Kaybetmeden Bilelim

Sahip olduklarınızın kıymetini bilin. Özellikle, birkaç aydır uğraşmakta olduğumuz Covid-19 virüsü nedeniyle özgürlüğümüzün,  sevdiklerimizle vakit geçirebilmenin  -aslında en çok da sarılabilmenin- sağlığımızın, hatta sıkça şikayet etsek bile okulun, aldığımız eğitimin ve tabii ki kolonyanın paha biçilemez değerini fark etmeye zorlandık. Sebebi ve sonuçları çok ağır da olsa bu zorlanışın bir veya iki güzel etkisinden biri de bu budur diye düşünüyorum. Doğanın kıymet bilmeyen insanlara yaptığı bir uyarıyla karşı karşıyayız. “Günümüz insanı, her şeyin fiyatını biliyor; ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor.” demiş Oscar Wilde; işte şimdi herkese fırsat , elimizdekilerin değerini öğrenebiliriz.

Sahip olduklarınızın kıymetini bilin. Evlerimizden çıkamadığımız bu günlerde özgürlüğümüze pek bir düşkün olduğumuzu söyleyebilirim. Tutsak ettiğimiz hayvanları görmek için hayvanat bahçelerine yaptığımız gezileri özledik. Sevdiklerimize sarılabilmeyi, belki de kalabalıkta yürürken omzumuza biri çarptığında ama özür dilemediğinde yanımızdaki arkadaşımıza dönüp “Hiç insanlık kalmamış ya!” demeyi bile özledik. Pikniğe gidip mangal dumanından, alışverişe gidip kalabalıktan, aylardır beklediğimiz filme bilet arayıp da bulamamaktan şikayet etmek bile artık güzel zamanları simgeliyor, suratımıza hasret dolu bir gülümseme yerleştiriyor. Özlem ya hayatımıza değer katıyor ya da değerli olanları görmemizi sağlıyor. Oyumu vazgeçmek durumunda kalmadan hayatındakilerin değerini bilenlerden yana kullanmak istiyorum.

Sahip olduklarınızın kıymetini bilin. Doğduğumuzdan beri sahip olduğumuzdan mıdır bilinmez canımızın çok da bir değeri yok, eğer kaybetmekle karşı karşıya değilsek. Sağlığımızın yerine birçok şeyi tercih edebiliyoruz. Sağlığımıza sarılmak için bir salgına ihtiyacımız yok, Covid-19 dışında sağlığımızı tehdit eden hastalıklar da vardı. Hayatımızın her anında şu anki kadar hijyenimize, yaptığımız egzersizlere, yeme-içme ve uyku düzenimize dikkat edersek sağlığımızı koruyabiliriz ve olası salgın durumlarına daha hazırlıklı oluruz.

Sahip olduklarınızın kıymetini bilin. Ben de bir öğrenci olarak söyleyebilirim ki okul her gün adına şükrettiğimiz bir kurum değil. Belki de ‘değildi’ demeliyim. Uzaktan eğitim sistemi gelişmekte olan kullanışlı bir sistem de olsa öğretmenlerimizi, arkadaşlarımızı görmeyi, yüz yüze sohbet etmeyi, ders işlemeyi ve hatta yemekhane sırasında beklemeyi özlemle anmak beklediğimiz gibi keyif vermedi. Okula şikayet ederek gittiğimiz her gün bugünleri hatırlayarak okulun, eğitimin değerini hissetmek en içten dileğimiz diyebilirim. Okulun derslerden öte olduğunu yeni yeni zor yoldan anlıyoruz. Okul, öğrenciler için sosyalleşilecek en temel ortamlardan biridir ve anladığımız kadarıyla eziyet değil eğlenirken öğrendiğimiz, sadece derslerden değil hayata dair her konuda eğitim aldığımız   -gerçek anlamıyla- ikinci evimizmiş.

Sahip olduklarınızın kıymetini bilin. Aslında hayatlarımız ne kadar acınası görünüyor olursa olsun her zaman mutlu olmak için sebeplerimiz olmalıdır. Değer vermek, değerli olmak; değerli olmak ise mutlu olmak değil midir? Ne kadar ufak, kötü, değersiz görünse bile sahip olduklarınıza değer verin ve değerlilerinizin farkına varmak için onlardan olmayı, vaz geçmeyi beklemeyin. Sahip olduklarımızın kıymetini kaybetmeden bilelim.

(Visited 57 times, 1 visits today)