Kaçınılmaz Son

İnsanın kendinden ettiği şüphelerden en büyüğüdür yalnızlık. Hep kusuru kendinde arar, diğerlerinin yaşadıkları kocaman hayatlara niye bir seni sığdıramadıklarını idrak etmeye çalışırsın. Düşünürsün, düşünürsün ancak yine başladığın yere geri döndüğünü görürsün en sonunda. Bir şekilde sevmemişlerdir seni, tam bir nedeni yoktur aslında. Bir baba berk bir kaya misali ne olursa olsun çocuğunun arkasında durmaz mı? Bir anne evladını şefkatli elleriyle niye sarmaz? Bir yoldaş nedendir ki kader arkadaşına ihanet eder?

Bu ve bunun gibi daha birçok soru… Kafanın içinde döner döner durur. Akla mantığa sığacak nitelikteki sorular değildir, cevabını ancak eylemin kendisini yapan bilebilir. Hatta belki onun da bir fikri yoktur, bilemezsin. Artık çoğu şeye anlam yüklemekte zorlanırsın, hayatında anlamlı bir şey kalmamıştır çünkü. Sevildiğini hissetmemek ne çok incitir insanı, yetememe hissi ve bununla birlikte gelen öz güvensizlik… İnsan öz saygısını yitirir adeta. Yaptığı hiçbir şey hiç kimse tarafından değer görmüyordur, yaptıklarından mutlu olmayı bilemez. İnsanların adeta beynine empoze ettiği öz yıkıcı ifadeler artık onlar için bir yaşam tarzı hali gelmiştir. İçine işlemiştir artık bu sözler, kuş gibi kanatlanıp gidemez ; kapana kıstırılmıştır.

Bunun yanında, kendinin yanında sadece yine kendisi olduğunu bilir, kendi kendine vakit geçirmek bir süreden sonra o kadar da kötü değildir aslında. İnsanlardan alamadıklarını kendinde bulursun. Kendi kendinin en büyük destekçisi, sırdaşı, yol arkadaşı olursun. İnsanın kendi benliğine ihanet etmesi, onu yarı yolda bırakması imkansızdır. Bundan dolayı sınırlarını da çizmen gerekmez, olduğun halin yeterince tatmin edicidir. Kendi kendine olmanın verdiği sakinlik vardır etrafta; sessiz, gürültüsüz. Kendi iç sesini dinleyip ne yapmak istediğine, bu hayatta kendini mutlu edebilecek insanın yine kendin olduğu sonucuna varırsın. Sadece kendin için çabalar, kendi arzularını yerine getirmek için elinden geleni yaparsın. Bir insani kendi için verdiği çabadan başka ne mutlu edebilir ki? Bir şeyler başardıkça güçlenir, başarmanın verdiği doyumsuz hazla devam edersin. Hep yeni başarılar, yeni deneyimler ve yeni maceralar peşinde koşar bu dünyada sahip olduğun tek varlığın olan benliğini geliştirmek için hep daha iyiye adımlar atarsın.

Demem o ki, yalnızlık insanlara adeta bir virüs gibi yayılmış bir duygudur, hemen hemen herkes yalnızlığı çoğu zaman iliklerine kadar hisseder. Bazıları kalabalıklar içinde kendini yabancı bulur, bazılarının etrafında kimse kalmamıştır, bazıları ise kazığı dünyadaki en önemli varlık olan aileden yemiştir. Sonuncunun durumu vahimdir ancak günün sonunda aslında herkes yalnızdır. Önemli olan yalnızlığı nasıl yöneteceğini bilmek, daha iyi bir sen oluşturabilmek için çabalamaktır. Unutulmamalıdır ki; biz bu hayata bir kere geliyoruz ve bize bahşedilen bu tek şansı dolu dolu kullanıp günün sonunda bizi evde karşılayan benliğimizi gururlandırmalıyız, onu yarı yolda bırakmamalıyız.

Yalnızlık Pandemisi" Başladı... » Marketing Türkiye

(Visited 12 times, 1 visits today)