Kafamızdaki Eşitlik

Toplumlarda cinsiyet ayrımı günümüzde hala yapılmaktadır. Kültürel, ekonomi, siyasi vb. her konuda cinsiyet ayrımı yapılmaktadır. Bir konuda kadın daha üstün tutulurken diğer konuda ise erkeğin üstün tutulduğu durumlarla karşı karşıya gelmekteyiz. Toplumda dengesizlik olması düzeni bozmaya sebep olur. Fakat zaten düzeni olmayan bir toplumu nasıl karışıklığa sürükleyebiliriz ki?

Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. Zaten kadının erkekten hep daha geri planda olduğu bir geçmişimiz var.  Günümüzde de toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı gelen bir güruh var. Artı olarak yaşamdaki hiçbir örneği dikkate almayan veya toplumsal cinsiyet eşitliğinin ne anlama geldiğini bilmeyen insanlar bunlar. Bilmeyenler için açıklayayım; Cinsiyet birey açısından, yaşamın daha ilk yıllarından itibaren toplumsal bir kategori olarak da anlam kazanmaya başlar. Takip eden yıllarda bireyin biyolojik cinsiyetini merkeze alan bir anlayış düşünüş-yaşama dünyası inşa olunur.  Toplumsal cinsiyet, bireyin belli bir cinsten olduğuna ilişkin bilgiye, bu bilgi dâhilinde olmak üzere toplumsal düzlemde bireyden beklenenlere ve toplumda bireye biçilen konuma işaret eder.

Fakat ne var ki, bu terimlerde anlam kazanan biyolojik boyut ile biyolojik yapıda temellenen toplumsal boyut birbirlerinden çok farklı şeylerdir. Biyolojik olarak her birimiz er ya da dişi olarak doğar ve bu verili özelliğimizi değiştiremeden -tıp biliminin gelişimine paralel gerçekleşen istisna durumlar bir yana- tüm yaşamımız boyunca sürdürürüz. İkinci duruma, cinsiyetimizin toplumsal boyutuna gelince, bu, verili bir özelliği değil gündelik eylemlerimizle gece gündüz oluşan inşa edilen şeyi ifade eder. Daha doğduğumuz anda bu inşa sürecinin nesnesi oluruz. Doğumu takiben, hemen hiç gecikmeden, biyolojik cinsiyetimiz ekseninde oluşup anlam kazanan bir davranışlar örgüsünün mensubu haline getirilir.

Doğacak çocuğunuzun cinsiyeti belli olduğu andan itibaren ne giyeceğine, hangi renk odası olacağına veya oyuncaklarına kadar karar veriyorsunuz. Ayrıca bu sadece çocuğun cinsiyeti belli olduktan sonra başlayıp hep devam eden bir olaydır. Davranışına, konuşma tarzına veya en basitinden arkadaşlarına bile sınırlandırma geliyor.  Toplumsal eşitliliğin düzeni sağladığı gerçeği göz ardı edilemez ancak toplumsal eşitlik olmayan topluluklar ise her şeyi red etmeyi seçer. Göz ardı ettiğiniz ve ne kadar konusu açılsa da umursanmayan olaylar oluyor. Bu zamanda muhalefet ediyoruz, hapsediliyoruz, direniyoruz. Her geçen gün kazanılmış haklarımızın elimizden geri alınmasına yönelik saldırılarla karşılaşıyoruz, hak taleplerimiz ve politik sözümüz yok sayılıyor ve marjinalleştiriliyor. Bu hareket kazanılmış haklarımıza yönelik bir tehdit değil, temelini şeriattan alan hükümlerin gündelik hayata dayatılmasına dair bir ön yoklamadır laiklik ilkesi, demokrasinin, din ve vicdan özgürlüğünün, özgür düşüncenin ve hukuk birliğinin olmazsa olmaz koşuludur. Bu doğrultuda sizleri, görevli bulunduğunuz çatı altında görev ve sorumluluklarınızı hatırlamaya, medeni kanun’a sahip çıkmaya ve insanlık onuruyla bağdaşmayan ve ayrımcı maddeler içeren islam kalkınma örgütü kadının ilerlemesi teşkilat tüzüğü’nü red etmeye ve çok fazla karşı çıkılan hakları görmeye davet ediyorum.

(Visited 2 times, 1 visits today)