Kaçak Sorgu

Saçma ve sıkıcı geçen bir günün ardından yine arkadaşlarımın yoğun isteği üzerine okul çıkışı ilk defa göreceğim bir yere gidiyoruz.Çok iyi gitmeyen derslerimi toparlamak bir yandan da annemlerin psikolojik baskısına mağruz kalmamaya çalışarak arkadaşlarımla takılmaya çalışıyorum.Biraz bizimkilerle sohpet edip kafamızı dağıttıktan sonra bizimkilere veda edip eve gitmek için otobüs durağına doğru yürümeye başladımYaklaşık durağa doğru bir kilometreye yakın yürüdüm. Yürürken de aklıma eski kız arkadaşımdan tutunda gelecekte hangi mesleği seçeceğim hatta seçebileceğimi düşünüyorum.

Durağa geldim ve telefondan otobüsün ne zaman geleceğine baktım. Sanırım uygulamalar arasında sosyal medya dışında en çok işe yarayan uygulama bu otobüs uygulaması olabilir.Telefona baktıktan sonra daha varmış dedim ve şarkı dinlemeye karar verdim. Ben hangi şarkıyı dinlesem diye seçerken bir anda yağmur çiselemeye başladı ve otobüsün durağının kapalı alanı ben yağmuru fark edene kadar dolmuştu bile. Kapşonumu kapattım ve en azından saçımın bozulmaması için uğraştım. Çok ıslanmadan otobüs geldi ve herkes yağmurda ıslanmamak için birbirini ittirerek otobüsüne bindi.
Ardından durak durak sayarak ev için ineceğim durağı bekliyorum. Yaklaşık yarım saat süren sıkıcı yokculuktan sonra eve vardım. Evin ışığı yanmıyordu kapıyı çaldım, kimse açmadı. Babamı aradım ve nererede olduklarını sordum ablamın kütüphanede, babamda annemle yemekte olduğunu söyledi. Ne güzel ya herkes kendi kafasında. Neyse artık ev boş yatağa zıplarım video falan izlerim artık.
Bir anda evin İçinden kırılma sesi geldi. Nası yani? Babam evde kimse yok demişti ayrıca ışıklarda yanmıyor.Anahtarı cebimde ararken olanı düşünmekten kendimi alı koyamıyordum. Sessizce hiçbir şey olmamış gibi kapıyı açtım. Hiçbirini tanımadığım birden fazla yüz! ”Siz kimsiniz?” diye bağırdım. Çok korkmuştum hepsi bir anda bana döndü. Onlarda ne olduğunu anlamadı. ”Burası benim evim siz buraya nasıl girdiniz?” diye bağırmaya devam ettim. Işıkları koşar adımla açtım. Birisi koşarak üstüme geldi ve ağzımı kapatmaya çalıştı. ”Sakin ol, sana zarar vermeyeceğiz” dedi. Biraz sakinleştim aslında çünkü; eğer hırsız olsalar maske takarlardı veya gizlice zarar vermeye çalışsalar çoktan yapabilirlerdi benden iri duruyorlardı ki üç kişilerdi zaten. Üstelik birisi kızdı.

Onlara sakinim dermiş gibi kafa salladım. Ağzımı bıraktı çocuk ve diğer ikisine eşlik edip salondaki koltuklarımıza oturdular. Etrafta bir an kamera arayasım geldi. Ben de bir yere oturup sakin bir dille benden ne istediklerini sordum. Eski kız arkadaşım Sena için gelmişlerdi. İstemsizce güldüm. ”Nasıl yani?”, ”Gerçekten mi?” , ”Şaka mı yapıyorsunuz?” gibi ondan fazla soru sordum. Biz Sena ile ayrılalı yaklaşık bir ay olmuştu ve neden şimdi evimi basan Sena’nın kankalarıyla ben konuşuyordum ki? Evet dürüst olalım ”Sena’mı” unuttuğum söylenemez ama sonuçta aradan bir ay geçmiş neden şimdi ve bu durumda konuşuyoruz bunu. ”Konuşmak istemiyorum bu konuyu. Evet hala seviyorum doğru, ama tekrar onunla olmak istediğimi sanmıyorum” diyerek çıkıştım. Aralarındaki tek kız bana biraz onunda beni özlediğini falan anlattı, en azından denedi. Ben daha fazla dayanamadım, ”Evime filmlerdeki gibi girdiğiniz yetmiyormuş gibi birde bana boşa ümit veriyorsunuz çıkın gidin evimden!” dedim bir anlık sinirle. Erkekler dünden razı gibi ”sen bilirsin” tavırlarında çıkıp gittiler. Kız son kez döndü, gözleriyle bana ”Emin misin?” dermiş gibi hareket yaptı. Ben de ona başımı sallayarak cevabımı verdim. Böylelikle yatmadan önce günlüğüme yazacağım bir olay daha başımdan geçti ve başlığı bile buldum: ”Kaçak Sorgu”

(Visited 52 times, 1 visits today)