KIRMIZI ARABA

Her gece yatağıma yattığımda geçmişimi düşünürüm. Eskiden nasıl yaşadığım, neler yediğim, nasıl vakit geçirdiğim… Bazen eskiden kurduğum hayaller de gelir aklıma. Çocukken hayalini kurduğum şeylerin çoğu gerçekleşti. Gerçekleştiremediğim hayallerimin en önde geleni ise çocukluğumdan beri hayalini kurmakla kalmayıp resimlerini çizdiğim, rüyalarımda bile gördüğüm kırmızı renkli, klasik, üstü açık bir arabaydı. Artık her şeyi satın alacak param vardı ancak bu arabayı ne benim ne de başkalarının gidip herhangi bir galeriden ya da kolay kolay sahibinden satın alma şansımız yoktu. Çünkü bu araba 1950’ de bizim ülkemizde sadece birkaç tane üretilmiş ve adeta kapanın elinde kalmıştı. O günden bu güne kadar da hiç kimse kolay kolay arabasını satmaya yanaşmamıştı. Yıllardır internette bu arabalardan birinin hiç değilse bir kez satış ilanını görmek için neler vermezdim!
Nihayet bir gün internette acil kodlu bir ilan gördüm. İlanda sahip olmak için yıllardır yanıp tutuştuğum arabanın resmi ve altındaki metinde de aracın altı saatliğine internette açık artırmaya çıkarıldığı yazıyordu. Hemen saatime baktım. 12:30’ gösteriyordu. Açık arttırma başlayalı beş buçuk saat olmuştu ve internette teklifler havada uçuşuyordu. Hemen açık artırmaya ben de katıldım. Arabanın bana hangi fiyata mal olacağı hiç umurumda değildi. Çünkü iş hayatında olduğum yirmi yıldan bu yana gerek zekam ve çalışkanlığım gerekse şansım sayesinde artık Türkiye’nin en zengin iş adamlarından biriydim ve yıllardır beklediğim bu şansı elimden kaçırmak istemiyordum. Ben teklifi artırdıkça rakiplerim birer birer açık artırmadan çekilmeye başlamışlardı ve nihayet son rakibimi de hatırı sayılır bir teklifle pes ettirmeyi başardım.
Yeni aldığım arabanın tüm işlemlerini internet üzerinden hallettikten sonra aracımı almak için buluşma noktasına gittim. O da ne? Gözlerim beni yanıltıyor olamazdı. Aradan o kadar zaman geçmiş olmasına rağmen, geçen yıllar da beni yanıltıyor olamazdı. Gerçekten de çocukluk aşkım karşımda duruyordu. İnternette araç sahibi ile yazışırken bir an için irkilmiştim. Ama karşımdaki bayan gerçekten de çocukluk aşkım olamazdı. Muhtemelen çoktan evlenmişti ve artık eşinin soyadını taşıyor olmalıydı. Çocukluk aşkımın ismi ve kızlık soyadı ile olan bu isim benzerliği sadece bir tesadüf olmalıydı. Bütün bunları kısa bir süre aklımdan geçirdikten sonra yine arabaya odaklanmıştım. Ama isim benzerliği olarak yorumladığım bu hoş tesadüf meğer beni gerçekten de çocukluk aşkım Zeynep’e getirecekti. Öyle de olmuştu. İşte tam karşımda duruyordu babamın tayini nedeniyle küçük yaşta ayrılmak zorunda kaldığım çocukluk aşkım. O da benim gibi hiç evlenmemişti ve yıllardır özlemini çektiğim arabayı bana teslim etmek için karşımdaydı…

(Visited 163 times, 1 visits today)