Kâbus

7 yaşındayken anlamsız bir kâbus görmeye başladım. Şu zamana kadar sürekli aynı kâbus. Bu kâbusta sürekli karanlık bir odada uyanıyorum, yürümeye başlıyorum, kapıyı açıyorum, heryer karaıyor ve bir çığlık duyuluyor sonrada uyanıyordum Bir kere doktora gitmiştik. Normal bir şey olduğunu korku filmlerini izlemeyi kesmemi falan söylemişti.

Yine bir akşam kâbus yüzünden uyanmış kitap okuyordum. Kitaba o kadar dalmıştım ki satin kaç olduğunu fark etmemiştim. Alarmımın çalmasıyla olduğum yerde zıpladım. Okula gitmem gerektiği için sızlana sızlana kitabımı bıraktım.

Okul için hazırlandım, servise bindim, derslere girdim ve normal bir gün geçirdim. Akşam eve geldiğimde annem ve babamı bir şeyi tartışırken buldum ve dinlemeye başladım. Annem ‘’Hayır bu evi seviyorum bu evden taşınmamıza gerek yok.’’ Diyordu babam ise ‘’Bu ev çok eski yeni evimiz bundan daha güzel olur. Hem belki kızımız da taşınmak ister. Oylama yapalım hangi karar kazanırsa o kararı uygularız.’’ dedi. Benim kararım çoktan belliydi. Bu evden taşınmak istiyordum. Bu evde her ne kadar iyi anılarımız olsa da yeni bir başlangıç herkes için iyi gelecektir değil mi?

Ertesi hafta eşyalarımızı topluyorduk. Yeni evimizde çatı katı bana ait olacaktı, taşımanın iyi bit fikir olduğunu biliyordum. Koskoca çatı katında sadece ben her şey bana ait bir rüya gibi. Rüya demişken son günlerde kâbuslarımın sayısı artmıştı. Aynı kâbusu tekrar ve tekrar görüyordum. Odama tekrar gelirsek üç gün önce yeni mobilyalar almıştık tamamen baştan yaratacaktım odamı.

Yeni evimize yola çıkacağımız akşam uyuyamamıştık uyumuyor olmama rağmen kâbusumu görüyordum. Araba yolculuğu çok yavaş geçmişti. Uyumak istememe rağmen uyuyamıyordum. Yolculuk boyunca iki kere durmuştuk ikisinde de çok eğlendiğimi belirtmem lazım.

Eve vardığımızda içime garip bir his geldi. Çatı katına çıkarken iyice gerilmeye başlamıştım. Her şeyi inceliyordum. Sonunda çatı katına ulaştığımda tanıdık bir yer olduğunu fark ettim. Kâbuslarımda gördüğüm koridorun bu olduğunu anlamam çok sürmemişti. Fakat bir tesadüftür herhalde diye geçiştirerek odamın olduğu kapıyı evin planlarından bakmaya başladım. Tam karşımdaki kapının benim odam olduğunu öğrenmemler dehşete düşmem bir oldu. Belki kâbuslarım bir uyarıydı belki hiç taşınmamalıydık. Kapıya doğru ilerlemeye başladım. Kapıya vardığımda kapı kolunu tuttum ve açmaya başladım. Açtığımda garip hissetmeye başladım. Bütün dünya sessizliğe büründü. Bu yardım çığlığını bir tek ben mi duyuyorum? Aşağı kattan geliyordu ama etraf hala karanlıktı. Işık kaynağı olması için fenerimi açtım. Merdivenler doğru yürürken çığlık sesi tekrar geldi. Bu sefer benim odamdan geliyordu. Arkama baktım ve çığlığın sahibini gördüm.

‘’Kestik!’’ diye bağırdı yönetmen. ‘’Arkana öbür taraftan dönmen geriyor.’’ diye sordu. ‘’Tamam, karıştırdım özür dilerim ama bu taraftan dönmek daha rahatıma gidiyor ne yapabilirim?’’ diye sızlandım. ‘’Neyse sonraki gün çekimlere devam ederiz, geç oldu. Sende yarın dikkat etsen iyi edersin saatlerdir bu sahneyi çekmeye çalışıyoruz.’’ Bende bu sahneyi çekmekten yorulmuştum zaten. Setten çıkıp evime doğru yol aldım.

(Visited 5 times, 1 visits today)