Kelebeğin Kötü Büyüsü

Başkalarının verdiği kararlar üzerine doğar insan. Kimse ona sormaz dünyaya gelmeyi isteyip istemediğini. Daha doğduğu gibi ağlar sanki hissetmiş gibi nasıl bir yere düştüğünü ve sürdürür bu ağlayışı bitene kadar arayışı -yalnızca arayış tamamlandığında bitebilir ağlayış ve ne yazık ki herkes tadamaz bunu.

Nedir peki arayışı insanın? Herkesten daha iyi olmak mı, hep çok sevilmek mi veya bulmak mı huzurunu annesinin söylediği şarkıların? Bilinmez. Zaten değişir durmadan ve değişecektir de insanın varoluşu sürdükçe.

Sonra güler insan. İlk gülücüğü bazen bir kuşadır, babasının elini tutuşunadır veyahut en sevdiği oyuncağınadır. Kısa sürer gülüş ama hep hatırlanır.

Yeni insanlar tanır, yeni hisler tadar, yeni serüvenlere çıkar. Yeni benlikler yaratır kendine ve gizlenecek kuytu köşeler öğrenir her geçen gün. Hem çok güler hem çok ağlar. Ve en güzel anılar hep çocuklukta saklıdır.

Büyüdükçe tanır dünyayı, rüzgarı, kelebekleri, ağaçları, taşları. Ama tanıyamaz insan insanı, korkar. Gariptir çünkü insan, kaçar toplumdan ama bir o kadar da benzer topluma.

Hayal kurmaya başlar, idealler ve hedefler koyar kendine. Ancak tüm bunlardan çok uzaktadır. Toplum tabularına paralel, ailesinin veya sevdiklerinin onun için uygun gördüğü yaşama sürüklenmiş, beklentiler içinde kaybolmuştur.

Bunu fark ettikten sonra arayış gittikçe artar. Neyi aradığını da bilmez. Bilemedikçe ürker, ürktükçe verimsizleşir, çaresizleşir, yetersizleşir. Kendi bilincine yeterince varamayan zihin, insan oluşun gerekliliğini karşılayamaz artık.

O tanıdığı rüzgar ve kelebekler gelir sonra aklına. Bir kelebeğe dönüşmüştür kötü bir büyünün içinde hapsolmuş, savrulur durur rüzgarda. Öyle bir savruluştur ki bu, kendini yolda görse tanıyamayacağı hale gelir en sonunda.

Bir gün yok olacağını bilerek oyalar kendini tıpkı o kelebekler gibi. Arayışı ufacık bir anlamdır belki de bu sonsuz anlamlı ve sonsuz anlamsız varoluşunda. Bulduğu anlamlara yeni hayatlar üfler, canlandırır. Böylece sonlu varlığı biraz daha anlam kazanmış olur sanki az da olsa.

Düşünür: Yok olmak nedir, nasıl olur?  Bulamaz bir cevap. Zaten bilir, bunun kararını vermek bile düşmeyecektir ona. Rüzgar ne zaman dinerse, o zaman bitecektir tüm bu esaret. Karar verir: Tüm bunlar sadece bir kelime oyunudur. İnsan var olmaya mahkumdur.

 

(Visited 9 times, 1 visits today)