şu an bile gencecik, tertemiz bir kızı katleden bile sırf takım elbise giyip hallettiği cezayı alamıyor. Daha o ısın annesinin gözyaşları durmadan hiçbir şey olmamış gibi başkalarını hayatını mahvediyor.

Adalet, her zaman iyiliği ödüllendirmek değildir, aynı zamanda kötülüğü cezalandırmaktır da.   Ekonomi ve Barış Enstitüsünün yayınladığı belgeye göre, Dünyada en az suç işleyen ülkelerde İzlanda, Yeni Zelanda, Avusturya bulunuyor. Hatta şaşırtıcı bir şekilde İzlanda’nın aktif bir şekilde polisi, silahlı bir gücü yok. Bu oran ekonomi ile bağlantılı da diyebiliriz. Zengin ve refah içinde ülkelerde suç oranı azalırken fakir ülkelerde bu oran artış göstermektedir. Aynı zamanda cezaların caydırıcı olması da bir diğer etkendir işte tam bu noktada yeni kanunlar çıkarmak etkili olacaktır.

Hapisten çıktı, boşandığı eşini öldürdü…”

Hapisten çıktığı gün, iki cinayet işledi…”

Hapisten çıkar çıkmaz, daha önce gasp ettiği kişiyi yine gasp etti…”

Bu haberler genellikle, “bir kadın cinayeti daha” ya da “tahliye cinayet getirdi” gibi başlıklarla işleniyor.

Madalyonun bir de öteki yüzü var: Bu insanlar niçin özgürlüklerine kavuştuktan sonra yeniden suç işliyor? Özgürlük onlar için çok değersiz bir şey mi? Ya da onlar özgürlük deyince başka bir şey mi anlıyorlar? Türkiye’de hapisten çıkan bir kişinin yeniden suç işleyip hapse girme oranı yüzde 40’ın üzerinde. Aynı suçu işleme oranı ise yüzde 30. Neden? Bu demem oluyor ki huylu huyundan vazgeçmeyip aynı şeyleri tekrarlama eğiliminde bulunuyor. Sadece ve sadece, caydırıcı cezalar ile toplumda düzeni sağlayabiliriz.

(Visited 7 times, 1 visits today)